Sanki Yalana Karnı Toktu

Gece Gündüz
A A

Sanki Yalana Karnı Toktu

Hayat bazen; uzun süredir kadın girmemiş bir evde kadın saçı bulduğunu düşündürdükten sonra bulduğun şeyin aslında uzayan sakallarına ait olduğunu yüzüne vuracak kadar yalnız. Başlı başına sakal uzatmak tam anlamıyla bir yalnızlık yahut yalnız işi. Gidemeyen ve arkada kalanın, kısacası bekleyenin işi gibi. Bana sorarsanız sanki herkes önümden tek tek gidecekmiş de ben bekleyecekmişim gibi geliyor.

Bir bank düşünün şimdi.  Yani aslında yüzlerce bank var yemyeşil bir parkın ortasında. Banklar yapay bir göle bakıyor. Ama siz göle en yakın olan bankı düşünün olur mu? Ben diğerlerinden ayırmanız için ona Banknot diyeceğim yazımın devamında. Bir de yol geçiyor o Banknot’un hemen yanından. Banknot’a oturmuş sekizinci sigarasını içiyordu o gece sakallı adam. Bir kafasını çevirip yoldan geçenlere bakıyor bir de dönüp göle bakıyor, hızını alamayıp iç geçirip sinirli sinirli gülümsüyor. Kim bilir neyi hatırlıyor da utanç ve öfke arası bir duygu yaşıyor o anda. Bu; benim sayabildiğim kadarıyla bir ay içerisinde dördüncü gecesi o adamın bu parkta. Kim bilir onun için bu döngü ne zaman başladı, o adam hayatın neresinde yahut sonu nereye varacak bu ritüelin. Yol var adamın yanında, yoldan insanlar gidiyor. Hayat devam ediyor yani aslında. Adam göle bakıyor insanlar geçtikçe. Hayat bir yol ve insanlar o yolda devam ediyorsa hayatına; bu adam o gölde boğmak üzere kendisini, yalnızlık gölü. Peki ya Banknot? O hikayenin neresinde? Ondan henüz ben de emin değilim, fakat Banknot’a sorular sormamamız gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta Banknot’a sorular soran kendi sesinin yankısını gerçek zannedermiş.

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...