Kalbinin İçinde

Gece Gündüz
A A

Kalbinin İçinde

Korkuyu en iyi masallar uzaklaştırır. O da öyle yapıyordu hem de en güzel şekliyle…

Sol gözünde hafif bir leke saklayan güzel kadın, kucağındaki şairane yaratığa ilk önce “Kaç yaşındasın, söyler misin?” diye sordu ve yumuk küçük parmakların üç rakamını işaret edişini gururla izledi. Eskiden daha kolaydı, dizine alıp hikayeler anlatmak. Şimdilerde iyice büyümüş, üç yaşına ulaşmış ve günden güne güzelleşmeye başlamıştı. Hikâyeler anlatılmaya devam ettikçe zorluklar hep aşılıyordu bir bir. Üstlerinden atlanıyordu işte, takılmaksızın…

Cevaplar çoğu kez sinir bozucu şeyler olabilir fakat ağızdan belli belirsiz dökülen bir “Hı hı.” çok şey ifade edebilir.

– Dondurma yemek ister misin?
– Hı hı.

– Uyudun mu yoksa?
– Hı hı.

– Sana bir masal anlatayım mı güzelim?
– Hı hı.

En güzeli de buydu.

Her masal öncesinde olduğu gibi sol elindeki yüzüğüyle oynadı güzel kadın. Biraz dalar gibi oldu ama geri geldi ve kelimeler ağzından ufak ufak dökülmeye başladı. Deniz suyuna damlayan yağmur taneleri gibi.

“Çok eski zamanlarda, tüm sakinlerinin mutlu mesut yaşadığı bir masal ülkesi varmış. Ormanlar, dereler, renk renk bahçeler, cıvıl cıvıl kuşlar, türlü oyunlarla eğlenen çocuklar… İçlerinden biri, bir kız çocuğu, diğer hepsinden ayrılıyormuş çünkü en mutluları oymuş. Yürüdüğü her an, kurduğu yeni bir düşe dostluk ediyormuş. Siyah saçları, dolu yanakları ve yumuk elleriyle gökteki kara bulutların ilgisini en çok o çekiyormuş. Ama bulutlar ona ve ülkesine yaklaşamıyormuş çünkü kızın puslu gözleriyle saçtığı gülücükler, onu kara bulutlardan koruyormuş. Güçsüz düşmüyormuş hiç, sevdikleri hep yanı başındaymış. Buna rağmen bulutlar, fırsat kolluyormuş hep ve küçük kızın ormana çiçek toplamaya gittiği bir anda, masal ülkesinin tepesine çöküvermişler. O yokken herkesi yanlarına katıp götürmüşler ve kıskandıkları güzel kızı böyle cezalandırmak istemişler. Yapayalnız bırakarak.”

“Küçük kız ormandan döndüğünde gördüklerine inanamamış. Kimsecikler yokmuş etrafta ve her yer bomboş kalmış. Ağlamak istemiş ama yapmamış. Çaresizce etrafta koşmuş, bağırıp haykırmış ama hiçbir şeyin değişmeyeceğini anlayınca evlerinin bahçesindeki ağaca yaslanıp uzaklara bakmaya başlamış. Çok uzun bir süre boyunca hem de.”

“Günlerce uyumamış küçük kız ve çok korkmuş önceleri. Her korktuğunda, bulutlar ona yanaşır gibi olmuşlar ama bir şey yapamamışlar çünkü yalnız da olsa umutluymuş kız. Geceleri yıldızları izlerken; bir başına nefes alırken; ülkeyi çevreleyen ve aşılmaz olan surların etrafında saatler boyu dolaşırken… Hep umutluymuş kız ve bulutlar bunu ondan hiç ama hiç alamamışlar.”

“Beklemiş. Her zaman beklemiş ve uykuya dalmış günün birinde bir gölgelikte. Rüyasına bir melek girmiş ve kıza usulca ‘Korkma çünkü kalbinin içinde yaşıyor.’ demiş.”

“Korkma çünkü kalbinin içinde yaşıyor.”

“Uyandığında yukarıdaki bulutları fark etmiş küçük kız. Ayaklanmış, karşısına çıkmış bulutların ve meleğin rüyasında savurduğu şeyi, bir kez daha ve yüksek sesle söylemiş: Korkma çünkü kalbinin içinde yaşıyor!”

“Dağılmış bulutlar ve bulutlar dağıldığında hep olan şey, yeniden olmuş. Işıl ışıl parıldamış her yer ve güneş, güzel kızın gözlerini almış; umut içinde, mutluluktan yaşartırcasına.”

Kendi kendine uydurduğu bu cılız masal sona erdiğinde, bir şeyin parmaklarını sıkıca kavradığını hissetti. Başını hafifçe yana eğdiğinde, kucağındaki ufaklığın bir yandan uyukladığını, boşta kalan diğer eliyle de hâlâ kaç yaşında olduğunu gösterdiğini fark etti.

Gülümsedi…

Böyle anlarda aklına hep en sevdiği şarkının sözleri ve her kitabının ilk sayfasında yazan o kelimeler geliyordu.

“Fark etmeden isteyince gerçekleşir hayallerin ve korkma çünkü kalbinin içinde yaşıyor…”

Onur Garip

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...