Bugün Kaç Yaşındasınız?

Gece Gündüz
A A

Bugün Kaç Yaşındasınız?

Bugün biraz sarı sokak lambaları gibiyim. Dışarıya loş bir ışık saçıyorum da içim alev alev. Oturduğum odada intiharın, bir nevi nefsi müdafaa olduğunu düşünüyorum bu sıralar. Bazı işleri yapmaya üşeniyorken bir fincan kahveyle üç adet sigara içiyorum artık. Gitgide babama benziyorum, yıllarca ona benzememek için yeminler etmiş olsam da. Sokakta Rukiye Teyzenin “Yarın hava otuz küsur derece olacakmış.” Lafına, meteorolojiden daha çok güveniyorum. Annem “Sıkı giyin.” demişse kar yağar o gün, biliyorum. Ama ben yine ince hırkayla çıkıyorum. Alkollü araba kullanıyorum yazları, polise yakalanmamak için toprak yoldan dönüyorum. Aklımca polisleri kandırıyorum. Aslında ben herkesi kandırıyorum, önce kendimden başlıyorum.

Her bir sigara; adresini bilmeyen, belki de dünyanın en mutlu insanlarını “kasten” sıyırıp gecenin en yalnızını vuran birer kurşun. Üstünde dumanı tütüyor, kayıp ruhlar gibi. Sarı ampulün gölgesini çıkarttığı dumanlar, birebir kurumuş denizlerin sessiz feryatları gibi. Karaya vuran her dalganın isyanı; yere düşmüş, üzerine basılan sarı ve turuncu sonbahar yaprakları ve onların çıtırtısı. Onlar, kaybettiğiniz duygularınız. Kaybolmuş ruhlarınız, her gece bu saatlerde vurur karaya. Çekilen her nefes; uykudakilerin neşesi, uykudakilere öfke biraz. Çünkü onlar, yarına bir plan yaparak yatağa giren mutlu insanlar. Sen ise yirmili yaşlarında ve yaz günü yağmur yağdırabilecek kadar mutsuz! Biz kendimizi kapattığımız kutularda, birilerinin elimizi tutup çıkartmasına muhtaç olarak uyanıyoruz sabaha. Oysa hepimizin aklında Jerry Seinfeld kadar komik olmak vardı. Eğlenceli olunamadı belki ama iyi birisi olunabilirdi, olmadı. Kimseye bir kötülüğümüz dokunmadı belki; fakat “iyi bir insan” olarak kapatamayacağımız şu hayatta, en büyük kötülüğü kendimize yapmıştık aslında. Fiyatı artan biletlerle, kötünün en iyisi olmuştuk istemeden.

Cam kenarlarında yakılan sigara ile tenha mahalledeki evlerin boş pencerelerini doldurma oyunudur bu, bilir misiniz? Tüm boş pencerelere yerleştirilir birer birer tanıdıklar, sevenler, sevilenler. Sevilmeyen insanlar alt katları doldururken en üsttekinin zafer çığlıklarını duyarsınız, gülümsetir. Son sigaradır yaktığın, öyle olmalıdır yani. Ama baktığın pencereler, boş kalamayacak kadar alımlı. Ne o mahallede boş pencere biter bakınca ne de o sigara son sigarandır aslında. Hayaller, en güzel huzur evleri.

Ve aslında hayallerimizin her birine, en güzel şekilde yakışacak birisini aramıyor muyuz hepimiz? Başka ne olabilir ki arkasında bu gezinin? Ufak bir karavan, sahil kenarı. Kedi, köpek ve sağda-solda rüya kapanları. Zira böyle bir güzellik, rüyalar barındırmalı. Hanımefendi, bugün kaç yaşındasınız? Kaç kedi ve kaç köpeğe aynı anda bakıyorsunuz? Sever misiniz siz de seyahat etmeyi? Ama sorun şu ki ben olmasam da siz burada olacaktınız. Affınıza sığınarak size veda etmeyi diliyorum. Çünkü geriye alınamayacak sözlerin son şafağı bu. Son kez ufka bakış gün batımında. Çoğu şeyin son günü bugün. Son rüzgâr, son ay, son aralık bugün. Son bir damla umut bu gece. Dilimde yarım kalan ve kanayan son heceler; hanımefendi, gidiyorum ben, iyi geceler.

Mustafa Öven

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...