Devrim Hükmünde Manifestolar

Gece Gündüz
A A

Devrim Hükmünde Manifestolar

Hayır, havaya değil bilakis ziyadesiyle güzel birine savrulan tüm bu şeylerin yazıda kalması şart zira çocuklar büyürken bunları okuyabilsinler ki göklere bakarken mutlu olsunlar…

***

Sen hiç deniz kenarındaki çocukları izledin mi? Küçük dalgaların köpükleri var biliyor musun? O köpükler deniz kenarındaki çocukların ayaklarına vuruyor mesela…

Sahildeki taşlara baktın mı hiç? Çok varlar değil mi? Farkında olmadan insanın ayağına batıyor ama bazıları da yassı o taşların, suyun üstünde ne de iyi sekiyorlar; sen hiç taş sektirdin mi?

O ufak çocuklar, o yassı taşları denize fırlatıyorlar ama fırlatan kollar çok zayıflar ya, taşlar sadece bir kez sekip suya öyle düşüyorlar…

Sence hangisi sensin? Yassı taş mı, taşı fırlatan çocuk mu?

Gel hadi bunu yarıştıralım…

***

Bunların hepsini topla tamam mı? Hafızana değil ama onu ben yaparım… Sen bunları topla, şiir okurken cebinden çıkarırsın. Bunları topla, ben olmasam da senin cebinde kalsınlar; zamanı gelince kitap yapar, çocuklara okursun…

***

Arkasından ne gelecek diye merak ediyor musun her yazılan şeyin? Gülünce yanakların da hareket ediyor mu? Çünkü ben şu an göremiyorum… Peki bunlar nasıl şeyler, hepsi sana gidiyor?

***

Dilinin ucuna gelip gelip, “Sanki yetmeyecek?” diye düşünüp sustukların mı daha ağır, gözünün ucuna getirip damlamasına izin vermediğin yaşların mı? Baksana, sen de annenin kuzususun, bu nasıl karşılıksız bir mucize böyle?

***

Gözün kapalıyken de yazı yazabiliyor musun? Gözün açıkken de hayal kurabiliyor musun, gözün dalınca bir nefes duyabiliyor musun? Hiç uyumadığın halde, senelerce süren meydan muharebelerinden çıkmış gibi olsan da; hayatının en güzel uykusunu çekmiş gibi hissedebiliyor musun?

***

Senin ismin ayın üzerindeki çizikleri meydana getiriyor, bunu nasıl göremezler?

Ne o, çok mu oluyorum?

***

Her şeye rağmen devam etmek ne demektir, neden en iyi sen biliyorsun? Neden en karanlıkta en aydınlık sen oluyorsun. Kaldı ki neden bu kadar fark ediliyorsun?

***

Hepsini al, hepsini toparla, hepsini aklına kazı ama şanssızsın ki unutuyorsun… Yanında kim olsa mutluluktan deli deli olurdun? Kim hatırlasaydı sen çok sevinçle dolardın ama kahretsin ki bu, yapılmalı!

***

Benim gözlerim küçükler, gülerken kısılıyorlar, birer çizgi haline geliyorlar…

Seni tepelerden atmışlar, arkandan güneş vuruyor. Benim gözlerim kısık ama ben seni yine de görüyorum ve bununla da yetinmiyorum; seni tutuyorum, evine ulaştırıyorum…

Eve gidelim mi? Hadi gel eve gidelim…

***

Bilmemek mi daha zor yoksa bilmek istememek mi? Ki bana sorsalar “Bilmemek” derim. Bilmek istememek kaçıştır çünkü istemiyorsundur korkak sokak kedileri gibi…

Bilmemek çok ağır, ağırlığı tonlara vuruyor… Sen kenarına yaklaşmadığın sürece denizdeki balıklar seni bilmiyorlar. Düşünsene bir; ben balık olsam, dakikalarca suyun üstünde kalır içeri girmezdim belki sen gelirdin diye, hem zaten neden gelmeyesin?

***

Kaşını, gözünü, gözünün bebeğini kalemle çizmişler… Utanmadan bir de isyan ediyorlar ya; Allah var, baksana resim çizebiliyor…

Uykunda bir uykuya daha dalabiliyor musun? Bence yapmalısın çünkü sana adanan kelimelerle hayatında hiç bu kadar mutlu uyumamıştın.

Hisler çok güçlüdür biliyor musun ama en güçlüsü anne hisleridir… Uyanır uyanmaz anneni arar mısın? O da uykusunda bir başka uykuya dalıyor, o uyku da seninki işte…

***

Minik iki parmağınla, dört harfli bir ismi nasıl bu kadar destansı yazabiliyorsun?

Bazen senin fotoğraflarına bakınca içim ısınıyor; meğerse içeride ateş yakıyorlarmış çocuklar, çocuklar atlasınlar diye… İçimi izlemek ister misin, buna artık en çok benim ihtiyacım var…

***

Unutuyorsun ama bunları anlat tamam mı? Ben yanında olayım, olmayayım; anlat bunları çocuklarına. Anlat onları parka götürdüğünde, gözlerin yerde yer yer parlayan kum tanelerine takıldığında; anlat bunları, savur, belki birileri bunları duyar da başka birilerine vurulur…

***

Bir masada oturuyorum ve bugüne dek okuduğun, içini tel tel eden tüm şiirler karşıma diziliyorlar; onlara hesap soruyorum çünkü sana yazılmamışlar! Sen de hemen arkamızda duruyorsun ama ben fark etmiyorum. Sen susuyorsun ama gözlerinle diyorsun, “Bari,” diyorsun, “Siz cevaplasanıza, adamın biri yaza yaza nasıl her gece olduğum yere mıhlıyor beni?”

Şairler değil evet şiirler, çünkü ben tüm şairlerden daha iyiyim. Çünkü onlar kafiye ararlarken ben seni görüyordum… Söyler misin, bu kelimeler silsilesi neden senin yanına bile yaklaşamıyorlar?

***

Varlığın varlığıma armağan olsun mu, bu bence çok güzel bir teklif…

Kalbini nasıl titretiyorum buralardan; ruhunu nasıl ele geçiriyor da nasıl bana koşup saatlerce kuşları, böcekleri anlatasın oluyor, bunu kim nasıl ne şekilde açıklayabilir?

***

Bırak sana sorular sorsunlar çünkü onların da seni öğrenmeye ihtiyaçları var. Çünkü ışığa doğru koşuyorsun sen; seni kıskanıyorlar, bırak bari mutluymuş gibi yapsınlar…

***

Sana yazılan şeyler kâğıtlar üzerinde kalmalı ve yanlış çizilen kelimelerin üzerleri karalanmalı… Aslında onlar karalama değiller, onlar birleşip de doğum lekesi olmuşlar doğduğunda sana bahşedilen…

***

Okumak çok zevkli oluyor değil mi bunları bir de yaşadığını düşünsene; çıldırmazsan sana deli derler!

***

Yollarda ezilen kara koyu yapraklar görüyorum, ben onlara çok üzülüyorum ama onlar çok mutlular. “Neden?” diye düşünüyorum, derken aniden “Biz burada yatarken hayata iz bıraktık.” diyorlar… Keşke onları kazıyan sen olsaydın yerden, çünkü bu; hayatın en muhteşem çarpışması olurdu…

***

Mesafeler yoklar ki; onlar yollar aslında, üzerlerinde de çatlaktan izler… Kilometrelerce çatlamışlar ama üzüldüklerinden değil ki sana varamadıklarından…

***

Ağaçlar bile nefes alıyor, tabii ki alacaklar çünkü onlara kuşlar konuyor. Kuşlar konunca ağaçlara nefes aldırıyor ama bu kuşları bağlamaz ki; kuşlar gökte uçuyorlar, altında da sen varsın o göğün. Ağaçlar nefes almasın da ne yapsın çünkü aynı göğün altındasınız…

Peki ya tüm bunlara ne cevap vereceksin?

Onur Garip

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...