Sanat Ve Şiir Üzerine

Gece Gündüz
A A

Sanat Ve Şiir Üzerine

Öncelikle merhaba. Genelde bu tarz yazılar yazmadığımın farkındayım. Tek tipte yazın örneği vermek, pek bana göre değil. Uzun süredir sadece şiir paylaşıyordum dergide. Bundan sonra bu tarz düşünsel yazılar da ekleyeceğim, zira bu yazıların okuyuculara daha çok hitap ettiği düşüncesindeyim. Bu yazıda da naçizane şiir ve sanat anlayışımdan biraz bahsetmek istedim. Fikirlerin hepsi oldukça kişiseldir, amacım okuyucuyu ve şairleri eleştirmek değil. Zaten bu yazıyı da bir yazardan çok, uzun yılların edebiyat okuyucusu olarak yazıyorum.

“Sanat, sanat için midir yoksa toplum için midir?” tartışmaları yüzyıllardır süre gelir. Bizim edebiyatımızdaki “Kafiye, göz için mi kulak için mi?” tartışması buna benzerlik gösterir. Bundan çok daha eskiden, Yunan felsefesinde estetik, filozofların tartışma konusu olmuştur. Ancak bana sorarsanız sanat tamamen bilinçaltının sembolize edilmesidir. Bu yüzden bir ereğe sahip olması gerekmez.

Sanatçı dediğimiz kişi sanatını icra ederken, dış dünya ile bağlantısını koparır. Kendini tamamen ortaya koymak istediği esere odaklar. O eser onun bir parçası, bilinçdışının bir yansımasıdır. Sanatçı dış dünya ile arasına bir perde çeker, adeta kendini kaybeder ve sonuç olarak bir eser dünyaya getirir. Buraya kadar hiçbir estetik kaygısı olamaz, zira kendini kaybettiğinde ve eserine odaklandığında bu düşüncelerle bütün bağlantısını keser. Diyelim ki kesmedi, o vakit ortaya çıkacak eser, sanatçının değil, onun beğenilme kaygısının bir ürünüdür.

Gelelim benim yazın anlayışıma ve bir şiirde aradığım niteliklere. Büyük üstat İsmet Özel’in şiirlerine bakarsanız, kendisine has bir dilinin olduğunu, bazen ağır metaforlar kullandığını görürsünüz. Hatta şiirlerinde, Immanuel Kant’ın fikirlerine oldukça yer verir. Murat Menteş ile yaptığı bir röportajında şiirlerinde geçen her kelimenin, her dizenin bir anlamı olduğunu söylemiştir. Burada şair anlaşılma amacı gütmez. Ancak biri çıkar ve şairi anladığını, yazılan bir dizenin içerdiği derinliği kavrayabildiğini görürse, bu şairden çok okuyucuyu mutlu eder. Her alanın kendine özgü bir dili vardır. Felsefe kendine has bir terminoloji içerir. Aynı şekilde psikoloji de öyledir. Örneğin; us, özdek, idea, a priori, episteme, numen gibi kavramlar felsefenin içerisindeki terimsel dile aittir. Aynı şekilde psikolojide; bilinçdışı, id, ego, süperego, persona, anima, animus, psişe gibi kavramlar bulunur. Bu terimlerin bu alana ilgi duymayan, araştırma yapmayan kişilere anlamsız geleceği aşikardır.

Bana göre şiir dili de böyledir. Anlaşılmaya değer şairlerin(üstat İsmet Özel gibi) kendine has dilleri bulunur. Bu yüzden okuyucu bunu anlamak için çaba göstermeli, gerekirse okumalıdır. Bir eserin güzelliği derinliği ile ölçülür. Okuyucu bu yetkinliğe sahip olduğunda görecektir ki, sanat oldukça bireysel görünmesine karşın, birçok insanın duygularına hitap etmeyi başaran ve hayatı büyük oranda anlamlandıran, bir varoluş biçimidir.

Mustafa İnce

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...