Sevda Yolum – Bölüm2: Gırtlakta Düğümlenen Hayat

Gece Gündüz
A A

Sevda Yolum – Bölüm2: Gırtlakta Düğümlenen Hayat

Soğuk havalar, beşeri yalnızlığın acılarıyla harmanlamaya başladı son günlerde Oğuz için. Sonbahar yağmurlarla birlikte artık kışa bırakıyordu yerini ağır ağır. Ne geldiği anlaşılmıştı mevsimlerin ne de gidişi anlaşılıyordu. Anlayamazdı zaten Oğuz. Aklını kurcalayanlardan görmek, hissetmek ona uzak eylemlerdi. Gece yatmadan onunla konuşuyordu en son, sabah kalkınca yine onunla başlıyordu ilk sözlerine. Günler geçtikçe onun yanında olduğu anları hatırlamak için iyice zorluyordu zihnini. Yeni hayaller kuruyordu, yeni şiirler yazıyordu onun için…

Okuduğu tüm kitap sayfalarından onunla ilgili sonuçlar beliriyordu. Saatlerce oturup okuduğu kitapların başından kalkarken hiçbir şey anlamadan, kendinden habersiz olarak kalkıyordu. Evet okuyordu. Ama yine onunla yapmak istediklerinin kim bilir hangisini hayal ediyordu.. Özlemine yenik düşüyordu her geçen gün hem bedeni, hem ruhu, hem de yalnızca onun olan kalbi Oğuz’un.

Her zamanki gibi hiç vaktini kaçırmadan batan güneşi seyretmek için camın önünde oturduğu sandalyesinde yine o vardı aklında. O ve onunla izlediği gün batımları… Sayfalarca yazılar yazardı o ve gün batımında bala dönen gözleri için. Yine yazıyordu. Fakat ona ve onsuz geçirdiği gün batımlarına bu defa.

Aslında sabredemezdi Oğuz önceden olsa. O değiştirdi. Biraz olsun geleceğindeki huzur aklına geldiğinde bütün siniri kalkıyordu ortadan. O sinirli hali vurdumduymazlığa bırakıyordu kendini. Onun şöyle bir hayal gibi gözlerinin önünden geçerken bakış atması yetiyordu tüm bozuk düşüncelerin, hislerin yitip gitmesine.

Kaçıp gitmek istiyordu arada bazen sırf onun için. Ama adı bile aklından geçtiği an da bir an duraksıyordu. Bir şey anlatıyordu o isim ona. “Geldin diyelim, ne yapacağız? Sen işsiz, ben işsiz. Sen parasız, ben parasız…” Hemen sarılıyordu kitaplarına. Okumaya başlıyordu yine. Biraz onun hayali biraz anlama çabasıyla… Nefret ediyordu para kelimesinden. “Olup olmadık yerde biter, tam ihtiyacın olduğu anda olmaz. Her dakika, her saniye hayatın içinde, hep ona göre düzenlenmek zorunda mı her şey!” diye isyana kapılmak üzereyken yine sabretmesi gerektiğini hatırlayınca susuyordu zihni, kalbine söz hakkı tanıyordu.

Kalbi konuşmaya başlayınca geçiyordu masasına istemsizce, belki de hiç haberi olmadan. Yazmaya başlıyordu kelimeleri tek tek. Oturtuyordu kelimelere o güne kadar veya o gün yaşadığı tüm anlamları… Yorulmuştu Oğuz. Yüzüne bakan herkes anlayabilirdi bunu. Gözlerinden anlaşılıyordu en çok da bitkinliği, bitikliği…

Kulağına kulaklık her zamanki dinlediği şarkı listesiyle yazmaya başladı…

Oğuz Çağan

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...