Kelebeğin Uçuşu – Bölüm3: Kelebekli Fotoğraf

Gece Gündüz
A A

Kelebeğin Uçuşu – Bölüm3: Kelebekli Fotoğraf

Babasından kalma eski çalar saat Erdem’in başında “zır zır” ötüyordu… Uyku sersemi, gözlerini bile açmadan alarmı kapatmaya çalışıyordu Erdem. Bu sırada saat yere düştü ve Erdem’in uykusu da artık uçmuş oldu, gözlerini mecburen açmak durumunda kaldı bu defa.

Gözlerini yavaş yavaş araladığı sırada, odanın loş aydınlığı üzerinde bir gölge kıpırdıyordu. İlk aklına gelen yere, cama baktığında ise bir kelebeğin daha yeni doğmuş güneşin karşısında, içeriye gölge tuttuğunu gördü. Donuk ve şaşkın bir şekilde kalktı Erdem. Ve cama yaklaştığında bahçesinde belki onlarca kelebeğin olduğunu fark etti. Bu sırada camdaki kelebek de uçup gitmişti. Erdem, sabırsız bir şekilde üzerini değiştirir değiştirmez kendini bahçeye attı. Şaşkınlıktan gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Yerdeki her çiçeğin üzerinde neredeyse bir kelebek vardı ve her biri ayrı renkte, ayrı güzellikteydi.

Onları kaçırmak istemiyordu. Hızlı adımlarla eve yöneldi ve eski, filmli makinesini aldığı gibi bahçeye geldi. Sadece iki tane pozu vardı makinesinde. Önceki akşam gün batımını seyrederken dayanamayıp pozlarını harcamıştı çünkü. Pozun birinde öncelikle bütün kelebekleri almalıydı kadraja. Kelebeklerin tümünü sığdırabilecek bir şekilde, sessizce makinenin ayarını yapmaya başladı. Deklanşöre basar basmaz ikinci pozu düşünmeye başlamıştı bile. Hangi kelebeği yakından almalıydı acaba… En uzakta gördüğü kelebeği kestirmişti gözüne. Kanatlarının orta kısımları turuncu, kenarları ise simsiyahtı bu kelebeğin. Yanına gitti ve sessizce ayarlamaya başladı yine makineyi. Kelebek yavaş yavaş kıpırdıyordu, ürkmüştü Erdem’den. Acele etmeye karar verdi ve yaptığı ayardan sonra ikinci kez bastı deklanşöre. Ve basar basmaz, kelebek sesten korkmuş olacak ki konduğu çiçeğin üzerinden kalktı ve bahçenin dışına doğru devam etti. Erdem’in içine bir kurt düşmüştü. Hemen içeriye gidip fotoğrafın düzgün çıkıp çıkmadığına bakmak istedi. Odaya girdi, bacağı aksak bir şekilde bir ileri bir geri tıngırdamasına aldırış etmeden sandalyesine oturdu. Masanın üzerindeki kitapları kenara ittikten sonra filmi makineden çıkarmaya başladı.

Negatifte göründüğü kadarıyla resimler sağlamdı. Ama ikinci çektiği fotoğraftan emin olmak istiyordu. Çünkü kelebekler her zaman bulunmuyordu Erdem’in hayatında ve Erdem için oldukça değerliydi kelebekler. Hazırlanıp evden çıkmalıydı. Zaman kaybetmeden fotoğrafçıya gidip negatiflerini banyoya alması gerekiyordu. Masadan kalktı, hızlı adımlarla gri ceketini giyindi ve filmi makineye, makineyi de çantasına koyduğu gibi dışarı attı kendini. Yaklaşık iki gündür bahçe kapasından dışarı çıkmadığını o an fark etti. Kapısının önü turunculu siyahli yüzlerce ağaç yapraklarıyla dolmuştu. Lakin kaybedecek vakti yoktu. “Kelebekli Fotoğraf” onun için çok daha önemliydi..

Oğuz Çağan

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...