Şu Sıra Kış Bile Soğuk Bana

Gece Gündüz
A A

Şu sıra kış bile soğuk bana. Beni, senden başka herkesten kaçırıyor. Mesnetsiz çıkmazların girdabında sırılsıklam üşüyen yaban ördekleri gibiyim. Salkım saçak köşelerde nemleniyorum sebepsiz. Bütün boşluğu doldururken usul rüzgâr ve dağıtırken saçlarını düzensiz, bir hayli güzelliğinde eğleşiyorsun. Zaman, oyuncakları patik giyen çocuklara armağan ediyor o sıra. Eh be kanarya, salkım salkım üzüm olsan hüzünlenir çiçeklerim.

Bazı bazı sızılanırken sakin sükûnetinde, dere boyu mesken tutmuş kavak ağaçlarının hışırtısı gibi hissediyorum soluğunu. Bir şiir fısıldıyor yüreğimin akıntısına. Bütün hüzünlü sözcükleri derlemiş adeta. Sevdiğini hasretleyen kumrulara yazılmış bir türkü gibi. Yağmur çiseliyor yine giderek artan şiddetiyle. Düğümlenen kelimeleri, birbirinden ayıklamaya çalışıyorum o sıra. Bütün karmaşık düğümler, sanki bir bütünün parçasıymış da uzaktan dokunulduğunda hüzünle yoğrulmuş gibi.

Dışarıda yağmur aheste. Dedim ya kış bile soğuk şu sıra. Kabul et kederi ey yâr; mutluluk, gözyaşları kadardır bazen. Anlık verilmiş bir karar, nasıl sızlatırsa acını, öyle kötümser kalırsın hayatta. “Zamanı kim okşayabilir ki?” deyiverirsin sonra. Bana bak zavallı, ihtiyar mısın sen? Ayakların, yaşanmışlıklara götürür mü seni? Sakinleşip dökülür müsün gözlerinden sonra, tıpkı bir nazar gibi. Soğuk soğuk ellerim yudumlarken sıcak bir dibeği, bütün hışırtısıyla ürkütürken etrafı sağanak, sen ihtiyar; ayakların diyorum ayakların, ihtiyarlığına emin etti beni. Bilirim ılık ılık süzülürsün yağmurda sona doğru. Son, umuttur bilirim sana. Avuç içlerinde ihtiyarladıkça büyüyen çizgiler, doğrudur yönün senin. Yine haklı çıktın falcı kadın. Kıvır kıvır saçlarınla ve olanca heybetinle yine haklı çıktın. Kış, gerçekten soğuk bana, ondan başka herkes gibi.

Damla damla inen dibek ısıtırken boğazımı, sarılmışken ihtiyarı andıran paltoya, ah be yağmur, hüzün akıyor gözlerinden. İçimi yakan kedere nispetçesine, karınca emsalinden dibeğe nispetçesine. Sonra bir adam haykırıyor yalvarırcasına. Kadife sesi, katmerliyor sigara dumanlarını. Uzak, çok uzak rüzgârlar tebessüm devşiriyorlar. Meltem, bütün ılıklığıyla zamanını bekliyor. Kırkikindiler, uykuya dalmışlar. Manzara, soğuk soğuk zenginleşiyor yine. Bir nargile fokurduyor uzaktan. Sağanaktan keyiflenen bir kuş cıvıldıyor gözlerimde. Sahi ben, şiiri ilk defa bir kadın için mi yazmıyorum? Ne tuhaf bir hayal. Kederle mutluluk arası; rakıyla roka gibi. Daha fazla içli tebessüme lüzum yok kanarya. Sağanak, dokunmak ister sana. Hazır tükenmişken dibeğin, dökülmüşken külün parmak üstlerinden yere; sana, son oldu artık kanarya. Kalk. Kalk ki palton görevini bilsin. İhtiyar gibi kapıl sağanağa; hüzün rehberin olursa tebessüm tatlı gelir.

Ömer Öztürk

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...