Çok

Gece Gündüz
A A

Çok

Elinde kahve fincanıyla balkonda uzaklara bakarken böyle şeylerin yaşanacağını belki de hiç hayal etmiyordu ama oldular işte. Sadece bunu kâğıtlara döküp tarihe not düşmek kaldı ve çok okumanın faydalarından biri de iyi yazmaktı.

Bunu da ben gerçekleştiriyorum. Onur duydum.

İlk önce bir görüntüyle başladı aslında ve telefon ekranına yansıyan bir fotoğraf karesinin, bu denli devasa olacağı aklıma gelmezdi. Bir hayata sebebiyet verdi. Ortaklaşa yaşanan, artık iki kişilik hayallerin sahnesi olan… Başlangıç, fena sayılmazdı.

Çok dikkatli baktım ama sol tekteki lekeyi görmem biraz vaktimi aldı. O esnada arkada dönüp duran ve onu bir miktar yoran şeylere odaklıydım. Telefonda konuşurken yazarken dahi ve anlatılıyorlardı o farkında bile olmadan.

Üzüntüler vardır. Üzülmüştü ve ipi bağlayan şey de oydu. Birbirlerinin isimlerini yeni öğrenen iki insanı birbirine bağlayan üzüntüler ve ipler. Hep böyle gitmeyecekti.

İlk günden beri uzandı. Eliyle, sözüyle, belki bazen sinirlenirken ama çabasından ödün vermedi. Hiç bitsin istemedi o içindeki arzu ve aslında her şeyi bir başına kendisi yaptı. Hayatı kurdu, karşısına geçti, dimdik dikeldi ve nihayetinde gülümsedi. Yüz kasları nasıl gerilir bilirim. O fotoğrafa her baktığımda öyle hissediyorum.

Mutlu.

Duvarlar vardır. Üzerine üzerine gelen tavanlar ama şimdi hiç farkına bile varılmayan; çünkü tek başına sapasağlam bertaraf edildiler. Saygı uyandırıyor, hayranlık besletiyor kendisine.

Uzun uzun susuşlar vardır; sonra uzaklara bakmalar, sonra “İçim eskisi gibi yaşamayacak.” demeler, sonra içe atışlar… Derken içi süs dolu odada bir çığlık patlar. Herkes gözyaşına boğulur, mutluluk vuku bulmuştur ve kimsenin farkına bile varmadığı anda çok küçük iki parmak dolanır senin parmaklarına. Derken yüz kasları işte öyle gerilir, bilirim.

Hayat dolu.

Geride bırakmak vardır; yeniden başlamak için hem de bin bir umut ağacının arasında geze geze… Şimdi başlıyor asıl.

Umutlu.

Hayal etmek vardır.

Hayallere dalmak vardır; adamın elinden tutan ufaklığın, kedileri araba altlarından çıkarma çabasıyla yanıp tutuşulan. Hayaller vardır; o ikisi yolun ortasında öyle durmuşken ve sen, onları süzerken kendini gülümseyişinde yakaladığın. Hayaller hep vardır; aslında en sıkkın anında hatta kendinden bile ve işte böyle kulağına fısıldanmışlar.

Hayallerin peşinde.

Elinde kahve fincanıyla, balkonda uzaklara bakarken böyle şeylerin yaşanacağını belki de hiç hayal etmiyordu ama oldular işte.

“Alt çenesindeki beyaz diş izleri birer mücevher gibi görünüyordu.”

Seviyorum. Çok.

Onur Garip

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...