Rüya Gibi Kadınlar

Gece Gündüz
A A

Rüya Gibi Kadınlar

…Adam bir nefes daha aldı sigarasından ardından en son körpe bedenleri ve pişmemiş bilinçleriyle seviştikleri eski sevgilisini düşünmeye koyuldu. Kim bilir ne kadar güzel sonuçlanabilecek bir hikayeyi ne tür saçma sebeplerden dolayı kaçırdığını hatırlayınca sırıttı hafiften.

Çok geçmeden köşede bir araç göründü ve adamın önünde durdu, adamın kapıyı açmasıyla indi arabadan kadın. Önce uzun bacakları girdi kadraja, daha sonra kırmızı elbisesi içindeki çekici bedeni. Saçları beline kadardı esmer kadının, her yönüyle cezbediciydi kendisi. Adam saniyelerce nefesini tuttu kadını görünce. Ne de olsa onlarca yıl, düzinelerce hikaye geçmişti üzerlerinden. Nihayet nefes alışverişine devam etmişti ki adam, kadının kokusunu aldı yıllar sonra. Sanki boylu boyuna çekici olması yetmezmiş gibi bir de kokusu başını döndürmüştü adamın. Çocukluğundan bu yana, sorsalar bu adama, hayatının kadınını kağıda dök, çiz deseler, bu kadını gösterirdi adam. Shakespeare’in lafındaki, “arzuladığınız beden” değil, adamın arzulayabileceği en güzel kadındı bu. Aşkın birebir ta kendisi yani.

Koku, adama “ne kadar güzelsin” dedirtti. Utangaç ve ince bir tebessüme “teşekkür ederim” ekledi kadın. Masalarına doğru yola koyuldu kadın ve adam…

Şarabın da etkisiyle sahil sıcak gelmişti kadına, omzuna attığı ince ceketi sıyırdı. O anda beyaz elbisesinin askısının altında, kadının omzundaki dövmeyi fark etti adam. “Bir dövme bir kadına bu kadar yakışabilirdi” diye geçirdi içinden. Benzer yaşamlar sürdürdüklerini de düşünmeden edemedi. Kadın ceketini masanın yanına bıraktı, şarabından bir yudum aldıktan sonra paketten çıkardığı sigarasını ateşledi . Tırnaklarındaki kırmızı ojeler ve kırmızı şarabın görüntüsündeki duruluk bile gölgeleyemedi o an kadının güzelliğini.

Tüm büyüyü masaya gelen küçük çocuk bozdu. Çünkü en az kadının güzelliği kadar masumdu ufaklık. “abi bu güzel yengeye bir kırmızı gül almazsan öküzlük edersin!” dedi çocuk, elindeki kırmızı güllerle dolu sepeti işaret ederek. Adam çocuğun elindeki tek güle baktı; “bu yengenden sana hediye olsun haylaz, biz sepeti alalım” diyerek aldı sepeti ve içlerinden en güzelini seçip kadına uzattı daha sonra. Kadının yüzü güneşin batmadan önceki en son hali gibi kızardı. Buna rağmen duruşundan açık vermeden mahcup bir bakışla teşekkür etti.

Muazzam eğlenceli, romantik bir geceydi adam için. Fakat vakit gece yarısıydı, ayrı evlere doğru yola koyulma zamanı. Adam kadını eve bırakmayı teklif etti, kadın kabul etti. Kadın da etkisindeydi adamın, kendisini kapıya kadar bırakan adamı kahve için evine davet etmekten alıkoyamadı kendisini. Elinde tuttuğu beyaz gülleri adama verip çantasının içinde anahtarını aramaya koyuldu.

Adamın sabahına farklı bir yerde uyanacağı o gece, girdikleri evin ışıkları hiç yanmamıştı…

Adam gözünü açtığında kendi evindeydi, işe gitmesi gerektiği düşüncesi vardı kafasında, yatağı boş. Önceki geceyi düşünmeye çalıştı, saat 23:08 idi yatağa girdiğinde. Telefonunu eline aldı, bundan üç gün önce “naber nasılsın?” diye mesaj attığı ve hatta konuşmanın durumuna göre, “bir ara oturup bir şeyler yiyip içelim, olmaz mı?” demeyi düşündüğü eski sevgilisinden cevap yoktu. Yetmez gibi bir de kadının o gece sevgilisiyle birlikte çekilip sosyal medya hesabına attığı fotoğrafı gördü.

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...