Giden Ben

Gece Gündüz
A A

Giden Ben

“Sol şeridi çok kullanıyorsun!” der hep babam. Selam; ben hep acelesi olan adam!

Çok çabuk sıkılırım her şeyden; işim çıkar mesela, akşam için kurduğunuz plana uyamam ben. Beni arayan çoğu insan, zaman kaybıdır benim için. Yetişmem gereken yerler var benim, tutmayın abi! Eve gidip eski sevgilim için içkiye vuracağım kendimi, ülkenin haline üzüleceğim, bir başına odamda annemi özleyeceğim. Bırakın beni! Denize gireceğim, ağladıkça açılacağım. Kış günü Fikret ile oturup film izlerken aklım çıkar biri arayıp rahatımı bozacak diye. Ha Fikret… Tabii tam anlatamadım onu size.

Fikret, yirmili yaşlarımdayken elime doğdu benim. Adını da ben koymuştum. Bir keresinde Ankara’da bir ara sokakta, sokak lambasının altında bıraktım onu; bir kere Antalya’da bir otelde, güzel bir kadının koynunda uyurken kaçtım gittim. Kırmızı ışıkta beklerken bıraktım bir kere de. Bu örneklerin sayısı böyle artar fakat önemli olan, her seferinde geri dönüp beni bulmuş olmasıdır. Bilmezsiniz, Fikret’i birden fazla öldürmüşlüğüm var benim. Hepsine de intihar süsü verdim. Bir keresinde kalem tutan elini duvara vurarak kemiklerini kırdım. Hastaneye götürdüğümde “Acemi Boksör Kırığı” adını verdiler kırıklarına. Zavallı Fikret’in, hayatın her yerinde acemi olduğunu geçirdim içimden. Hayatındaki yarışta, girdiği her kulvarda verdiği savaşı kaybeden bir zavallı. Neyse, siz boş verin Fikret’i. Zaten en son öldürdüğümden beri ses çıkmadı ondan. Biz, bana dönelim.

Selam, ben hep sol şeritten giden adam! Artık refüje çıkmanın vaktidir diye düşünüyorum. Hızın verdiği hazzın yanında, aracın gücünü ellerinde hissetmek, tam olarak bir hayatı kontrol etmek gibi. Bir bakıma da öyle zaten. O hızda giderken yapılacak en ufak hata, hayatının yok olup var oluşunun kaybolması anlamına gelir. Mesela ben, o günün “o” gün olduğunu biliyorsam eğer, kemerimi dahi takmam. Zira bedenimin, herhangi bir parçasından muaf olmaktansa ölmeyi yeğlerim.

Yirmi beş gram edebiyat kaygısı duymadığım şu sayfada, biraz da günah çıkartmak istiyorum izninizle. Benim yeminimin bir anlamı olmadığını insanlara anlattıkça “tövbe” etmemi istiyorlar; gülüyorum. “Eğer bir insanı doğru yolda tutan tek şey ilahi mükâfatsa o insan, adinin tekidir.” cümlesine, Bakara Suresi 82. Ayete inandığımdan daha çok inanıyorum. Biraz da fazla sigara içiyorum son dönemlerde. Bir fincan kahveyle iki tane sigara içiyorum genelde. İlk sigarayı kahveden bir yudum almadan önce, ikincisini de kahvenin son yudumuyla yakıyorum. Yanaklarım içine göçene değin çekiyorum nefesleri, öyle aşkla. Eylül ayını çok seviyorum ben; Eylül ismine de o yüzden bayılıyorum. En büyük damgadır hatta vücuduma Eylül. Ama yine de çok uzun tutmayın. İşim çıkar benim, kaçarım.

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...