Tuhaf Bir Haziran Günü

Gece Gündüz
A A

Tuhaf Bir Haziran Günü

Haziranın başıydı,
Durgun bir sessizlik kalmıştı geceden,
Bütün evlerin perdeleri çekiliydi,
İçlerinde her gün bir umut daha can veriyordu,
Ben ise hiç kapatamadığım aralıkları düşünüyordum.
Mesafelerdi, bir adım dahi olsa onlardı beni yıpratan.
Birbiri ardına sıralanmış birkaç sözcüktü belki de,
Hiçbir zaman söyleyemediğim içimde kalan sözcükler.
Oysa düşünmediğim zaman yoktur, hayatın kısalığını.
İnsan varlıkların en şereflisi değildi gözümde,
Çünkü koyu bir acımasızlıkla sarılmıştı etrafım.
Bir zamanlar ihanet perdesiyle kapanmıştı gözlerim,
İnsanın özünde iyi bir canlı olduğunu düşünürdüm.
Sonra, sonra bir kez daha düştüm!
Kağıt kesiği yaralar biriktirdim gönlümde,
Tükendim! Çünkü tekrar kaybedeceğimi biliyordum.
Bir keresinde “İnsan bu” demişti babam,
“Her düştüğünde, ayağa kalkmasını bilmeli.”
Ben ise ne için çabaladığımızı bilmiyordum.
Tekrardan kaybetmek için mi kalkacaktım?
Sonra, sonra bıraktım kendimi boşluğa,
Çaba göstermemenin verdiği garip huzura.
Yoruldum, acaba bir kez daha artakalabilir miydim,
Benliğimi saran hüzünlü geceden?
Tekrar yakalayabilir miydim hayatı?
Bir dizede yan yana gelebilir miydim seninle?
Yazıydı, varoluşuma anlam katan.
İsa’nın doğuşuna şahitlik etmiş,
Antik çağdan kalma bir şiirdi belki de.
Bir kez daha güvendim, tüm benliğimle.
Sonra, sonra bir defa daha adını seslendim,
Sesim güz yağmurlarının arasında kayboldu,
Yine de biliyordum, beni duyabildiğini,
Bu yüzden kapayamadığımız aralıklar önemli değildi,
Mesafeler, ne kadar uzarsa uzasın,
Ne kadar düşersek düşelim,
Yaşadığımız sürece duyabilirdik birbirimizi,
Belki bir arada değildik ve alabildiğine uzak,
Yine de bir haziran sabahında sana seslendiğimde,
Beni duyacağını düşündüm…

Mustafa İnce

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...