Gabriel Garcia Marquez – Mavi Köpeğin Gözleri

Gece Gündüz
A A

Gabriel Garcia Marquez – Mavi Köpeğin Gözleri

Bir konuyla ilgili beklentiniz ne kadar büyükse hayal kırıklığına uğrama ihtimaliniz de o kadar fazladır. Hayatın kuralı bu. Ama yine de size bu kitabı okumadan önce beklentinizi düşük tutmanızı önermeyeceğim. Yüzyıllık Yalnızlık, Kırmızı Pazartesi gibi Marquez’in çok bilinen eserlerini okumuş olsanız bile… Zira “Mavi Köpeğin Gözleri” her okuru doyurabilecek kadar güçlü bir kitap.

Marquez büyük bir deha. Sınırları çok geniş olan bir hayal dünyasına sahip. Öykülerinde hayal ile gerçek arasına belirgin bir çizgi çekmekten imtina ediyor. Zihninde büyülü bir dünya kuruyor ve kurduğu dünyanın bir olağanüstülük barındırdığını hiç hissettirmiyor. Birkaç öykü okuduktan sonra, artık onun dünyasına alışıyor ve Marquez’in tuhaf hikayelerinde hiçbir olağan dışılık göremiyorsunuz.

Kitapta en beğendiğim öykü “Eva, Kedisinin İçinde” adını taşıyor. Öyküde güzelliğinden bunalan bir kadın, kendini zamandan ve mekandan soyutluyor. Sonra Marquez’in bu tuhaf karakterinin canı portakal çekiyor ve portakal yiyebilmek için evin kedisinin bedenine girmek istiyor. Fakat bu sefer de kedinin bedeni içindeyken bir fareyi yemek isteyebileceğini düşünüp kaygılanıyor.

“Büyük ihtimalle ruhu, kedinin bedenini işgal etmeye başlayınca portakal yeme arzusu yerini, iğrenç bir fareyi canlı canlı yeme arzusuna bırakacaktı.”

Herhalde tek başına bu karakter bile Marquez’in nasıl bir hayal gücüne sahip olduğunu anlamak için yeterli.

Kitabın ilk öyküsü olan “Üçüncü Teslimiyet” de en az kedisinin bedenine girmek isteyen kadının hikayesi kadar ilgi çekici. Öyküde Marquez’in bir diğer enteresan karakterine, doktor tarafından “Yaşayan ölü” tanısı konuluyor ve annesi tarafından tabuta konulan adam, kapatıldığı odada bir kez daha ölmeyi bekliyor.

“Tabutun içindeyim, gömülmeye hazırım, oysa ölmediğimi biliyorum; canım kalkmak istese kolaylıkla kalkabilirim. En azından manevi olarak kalkabilirdim ama buna değmezdi. Hastalığım, ‘ölüm’ dolayısıyla ölmekti.” diyor Marquez’in yaşarken ölen karakteri.

Büyülü gerçekçilik denilen yöntemle anlatılan hikayelerin, her biri müthiş betimlemelerle dolu. Marquez, dili etkileyici biçimde, ustaca kullanıyor. Marquez’in kitaptaki öyküleri 19-27 yaşları arasında yazmış olması beni epey şaşırttı. Bir yazar, bu yaşlarda esaslı bir hayal gücüne sahip olabilir fakat dili ustaca kullanması, bu denli müthiş betimlemeler yapması pek alışıldık bir durum değil.

Eğer hayatınız uzun süredir can sıkıcı derecede olağan, monoton, sıradansa Marquez’in tuhaf evreninde, büyülü bir yolculuk yapmak çok iyi bir fikir olabilir. Mavi Köpeğin Gözleri’ni şiddetle tavsiye ederim efendim.

Okumak güzeldir.

Mustafa Aplay

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...