Mektuplar

Gece Gündüz
A A

Bir gece, hatırlıyorum sabaha karşı uyanıp telefonun kilit tuşuna basınca senden gelen mesajı görmüştüm. Manchester By The Sea’yi önermiştim sana daha aynı yolda bile değildik. İzlemiştin, sonra sabaha karşı bana muazzam bir mesaj yazmıştın, okurken gözlerim dolmuştu; çünkü irili ufaklı tuşlara basarak beni çağırmıştın… Ben de geldim. Madem ben gelmeden geçmeyecekti, ben de geldim. Hakikat o ki içinde birikeni, gözlerine senin kadar yansıtanı görmedim ben. Öyle derinden atıyorsun ki o bakışı; benden başkası o an, anı durduramayacağı için dünyanın en şanslı insanıyım.

Bıyıklarım yeni yeni terlemeye başladığında babam, belki bir şey olurum diye beni buradaki takımlardan Altay’a yollamıştı. Top oynayacağız, hani biri beni keşfedecek, sonra Fener’e alacak falan… Akşam karanlık çöktüğünde, ışıkları yolu aydınlatıyor diye korkudan bakkal tabelası kollayan çocuktan topçu yapacak. Deli saçması gibi… Neyse ki hayale para almıyorlar. Velhasıl, bir şey olamadım tabii biliyorsun zaten; zira sen beni artık ta içinde taşıyorsun. Bir gün idmana gidiyorum; antrenman sahası, dolmuştan indiğim yere biraz uzak ve yokuş çıkmak gerekiyor. (Bu arada bunları yazdığımda saat 00:15. Uyumadığını biliyorum, hissediyorum; çünkü ben de artık seni ta içimde taşıyorum.) Sırtımda çanta, üstümde okul forması, yüklendim yokuşu. Bir yandan da kendi kendime konuşuyorum ama. Vallahi geçmiş zaman, konu neydi anımsamıyorum; yalnız çok sesli konuşmuşum, yokuşun başına vardığımda yolun kenarındaki arabadan bana bakıp gülenler olduğunu fark ettim. Hafif utandım tabii; gene de pek umursamadım. E yokuşu çıkmıştım? İsteyen “Deli.” desin, isteyen “Yazık kimin oğluysa…” desin. Ne fark eder? Yokuşu tırmanmıştım. Zaten nefesinin güzelliğini, en çok yokuşları tırmandığında anlıyorsun.

Öyle değil mi?

Kaç yokuş tırmandın? Sayısı mühim değil ama artık çok önemli bir şey var. Önüne çıkacak dik yokuşlarda, cebine sığışıp soluklanabileceğin bir hayat arkadaşına sahipsin.

Nefesinin güzelliğini anlıyor musun?

Ama nasıldı? “Sen çok güzelsin demiş Tanrı, gökkuşağı güneşim gibi.”

Umut, hep vardır kırmızı balık. Seni çok seviyorum. Senin için evler inşa edeceğim, yokuşlar tüketeceğim, korkular hançerleyeceğim.

O mucizevî lekenden öpüyorum…

Onur Garip

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...