Kaybetmek

Gece Gündüz
A A

Kaybetmek

Oğuz Atay’ın çok okunan, ancak bana göre bir çok kişi tarafından anlaşılamayan, Tutunamayanlar romanını bilirsiniz. Kitabın son kısımında bir takım insanların hayatlarından kesitler yazılmıştır. Bu insanların hepsinin ortak özeliği tutunamayan kişiler olmalarıdır. Tutunamayanlar’da geçen, Oğuz Atay’ın tabiriyle “Disconnectus Erectuslar” uzun bir değişim evresinden geçip bugün “Kaybeden” olarak tabir ettiğimiz insanları oluşturmuşlardır.

Peki nedir kaybedenlik? Kaybeden olarak anılmak için ne gerekir? Bugüne kadar benim gözlemlediğim; şairler, yazarlar, kendini sanata adamış bir çok isim, hatta hayatın ağırlığına dayanmayıp intihar eden insanlar, kaybeden kişilerdir. Bir çoğu aşık olmuş, geri çevrilmiş, ya da terk edilmiştir. Zaten en güzel şiirler bitmiş, kaybedilmiş şeylerin üzerine yazılır.

Kaybedenler; sessiz, sakin, kendi halinde insanlardır. Attila İlhan, Cemal Süreya, Turgut Uyar, İsmet Özel, Oğuz Atay, Edip Cansever, İsmail Abi ve daha niceleri kaybedenlerin öncülüğünü yapan kişilerdir.

Kaybedenlik sanılanın aksine doğuştan kazanılan bir özellik değildir. Hayat bizi bu hale getirmez. Sartre varoluşçuluğu anlatırken varlığın özden önce geldiğini söyler, kaybedenlik de böyledir. Bizi bu sınıfa sokan yaptığımız seçimlerdir. Zaten çok da mücadeleci tipler olduğumuz söylenemez.

Japonlar’da kaybedenlik için bir kavram kullanır. Gintama isimli animede Madao olarak geçer.


Hepimiz hayatta bir şeyleri kaybederiz. Bazen o çok beklediğimiz gemi gelmez, bazen canımızdan çok değer verdiğimiz kişiden aynı karşılığı göremeyiz, bazende modern yaşantıya ayak uyduramayız. Ancak kaybetmek hep bizim seçimimizdir…

Mustafa İnce

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...