Yılandaki İğne Ucu Kadar Yara

Gece Gündüz
A A

Yılandaki İğne Ucu Kadar Yara

“Neyin var?” sorusuna, “Uykum var!” cevabını verme ritüelini adet edinmemle başladı her şey. Ama sanmayın her dakika bunalım kafasındayım. Su içinde yüzeye çıkmaya çalışan bir baloncuk tanesi gibi heves, kaçtı mı tutmak imkansız. Ne suyun tadı var sonra ne de rakının.

Bazen suyun üstünde buluyorum kendimi, yok yere sallanırken bir teknede. Bazense atmışım kendimi denizin içine, gözümü açtığımda açıklardayım. Bazen en yoğun anımda dalıyorum uzaklara, garip. Neresinden bakarsan hayata, ne şekilde bakarsan, o tarzda ilerliyor sanki işler. Yok hayır, öyle dalıp hayal kurmuyorum. Denizin ortasına bıraktığım ceset torbalarını, O’nun da aralarına karışıp karışmadığını düşünüyorum. Diliyorum; iyi olsun ama biliyorum ki dumanı tüten bir gemi kendisi, bense arkasından el sallayan delisi.

Önüme gelen fırsatları değerlendirmek istiyorum bazen. Ciddi ciddi düşünüyorum bunu. Yeniden başlamalar, sorsan tam benim işim. Fakat oyunun sonu hep çıkmaz sokak gibi, zora girince hep aynı senaryo. En fazla ölürüz.

Bazen toprak olsam diyorum ve dünyanın yağmurunu içime çekmeyi diliyorum. Sonra kusuyorum tüm suyu yer yüzüne; fidan, çiçek, ağaç… Sonra deniz olasım geliyor, sırası gelmişken atıyorum kendimi denize. İnanır mısın deniz oluyorum bir süreç sonra. Aslında ben bir eylül akşamı deniz oluyorum, içimde balıklar, kimsenin haberi yok.

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...