Karanlığın Böğrüne Yumruk Savurmak Mı?

Gece Gündüz
A A

Karanlığın Böğrüne Yumruk Savurmak Mı?

Gecenin 3’ünde içimdeki aşk, özlem, saadet ve taşkınlığı bir tek rahmetli Tolstoy anlatabilirdi. Bu çok bölük pörçük olacak ama umurumda bile değil. Üç beş kitap okuyarak yazar olma hayalleri kurulabilir elbette. Bunu senden kimse alamaz. Hayaller kurulur(du) ama ekseriyetle parçalanmaları için(di.) Ta ki elinin, minicik bir yaşam belirtisine uzanma ihtimali belirene dek. Buydu; en koyu umutlardan daha koyu, kocaman, ay kadar gözleriydi. Hepsi buydu.

Fark edilmek. Ne yaparak? Ne karşılığında peki? Yukarıdaki satırlara bakma, aşağıdakilere de.

Kalemi oynat, uzat gitsin. Olduğun yerdesin. Bir kaldırım taşı gibi kıpırtısız. Fark edilmek öyle mi?

Neden?

Çok güzel insanlardan aldığın övgüler sonucunda “yapabilirim” diyebilirsin. Bu senin dahi en büyük hakkın. Tamam da nasıl? Hangi çabayla? Duvarları örmek için parmaklarını parçalayan adamların azmine sahip misin? Elleri poşetlerle dolu çocuklarına sarılmak için acele acele adımlayan adamların hevesine? Hangisine?

Kötüyü düşünmek. En kötüsünü. En kötü senaryolarını yazmak izlerken karın ağrısı çekilen o berbat filmlerin… Peki mezarlıklar önüne konuşlandırılan otobüs durakları gibi birbirinden kötü şeyleri hazır olda beklerken, iyi şeyler başına geldiğinde sevinme arsızlığın? Nedir?

Bıraktın mı? “Umurumda değil, içimden fışkıranı yazıyorum; okunması, beğenilmesi umurumda değil!” diye düşünürken, geri geri koşup yazdıklarını kurcaladın mı? Kendi peşini bile bıraktığını iddia edip, süslü kelimeleri arka arkaya dizip ipini bıraktın mı? Kendi ipini? Hayır…

Gencecik çocukların zihinlerine işliyor, onlara iki güzel kitap alıntısıyla kazınıyorsun. Güzel. Güzel iş. İnanmayı neden seçmiyorsun? İnanmayı neden sevmiyorsun? Gecenin köründe bunları sana yazdıran güce neden boynunu uzatmıyorsun? Artık uzatıyorsun sanki? “Gerçekten mi? Çok güzel değil mi?” soruları duvardan duvara vurup ne güzel de yankılanıyor, duyuyor musun?

Evet, duymakla da kalmıyor, şimdi asıl onlara boynunu uzatıyorsun… Vursunlar? Yok, hayır; daha yolun var…

Sokağın köşesini döndüğünde marketin hemen çaprazında kalan binayı görüyorsun. Dört katlı, boyası dökük, balkon demirleri paslı… En alt katında izbe bir dükkan; dükkanda tepelerinde patlayan bombaların seslerinden kaçan ufak, anlamadığın dilde konuşan çocuklar.. Çok güzeller. Notalarla, bestelerle tarif edilemeyecek kadar güzeller. Aynı göğün altındayız, aynı göğün altındasın. Aynı hava, aynı soluk… “Çok büyüksün, boncuk mavisi gözlü kız çocuklarını yaratacak kadar kudretlisin; peki bu dili farklı çocuklar neden yaşadı o yaşadıklarını?” diye sorsana. Neden? Hayır neden? Korkuyor musun? İsyan acılıdır çok okuyan arkadaş, iç organlarını yakar. Korkuyor musun?

Kız kardeşinin omuzlarına yükledin dünyanın susuz kalan bölgelerini. Kaçtın. Hep sıvıştın. Hâlâ “seslerin yükseldiği yerlerde duramam” bahanen en az dinlediğin şarkılar kadar güzel… Şarkılar gerçek fakat bahanen değildi. Biliyordun, susuyordun, susmaya devam edeceksin. Edecek misin?

Hayır? Hayır mı? Güzel seçim. Aferin.

Öğle vakti gördüğün ve ona masalsı sözlerle anlattığın o mucizevî kız çocuğu. O gözleri en az dört defa lacivert olan kız çocuğu… Yaradan göğü delip yeniden yaratsa, yeryüzündeki denizleri biriktirip sonra yeniden ortaya sersek; o gözlerin yanından geçemezler. Masal kadar, gece kadar, anne kadar güzellerdi. Anlatamıyorsun. İstiyorsun ama anlatamıyorsun. Fark edilsin istiyorsun ama kılını kıpırdatmıyorsun. Hayat garip, noktayı koyduktan sonra bile değişebiliyorsun. Yani değişmek değil, ilerliyorsun. Şimdi buradasın artık, bu vaziyette. Bakıyorsun. Gülünce tamamen kısılan gözlerini dikip bakıyorsun… O mavi gözlere, o kız çocuğuna. Ona. Her şeye…

Bekliyorsun… Başka da bir şey yaptığın yok(tu.)

Yok muydu?

İlla ki vardı; bak ansızın gelen, gece gündüz savrulan cümlelerin sahibine sahipsin ve hatta yanında duruyorsun. Yanında yürüyorsun düşünsene! Birlikte altı harfi yan yana koyarak, ölümsüzlüğe imza attıkları o güzel çocuğa ulaşmak için.

Yanında yürüyorsun, bir düşünsene!

Onur Garip

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...