28 Aralık 1998

Gece Gündüz
A A

28 Aralık 1998

“Sevgili günlük;
Bugün öleceğimden eminim. Yaklaşık bir haftadır tuhaf rüyalar görüyorum ve inanılmaz bir uğultu ile uyanıyorum. Geceleri yatağımda ikinci bir nefes hissediyorum bazen de yürürken birinin beni takip ettiğini… Geçen sabah kahvaltı masasında otururken arkamdan birinin bana dokunduğunu fark ettim. Çok değil, kısa bir süre sonra öleceğim.
28 Aralık 1998”

Bunları huzursuz geçen gecenin ardından sabah uyanır uyanmaz günlüğüne yazdı. Oturduğu sandalyede sadece ölümü hissediyordu. Ayağa kalkıp pencereye baktı. Sakin adımlarla ilerleyip pencerenin önünde durdu. Bir dergide insanların ölecekleri zamanı hissettiğini okumuştu. Bu yüzden içinde korkulu bir telaş vardı.

Günlüğünü ve not defterini çantasına koydu. Büyük salondan çıktı, kapıya doğru yöneldi. Kırmızı kabanını portmantodan çıkarıp giydi. Telaşını saklayamadan hızlı adımlarla evden çıktı. Komşularının selamını görmezden gelip yürüdü. Ne kadar hızlı yürüyebiliyorsa o kadar hızlı yürüdü. Caddeye indi, bir taksi çevirdi. Biner binmez yarı titrek bir sesle mezarlığın adresini söyledi. Onun için en uzun yolculuk olacaktı. Yanından geçip giden ağaçlara bakıyor, ölüm korkusunu daha bir kuvvetli yaşıyordu. Kafasını kaldırdı, son kez kuşlara bakmak istedi. Hava kış ayına göre gayet açık ve güzeldi. “Güzel bir günde öleceğim.” dedi içinden.

Babasından yadigâr kalan, siyah ince kordonlu, altın saatine baktı. Saatin daha dokuza vurduğunu ama bir türlü zamanın geçmediğini fark etti. Kafasını tekrar kaldırdı kalabalıktaki yeni yıl hazırlığını gördü. Doksan dokuz yılını göremeden öleceği için bir parça hüzünlendi. Bir not bırakmak istedi ya da herhangi bir vasiyet. Çantasını karıştırmaya başladı, içinden küçük not defteriyle tükenmez kalemi çıkardı. Ne yazmalıydı aceleyle düşündü. Çocukları, çiçekleri, balonları severdi. Yirmi bir yaşındaydı ama hala parkları severdi. Annesiyle yaptığı ilk pastayı, babasının ona aldığı kırmızı bisikleti anımsadı. Dedesini son gördüğündeki o son gülüşü hatırladı. Vasiyetini yazmadan önce bunları düşündü. Sadece “Karanlığın tam ortasından bir aydınlığa yükseliş benimki, anneciğim üzülme…” yazabildi.

Taksinin her manevrasında ölüme biraz daha yaklaştığını biliyordu. Babasının mezarına gidemeyecekti. Camı açtı son kez soğuğu içine çekti. Taksicinin tuhaf bakışlarının altında ağlamaya başladı. Artık çok yakındı biliyordu. Hıçkırıklarına tepkisiz kalamayan taksici korku içinde kafasını arkaya çevirdi.

***

“Amirim Deniz Hanımın çantasında bir not defteriyle günlük bulduk. Taksicinin kimliğini de tespit ettik.”

Özlem Deniz Özer

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...