Eylül’ün Ayak İzleri

Gece Gündüz
A A

Eylül’ün Ayak İzleri

Ağustos ortası vurur insanın yüzüne Eylül; “Ben geliyorum !” Bir o kadar da hızlı gider ki; anlamazsın bile en sevdiğin aya ne olduğunu. Çoğu şeyin ya bitişidir Eylül ya da tam sıfır noktası, başlangıcı. Yani hiçbir şeyin ikinci ayı, üçüncü çeyreği değildir kendisi. Siz siz olun, dinlemeyin onları, Kasım’ı bırakın kenara ve Eylül’de sevin birbirinizi, sevişin. Sevin Eylülleri, benim gibi. Hiçbir ay yoktur ki “rakı sofrası ve sevgili” ikilisine bu kadar güzel yakışsın. Temmuz çok sıcak, Aralık çok soğuk olur.

Adnan Abi’nin mekanı, serin bir deniz kenarı, salaş bir yer. Beyaz ve koyu maviye boyanmış tahta masada rakımızı içip, yine aynı renkte, dört ayağından biri kırık olduğu için sallanan küçük taburelerde oturuyoruz. Hemen üstümüzde iğde ağaçlarının hışırdayan yaprakları. Bu durum Eylül’e dair bir ritüel haline gelmişti bizim ilişkimiz için. Ama bu hale gelmesinde Adnan Abi’nin mekana her gelişimizde bizi Müzeyyen Senar ile karşılaşmasının payını da gizleyemem. Zira her oturuşumuzda Eylül’ün masmavi gözlerinin içine nasıl baktığımı ve her baktığımda ne hissettiğimi en iyi o bilir.

Hırçındır biraz Eylül. Zengin bir ailenin yaramaz, şımarık kızı. Ama o elle tutulamaz oluşu çekmiştir hep beni. Durdurulamaz, kabına sığmaz. Tanımayanı hırpalar, yorar. Ben üç içersem o bir içer, yine de ilerleyen saatlerde tozu dumana katan o olur. Bir de pişman olur sonunda başlar ağlamaya, sokaklarda seller, denizi görsen taşacak sanarsın. Bir ara diner durulur, sakinler. İşte fırtınadan sonra gelen o sakinliği görülmeye değer. Gözyaşlarını içinde tutmaya çalışması, düşüp avuçlarını kanatan fakat erkekliğine yediremeyip, kendini tutan, ağlamayan çocuk gibi. Sonra usulca çekip gider Eylül, dedim ya elle tutulamaz diye. Bakar kalırsın arkasından sadece.

Bana sorarsa ben böyle anlatırım Eylül ayını Adnan Abi’ye. Sevgili gibi, hasret gibi, aşk gibi. Ona sorarsan rüzgar iğdenin yapraklarını düşürür, masaları günde elli kere temizler, yağmuru ayrı derttir onun için. Sular yükselir masaları geriye çekmek zorunda kalır. Adnan Abi “kahpenin çıkarttığı ay”, der Eylül için. Kızarım hep.

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...