Fikret – Garip Bir Adam

Gece Gündüz
A A

Fikret – Garip Bir Adam

Sen hiç güçsüz oldun mu Feyyaz Abi? Güçsüz hissetmekten bahsetmiyorum. Tam anlamıyla “Güçsüz olmak.”

Mutlu değil misin evladım?

Bahsettiğim şeyin mutsuz olmakla uzaktan yakından alakası yok Feyyaz Abi. Ne yaparsan yap hiçbir şeyi değiştirebilecek gücün yok. “Gibi hissetmek” değil yani, kendi hayatını dâhil hiçbir şeyi değiştirecek gücün yok!

Oğlum, senin elinde başkasını mutlu etmek için malzeme yok; kendini huzurlu hissetmek için içiyorsun. Eğlenmeyi zaten bilmezsin sen. Müziğin, insanları birleştiren gücüne bile inanmıyorsun ki! Sana sorsam: Birleştirici olan, sadece şarkıları yazmaya sebep olan anılar ve hüzne zerk eden olaylar.

Ben de tam olarak onu diyorum Feyyaz Abi!

Neyi diyorsun?

Gücüm kalmadı. Mutlu olmak adına kafiyeler biriktiriyorum ben içimde; şarkılar yazıyorum çeşit çeşit, bin bir türlü. Yatağa oturup sabahına çıkamayacağım savaşlar veriyorum geceleri, bitkin düşüyorum güneş doğmadan; acınası, güçsüz. Her gece, sabah oluyor yine de kaçarı yok bunun, hiçbir şeyi değiştirmiyor artık silueti; varlığı, yokluğu… Üç beş kelime, yine de ne kadar kötü kalabalık? “Böyle işin *mına koyayım!” hayatımın küfür tamlaması!

Senin sorunun, şu odaya kendini kapatıyor olman. Bu odada dahi kalabalıklar içindesin lakin iyi gizlenmiş vaziyette. Durum böyleyken güçsüz hissediyorsun kendini.

Ben bir şey hissetmiyorum Feyyaz Abi; öyleyim.

Aslında değilsin!

Uzatma!

Benimle böyle konuşma!

Sanırım sorunu geç de olsa anladım, emin olmamakla beraber. Yatağımda oturuyorken en güçlü de benim, en mutlu da. Canımı sıkan, sanırım burada mutlu olabileceğimi kabul edemeyen insan topluluğu, başını da sen çekiyorsun.

Ne saçmalıyorsun sen!

Canımı sıkan; “Hayır, bu şekilde bir insan nasıl mutlu olabilir?” diyenler. Sesler duyuyorum birtakım yükseklerden; “Ama o garip bir adam…”

Ama gerçekten bir insan, böyle nasıl mutlu olabilir? Hem garip olduğun konusunda anlaşalım.

Yine başlıyoruz.

Tamam tamam. Bir sigara versene…

Bitti.

Gidip alalım.

Hayır, önce konuşalım. Ölüme hazırlıyorum sanırım kendimi ben bu yatakta. Belki de en mutlu olacağımız kaçınılmaz son. Ve zafere giden yolda, sınav adı altında türlü can kayıplarına ve eziyetlere maruz kalıyoruz. Âşık oluyoruz mesela.

Sen aşktan bahsetme bana ne olur, acelem var!

Tamam, bir yakınımızı bizden önce ebediyete uğurluyoruz mesela, ölümden beter! Her doğan güneş ile tertemiz bir sayfada katlediyorum ben kendimi, temiz kalmıyor dolayısıyla hiçbir sayfa.

Ama sen…

Dur! Tabii ki bu sayfaları, işlemeli nakışlı süsler ve birbirinden güzel yazılarla doldurmak istiyorum. Fakat muhtaç olduğum kudret; köşe başları yahut ecza dolaplarında…

Balkona çıkalım mı biraz, açık havaya ihtiyacım var gibi.

Çok soğuk ama…

Gel… Her yeni güneşle gelen sabah doldurulmayı bekleyen fakat dolduramayacağım boş bir sayfa benim için Feyyaz Abi.

Öyle söyleme!

Ve arkamda doldurmayı beceremediğim, kirlettiğim yığınla boş sayfa var. Ve bu sayfalar artık önümü görmemi de engelliyor.

Dikkat et!

Yarın doğan güneşle gelecek temiz sayfayı, eski sayfaları nasıl heba ettiğimi anlatarak doldurmak ne demek biliyor musun? Tam anlamıyla geçmişte yaşamak…

Düşeceksin!

Feyyaz Abi, artık yeni bir güne uyanmak istemiyorum.

Uyanma o zaman evladım….

Seni bir daha görebilecek miyim peki?

Hiç sanmıyorum….

O zaman elveda Feyyaz Abi!

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...