Bulanık Düşler

Gece Gündüz
A A

Bulanık Düşler

Gözlerimin derininde kederli bir aşkın acısını hissediyorum. Uzattığımda ellerimi, sanki parmak uçlarıma değmekle değmemek arasında cebelleşen bir kadın beliriyor. Kısa kesilmiş simsiyah saçları, soğuk tebessümüyle bütün kederi sırtlamış gibi. Soyut ruhumun labirentlerinde arıyorum gözlerini. Karşımda etten kemikten ibaret bir sızı duruyor. Nemliyorum o sıra alın çizgilerimden. Karanlık kışların aydınlık kar damlalarında çıkıyor ortaya. Bir kadın ki bütün hüzünleri zamana mal etmiş gibi. Tıpkı yosun tutmuş hatıraların kimsesiz köşelerde saklanışı gibi. Bir kadın düşlüyorum ruhumda ve anlatamadığım kelimelerimde. Zamansız çalan kapılara inat, sokakların hengâmesine inat bir kadın düşlüyorum. Değince gözlerim gözlerine, sımsıkı sarılmış gibi. Sevişen gözlerimin, bedenimi eritmiş olduğunu düşlüyorum o sıra. Bir kadın düşlüyorum hakikatten uzak. Soyut bir tebessümle.

Sıcaklığına hasret kaldığım bir koyundu girmek istediğim. Zamanla olan kavgalarım bu yüzdendi. Arayıp da bulamadığım hüznün hesabını zamana soruyorum artık. En çok da kapkara karanlıkta, koyulaşan özlemlerin zirvesinde isyan ediyorum zamana. Çareyi düşlerimde buluyorum. Bana en çok keyif veren de o oluyor. Düşlerimde düşlediğim bir kadın. Bazen uzaktan seyre koyuluyorum bütün endamıyla süzülüşünü. En güzel gülüşü düşlüyorum sonra, en ıslak tebessümü. Sırılsıklam kederi… Gözlerimi açınca dünyanın türlü yorgunluğu elem veriyor bana. Sızım sızım sızlayışım bundandır. Düşlerimde büyüttüğüm bir kadına kavuşamamaktandır. Gün karanlığa döndüğünde ve çekildiğimde sakin memleketimin kimsesiz odalarına, ruhumun derinliklerinde kaybolmak üzere olan kadını geri çağırıyorum. Bazen sitem ediyor bana. Çok uzaklara gittiğimden dert yanıyor. “Hâlbuki,” diyorum, “Gözlerimi açtım sadece.” “Dünyamı kararttın.” diyor. Kapa gözlerini. Koynuna sokuluyorum usulca. Bembeyaz parmak uçlarında eğlendiriyorum parmak uçlarımı. Saçlarının misk kokulu dünyasında alıyorum nefesimi. Sanki yanı başımda öylece uzanmış bana bakıyor usulca. Sanki biraz sonra kulağıma en nadide, en naif kelimeleri fısıldayacakmış gibi.

Bir kadın düşlüyorum ruhumda. Şarkılara konu olmayan bir kadın… Hiçbir yerde, hiçbir konumda hayal edilemeyen bir kadın. Saçlarının ıslaklığıyla düşlüyorum sonra. Gözlerinin kıyısından aşağı süzülen yaşlarıyla. Ayvacık tüylerine dokunuşumu düşlüyorum ve o dokunuşta duyduğum sonsuz hazzı. Sanki yok olacakmışım gibi. Sanki gün, penceremi çoktan terk etmiş de başka diyarlarda düşlediğim kadını aramaya çıkmış gibi. Hüzne kenetlenmiş gözlerim. Soğuk masamda kahve ve kitap kokusundan ibaret bir dünya… Sonra karşımda oturan bir kadın. Düşlerimden devşirip geldiğim bir letafet. Geldiğimde kendime, aheste aheste süzülen bir kar. Bir orman yangını esir almış gökyüzünü. Çelişkiler yumağı dünyamda kaybettiğim bir kadın… Yok olan bir ruhun, esirlikten kurtuluşunu görüyorum sonra. Ortalık sevinç çığlığı. Sıkılgan ruhumun labirentlerinde kaybolan ben. Bir zavallı ceylan gibi kaçışan düşlerim…

Ömer İbili

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...