Sevda Yolum – Bölüm 3: Ufukta Umut Var

Gece Gündüz
A A

Sevda Yolum – Bölüm 3: Ufukta Umut Var

Sis, sabahın erken saatlerinde şehrin tüm sokaklarını sarmıştı. Oğuz, alnından süzülen terlerle uyanmıştı. Saate baktı. Hızla kalktı yerinden. Salonun ışığı yine açık kalmıştı. Geceleri geç saatlere kadar oturup öğlenleri uyanır olmuştu artık. Bu sabah geç yatmasına rağmen erken uyandı Oğuz. Uyumak iyi gelecekti, biliyordu. Fakat uykusu kaçmıştı bir kere. Kalkıp yüzünü yıkamak için lavaboya yöneldi. Sular kesilmişti.

Salona geçip koltuğun üzerine oturdu. Hareketleri çok yavaştı. Yüzünde ne bir mutluluk ne de bir hüzün belirtisi yoktu. Düşünceliydi belli ki. Soluk alırken bile sesi çıkmıyordu. Dünkü telefon konuşmaları vardı aklında. Onunla ne kadar ruhsuz konuştuklarını hatırladı Oğuz. Dün akşam telefonda konuşurken Oğuz da o da ne o telefonu açmak ne de tek bir kelime konuşmak istiyorlardı sanki. Evet, birbirlerini çok kırmışlardı. Aralarındaki en kötü olay da buydu zaten. Kırılmak…

Doğruldu birden yerinden Oğuz. Bugün hiç konuşmamıştı onunla. Ceketini aldı ve sahile gitmek üzere çıktı evden.

Sabahın erken saatlerinde kimsenin işi olmazdı sahilde. İnsanlar ya işe gidiyordu bu saatte ya da hâlâ uyuyorlardı. Oturdu denize bakan bir bankın üzerine Oğuz. Bir şeyler söylemeliydi ona, içinden ne geliyorsa… O, daha uyanmamıştı bile. Cebinden telefonunu çıkardı ve ona göndermek için başladı yazmaya:

“Ufkumda, derin derin baktığım dolunayın parlayan yüzeyi varken beni sana bağlayan şeyin, gözlerindeki pırıltılar olduğunu düşünüyorum.”

“Gözlerin mi beni sana köle eden; gözlerinden de bedeninden de öte ruhundaki ruhumun yansımaları mı?”

“Uzunca düşündüğüm şey, o gözlerimle tanık olduğum bedenin mi? Yoksa beni merhametine boğan, sevgisiyle ısıtan ruhun mu?”

“Ben senin ruhuna aşığım galiba. Ve ruhunu bürüyen bedene… Ruhun; merhametiyle, sevgisiyle, kendine bağlayan dokunuşlarıyla adeta kendine taptırıyor. Tapamam ruhuna belki. Lakin sevgini bağışladığın için bana, avuçlarının içinden öperim. Gözlerinin derinine bakar, gözbebeklerinde sakladığın gökyüzünü seyrederim.”

“Ellerinden tutup hiç bırakmamak istiyorum. Bir şeye inanıyorum. Biliyor musun? Ellerini tutmasam ruhlarımız kopacak zannediyorum. Sussak da konuşsak da ellerimiz ayrılmasın hiç… Bırakma ellerimi.”

“Avuç içlerinle sar yüzümü. Dokunuşlarınla seviyorum seni. Bakışlarınla; o sıcacık, şefkat kokan sözcüklerinle seviyorum. Sevdikçe hayran oluyorum sana…”

“Umutla yaşamayı öğret bana. Ve umudumuzu sevdamıza katıp ufka dönelim yüzümüzü el ele. Dilimizde bir sevda türküsü olsun…”

Oğuz Çağan

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...