Zavallı Fikret

Gece Gündüz
A A

Zavallı Fikret

Fikret otuzlu yaşlarda, ince yapılı, renkli gözlü bir adam. Bugün yatağından kalktı, işine gitti, müşterilerini beklemek için tezgâhın arkasındaki sandalyesine oturdu. Tıpkı dün olduğu ve yarın da olacağı gibi. İçinden çıkamadığı bu çember hayatının her köşesini sarmıştı. İş, ev, arkadaşlar vesaire… Her gün iş yerinde bir arkadaşını akşama plan yapmaması için arar, söz verir. Akşam olduğundaysa kendisine bir bahane bulur, vazgeçer. Dün çok yorgundu, bugün hava serin, yarın belki yağmur yağar.

Bugün müşteriler arasında bir kadın gördü Fikret. Narin, hoş ve alımlı bir kadındı. Kısa bir kot şortun üzerine giydiği siyah tişörtüyle dakikalarca Fikret’in göz hapsinde kaldı kadın. “Siyah Yakışan Kadınlar” kategorisine aldı kadını hemen. Kadının kolundaki dövmeyi görünce “Dövmesi Olsa Çok Güzel Olacak Kadınlar” kategorisinden “Dövme Yakışan Kadınlar” kategorisine geçirdi onu. Bir süre baktı, kadını izledi, sonunda konuşmaya karar verdi.

Fikret kadına yaklaştı, karşısındaki koltuğa oturmak için izin aldı, rahatsız etmiş olmaktan korktuğunu dile getiren bir dizi girizgâhtan sonra lafa girdi. Kadını içi kırmızı şarap dolu bir kadehe benzetti. Dışarıdan bakınca ne kadar narin, kırılgan ve güzel bir görüntüsü olduğundan bahsetti. Fakat kadını tanısaydı ne kadar acısı olduğunu, nasıl ekşi bir hayat yaşadığını bileceğini ve bunların hepsini gerçekten merak ettiğini, sonra da kadının kendisine çarpılmak istediğini anlattı. Zira şarabın işi buydu. Zavallı Fikret, ona sorsan çok yaratıcı bir benzetmeydi bu kadın ve şarap arasındaki. “Hahaha…” Güldü kendine Fikret. Bu işlerden hiç anlamadığını geçirdi içinden. Tezgâhın arkasından kadına tekrar baktı; şimdi olmaz, belki yarındı. Yarın olsundu, olmadı. İşte arkadaşlık çemberine de bu şekilde takılmıştı Fikret.

Fikret arkadaşını aradı, planları iptal etti. Dedik ya bugün hava serin. Serin olmasaydı da bir yolunu bulurdu bizimki. Eve giderken konserve yiyecek aldı kendisine, yemek hazırlamak angaryaydı onun için. Yemek yemeyi çok sevmesine rağmen yemek hazırlama seremonisinden kurtulmak adına yemek yemeyebilirdi. Bir süredir Fikret’in hayatı bu şekilde ilerliyor ve kim bilir nereye kadar gidecek.

Fikret otuzlu yaşlarda, yaşamak için biraz yaşlı hissediyor. Sorarsan ölmek için de çok genç. Fakat her zaman, olmadığı yerde daha mutlu bir Fikret’in varlığından haberdar. Bu bilinç, ona hiç var olmayan bir Fikret’in mutluluk seviyesini sorgulatıyor. Hiç var olmamış yahut bundan sonra var olmayacak.

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...