Bir Esarettir Yaşamak

Gece Gündüz
A A

Bir Esarettir Yaşamak

Bitmek bilmeyen bir yoldayım,
Kafamda türlü esaret düşüncesi,
Mesela yaşamak.
“Yaşamak da bir esarettir” diyor şair.
Ölmekse kızıl bir gün batımı.
Yorulmak nedir bilmeyen,
Pamuk işçileri gibi işliyor içime,
Ve sanki soluklanamıyor etrafındaki,
Gittikçe ağırlaşan kurşuni havayı,
Sevme fikri bile heyecan vermiyor,
Kimsenin söyleyemeyeceği bir anlamı arıyor.
Yozlaşmış bir topluma tutunmaya çalışıp,
Bilinçsizce sarf edilmiş küfürler gibi kalıyor,
Şafak ve gün batımının arasında bir yerde.
Sanki hep bir şeyler oluyor dünyada,
Oluyor da o hep kaçırıyor,
Zaman zaman ölüm teğet geçiyor üzerinden,
Hiç tanıyamadığı bir yüz gibi.

Neden yaşıyoruz bunları,
Neden yazıyoruz sayfalarca?
Ne geçiyor elimize?
Yarım yaşadığımız bir insanlık,
Ve cahiliye döneminde fikirler mi?
Sen de biliyorsun ya kandırılmak,
Toplumun uzmanlık alanıdır.
Ama bir taşra kasabası varsa yüreğinde,
Vicdan nedir bilmek boynuna borçtur,
Bu yüzden ne menem bir esarettir,
Seni anlamayan insanların arasında,
Yaşamaya çalışmak?
Ya da sevmek bir kaçış mıdır?
Ellerini tutmak,
Meşru bir cinayet sabahı.
Gözlerine bakmak,
İstemsizce söylenen,
Seni seviyorumlar gibi,
İnanarak ve içten,
Sanki tanrısına ibadet eden,
Bir peygamberin duyduğu huşu,
Ve gerçekleri arayan,
Sofist bir şair.
Çok eskiden kalma bir iç sıkıntısı,
Bulaşıcı değil,
Ama çaresi olmayan,
Bir hastalık,
Diyorlar ki; “Çağa uyum sağlamayan ölmeli.”
O zaman sürgünler uğrak noktamız olsun…

Mustafa İnce

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...