Benim Sana Geldiklerim

Gece Gündüz
A A

Benim Sana Geldiklerim

Umut, insanların en büyük geçim kaynağı, açlık sınırın bir tık aşağısı. Sahiplenilen güzel gelecekler ve hiçbir zaman sahiplenilemeyen rüyaların ana temeli. Kirpiklerin başladığı yerden ufuklara kadar uzanan, geniş bir yelpazeye sahip olan ve her bireye göre değişen bu umutlar ikiye ayrılır:

Karartıdan öte aydınlığa ulaştıklarımız ve benim sana geldiklerim.

Karartıların tam içinde, beyaz bir bulut eşliğinde, şahlanan hayallerle, istek ve arzularımızın Ütopya’sına giden yolda, karşılaştığımız acılara sonrasında bulduğumuz ışık yığınlarına umut deriz. Bu umutlar, açlık sınırının bir tık aşağısında olup fakirin ekmeği, zenginin sermayesidir. Özletilen tüm yanlışların düzeltildiği ve imkansızlıkların rüya kümeleri tarafından süslendiği koca ülkelerdir. “Belki”lerle başlayıp “Biliyorum olacak” gibi ifadelerle devam eder. Umudun her tonuna körü körüne bağlı olan insanlara gerçekleri anlatmak zor ve kimi zaman tehlikelidir. Bu ütopik yaklaşımlar günümüzde birçok insanın canını yakmakla beraber yayılan ışık demetleriyle birçok insana da dermandır. Bazı alimler tarafından iyileştirici etkisinin görüldüğü söylenen bu ışık demetleri, dünyanın bir kısmına derman olurken bir kısmına veba olmaktadır.

Dünyada umudun geldiği ve gittiği yer tartışılırken, benim sana geldiğim yer bir umudun kanadıdır. Bu netliğin en önemli kanıtı, seni düşündüğümde ayağımı yerden kesip beni uçuran güzel hisler… Uzakta olduğunu bilip, hatta beni hiç sevmediğini öğrenip bunlara aldırmadan gözlerim kapalı, bir umuttur kuşun kanadı, beklerim seni. Benim sana geldiklerim literatürde faklı söylemlerle karşımıza çıkarken, benim senden gittiklerimi hiçbir kelime karşılayamaz. Hangi halk hikayesi olduğumuz belirsizken, söylediğimiz türkünün de ismi hala tespit edilememiştir. Kısacası anonim bir umudun iki yolcusuyuz, etrafımızda lavantalar ve bulutlar. Bu büyük lavanta ve bulut hükümdarlığını en ince ayrıntısına kadar ayakta tutan sevda, yürüdüğümüz acılı yolda üstümüze başımıza bulaşmıştır. Bilinen en eski bulaşıcı hastalık olan sevdanın karşımıza çıkardığı duvarlarla, kendimizi bildik bileli hep savaştık. Duvarların arkasında cennet bahçeleri olduğuna inandırıldık. Bu inanışların en güçlü kaynağı yine umuttur. Kaynağını umuttan alan her inanış, dikenleri bol yolları bizlere sunar ve bu yolda açılan yaralar hiçbir zaman iyileşmez.

Doğrudur, benim yaram hiç iyileşmedi. Benim umudum, vebamdır. Bu güzel hayaller ülkesinde hep ben soylu kişiyim, sen beni uyutan zehir. Zehrin etkisi bir öpüşle geçmeyecek kadar ağır. Sensizken umudun kanadı kırık. Senin sözlüğünde beni karşılayan hiçbir kelime yok, benim sözlüğümde ise her kelimenin içinde biraz sen… Bunu bilip bir de beklemek, işte şimdi bir umuttur veba ve bir sen kaldın kanayan yaram. Güneştir tüm çocukları yeniden doğuran ve umuttur ana sütü kadar etkili olan. Bana kapıyı pencereyi kapattıran bir sevdadır ve bulunmayan yegâne dost da umuttur. Kendini bir yokla bakalım benden boyca uzun olan sevgili, sende mi kaldı umutlarım ve hayallerim?

Damla damla düştüm umutların tepesinden. Güneşi ararken karanlıklara kaldım. Karanlıkların içinden seslendim de avcılara yakalandım. Bir elime cehennemi verdiler bir elime yasaklı elmayı, kovuldum cennetten de sana vardım. Seni cennet belledim, arkamda umudun ışıkları ve bir akşam gittin. Söyleyin, artık güneş doğmasın. Yokla bakalım kendini benden boyca uzun olan sevgili, sende mi kaldım?

Özlem Deniz Özer

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...