Şimdi ve Burada Varoluş

Gece Gündüz
A A

Hayatın bir anlamı var mı? Şüphesiz hepimiz bu soruya farklı cevaplar vermişizdir. İnsanlar kısacık ömürlerinde kendilerine bir anlam yaratmaya çalışırlar, bazılarımız bu anlama ulaşabilirken, bazılarımız bir ömrü anlam arayışı içerisinde geçirirler. Anlam hayatımızın farklı dönemlerinde değişebilir. Kimi insanlar için para önemlidir, kimileri için ise maneviyat.

Dünya içindeki varoluşlarının farkında olan bireyler, bu varoluşlarını anlamlı kılmak ister. Zira biz ölümlü canlılar olarak, eylemlerimizi zamanın kısıtlaması altında gerçekleştiririz. Ölümü hayatın merkezine koyamayacağımız gibi, onu geçiştirerek ya da hayatı tamamen anlamsızlaştırdığını düşünerek yaşamamız mümkün değildir.

Genelde ölüm ve zaman kavramları insana düşman gibi gelir. Ancak bir insan böyle bir kısıtlama altında olmasaydı, hayatına anlam verebilir miydi? Şimdi ve burada, geçmiş ve geleceğin etkisinden kurtularak var olabilir miydi? Bunlar cevabını size bıraktığım sorular.

Peki nedir şimdi ve burada varoluş? Bu basitçe tabiriyle anı yaşamaktır. Ancak bu tabiri kullandığımızda, anı yaşamak çok kolaymış gibi gelebilir. Fakat oldukça zordur ve büyük bir farkındalık ister. Zira anı yaşarken, bilinçli olarak bunu yaptığımızın farkında olmayız. Ancak bu an, anıya dönüştüğünde, yaşamımızda güzel bir hatıra olarak kalır.

Şimdi ve burada var olmak demek; geçmiş ve geleceğin etkisinden sıyrılıp, şu ana odaklanabilmek demektir. Bazen güzel bir müziğin tınılarında, bazen harikulade bir tablonun renkleri arasında, bazen mutlu bir anın sarhoşluğunda kendini kaybetmektir.

Peki bu güzel anları, nasıl elde edebiliriz? Öncelikle birey kendini tanımalı, kendi istek ve arzularını bilmelidir. Ve asla acıdan kaçarak, salt haz yönelimli olmamalıdır. İntihar eden birçok vakada gözlenen düşünce, dünyanın onlara hak ettiği değeri vermediği düşüncesidir.

Fakat ne kadar yaşamı ve dünyayı suçlarsak suçlayalım, acıdan kaçınamayız. Çünkü insan dünyaya geldiği andan itibaren poposuna atılan şaplakla acı çekmeye başlamış olur. Büyüdükçe görür ki fiziksel acılardan daha kötü, ruhsal acılarda bulunur. İnsan bu acıları kabul ettiği, yaşamın yükü ve sorumluluğunu alabildiği sürece gerçek bir birey olabilir.

Ve şimdi ve burada varoluş, ancak böyle mümkündür. Yazımı Victor E. Frankl’ın şu sözleriyle sonlandırmak istiyorum; “Faaliyetlerimiz sayesinde hayata bir anlam verebiliriz, ama severek de yapabiliriz bunu ve nihayet acı çektiğimizde de. Çünkü insan, eylemlerini ve sevmesini engellediğinde yaşama imkanlarını sınırlayan etmenlere karşı tavır alıyorsa, bu sınırlamalar, kısıtlamalar karşısında acılarını omuzluyorsa, birtakım değerler yaratıyor demektir.”

Mustafa İnce

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...