Yine Bir Yakamoz

Gece Gündüz
A A

Yine Bir Yakamoz

Dilim döndükçe masada pek konuşmayan adamın yerine biraz çığlık atmak istiyorum, izninizle.

Eğer bilmiyorsak güneşe bıraktığımız buğdayların büyüyüşünü görüp göremeyeceğimizi ve meçhule kaldıysa hasadını kimin toplayacağı, gündelik hayatımızın yanında psikolojik bunalımlarla kavga ederken bir anda kapanan kapıların öyle kolay kolay tekrar açılmayacağına inanıyorken buluyorsak kendimizi, öyle ki durumun bundan ibaret olmadığını içten içe bilerek boyun eğiyorsak özlemlere ve tüm bunlar başlı başına yetmiyormuş gibi bir de aşk adlı belanın arayışında açıyorsak aslında görmeyen gözlerimizi, her yeni başlangıçta geleni değil gideni süzüyor ise gözlerimiz, şöyle bir baştan aşağıya ve kısa cümlelerle geçiştirmeye çalışıyorken ilişkilerimizi, uzun cümlelerle sevişip gelenin gideni aratması vakıasını başucu cümlesi yapıyorsak kendimize; o zaman bilin ki geçmiş asılıyor ensemizden, biz derin sulardan çıkmaya çalışırken.

İki beden büyük alıyoruz mağlubiyetleri üzerimize. Çünkü öylesi daha yararlı. İki beden büyüyene kadar biz, başka mağlubiyetlerle karşılaşmıyoruz. Fakat bu süre içerisinde herhangi bir galibiyet de söz konusu olmuyor tabii ki. Yenilgilerimizi de öylesine yakıştırıyoruz ki kendimize, ömrü dolsa ve hatta yırtılsa dahi çıkartmak istemiyoruz üzerimizden. Hal böyleyken kalıyoruz olduğumuz yerde, gömlekli deli gibi. Biz bir türlü beceremiyoruz çekip gitmeleri, oysa dün gibi aklımızda kaçışı gidenlerin. Yine medet umuyoruz bir yakamozdan ve derdi düşmek bilmiyor yakamızdan.

Pek de fazla hikaye sığdıramadığımız kısa hayatımızda, gereğinden uzun izlerin bizi sıkıp üzmekten başka bir şeye yaramadığını görüyoruz. Yine de içimizdeki bastırılamayan arzular tıpkı başımızda bir yönetici gibi “Belki biraz daha, bir hafta daha…” diyerek kontrol altına almaya çalışıyor bizi. Hal böyle olunca yaşanan hikayenin yanında yediğimiz yemeğin dahi tuzu kaçıyor. Sonrasında bitmek bilmeyen gün, batmak bilmeyen güneş ve hatta uzayan mesai saatleri bile önceki hikayelerden kalan yaraları deşiyor istemeden. Oysa her şeyi tadında ve sade halinde bırakmanın en doğrusu olduğunu öğretmediler mi bize yıllarca?

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...