Elbet Bir Gün Buluşacağız

Gece Gündüz
A A

Elbet Bir Gün Buluşacağız

Değişiyoruz günden güne eksilmekten gocunmayıp, çokluklarımız gözümüze bata bata… Önce sevdiklerimiz, ardından sevdiğimiz eşyalar, sonra mimikler, duygular… Derken bir bakacağız ortada söz edilecek insan zerresi kalmayacak.

Böyle zamanlarda insan, şu yıllar yılı dillere pelesenk olmuş “Kefenin cebi yok.” öğretisini söyleyeni bulup tutup kolundan bir terziye götürüp diyecek ki:

“Bak kardeşim bu terzi, veriyorsun buna ölçüyü, o her boya ve ene göre bir kefen tasarlıyor. İstersen cebi öne ya da arkaya koyabiliyor ama sen ön tarafa koydur, ne olur ne olmaz… Maazallah yanlışlıkla arka tarafa koydurursun, sonra alacağım diye uğraşırsın, bir de arkandan rivayetler alır gider; ‘Er/Hatun kişi mezarında ters döndü’ diye. Sonra bir bakarsın kefenin cebi yırtık, gitti bütün uğraş. Bunun dönüşü de yok, giydin bir kere. Üstüne üstük yıkayıp pakladılar, bir güzel de pamuğu tıktılar hayalinde canlanan uzuvlarına. Buradan çıkış yok göndermeli 9 tahta versiyonu da bir güzel yerleştirildi. Artık iş hocanın son dünyevi çağrısı olan talkıma kalmış.”

“Düşün, mezarının başında bir kalabalık; herkes bir ucundan tutup seni bir hızla yerli yerine yerleştirme derdinde. Tamam, araba belediyenin olabilir de bir sen değilsin ki kardeşim şu ülkede ölen… Adam da başka bir cenazeye yetişecek haberin var mı senin?”

“Neyse, onca kalabalık içinde birini sezer ruhun, o da kim? Cepli kefeni diken terzi dikilmesin mi başında! ‘O kadar diktik, bakalım yakıştı mı acaba diye yakından görmeye geldim.’ dercesine bir edayla atıyor da atıyor toprağı. Hoop! Birader, tamam öldük de tahtaya kondurmadık son busemizi. Dur bakalım, daha ruhum bedenden ayrılmadı. Dünyalık meselelerim toprak üstünde kalmış olabilir ama bu dünya fani ey terzi! Sana ‘Hakkınızı helal ediyor musunuz?’ diye soran bir kul iken, bir de onu yaratanın suali var; o zaman ne cevap vereceksin, diyecek misin ki:”

“Cep yahu bu, işlevi aynı; ha akarda olmuş, ha önde… Neticede sen ölüp gideceksin, ardında kalan bu Cemaat-i Müslimin demeyecek mi bana; ‘Ey terzi, oldu mu bu iş?’ Biz onca yıl nutuk attık, ‘Kefenin cebi yok!’ diye. Sen şimdi bizi üç kuruşluk mirastan da men edeceksin. Yok kardeş, sen yerli yerine yerleştin; bırak toprak üstündekiler rahat etsin.”

“Ah ulan terzi, son dünyevi mesajını kondurdun mezar taşıma; kul ölür sen hesap gününü hatırla!”

Pericihan Cansu Saykal

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...