Duman

Gece Gündüz
A A

Duman

Kuş ordusu, güç gösterisi yaparak geçiyor tepelerinden. Güneş, istifini bozmadan doğuyor. Ağaçların hüzünlü bakışları ve rüzgârın yumuşak dokunuşlarıyla başlıyor gün. Aylardan Haziran. Yüksek bir yerde İsmet ve Sadi, soğuk bir yerde…

Saatlerdir sessizce oturuyor; kuşları, ağaçları, bulutları, dağların yamaçlarındaki çiçekleri seyrediyorlar. İsmet, bir sigara yakıyor. Beraber boğuluyorlar dumanların arasında. Keyif alıyorlar bu işten.

Sigara içmez Sadi ama dünyanın en aktif pasif içicisidir belki de. O dostundan ayrılmaz, dostu da zehrinden.

Bir sigara daha yaktı İsmet. Duman çevreledi genç bedenlerini. Saatlerdir bozulmayan sessizliği bir tekmeyle devirdi İsmet.

“Şu çiçekleri görüyor musun Sadi, ne kadar güzeller.” dedi.

Tebessüm etti. Başparmağını sağ yanağına dayadı, diğer dört parmağını da sol yanağına… Daldı gitti uzaklara.

“Evet abi.” dedi Sadi gözlerini dağların yamaçlarındaki sarı çiçeklere dikerek.

Ve bir süre daha sessizlik egemen oldu zamana. Düşünceler, hayaller, umutlar, pişmanlıklar konuştu. Çıt çıkmadı. Saatler geçti. Öğlen oldu. Hava ısındı. Ve bir kuş ordusu daha güç gösterisi yaparak geçti tepelerinden. Ve yine bozuldu sessizlik.

“Ya çiçekler kızdıysa bize?” dedi İsmet.

Hiçbir şey söylemedi Sadi. Baktılar birbirlerine. Hastalığı şiddetlenen atmosfer, tutamadı telaşları, pişmanlıkları.

“Ya ayaklanırsa çiçekler Sadi, ne halt edeceğiz o zaman?” dedi ve…

Ağlamaya başladı İsmet, hıçkıra hıçkıra… Sakalları ıslandı. Burnunu çekti. Hüznünün kokusu yayıldı, mantıksız ve aklı başında bir şiir gibi…

“Ne oldu abi, iyi misin?” dedi Sadi, eli dostunun sırtında.

“Ne oldu-su var mı Sadi? Yanlış yaptık işte, yanlış yaptık.”

Sürdürdü ağlamayı. Müdahale etmedi Sadi. Saatler geçti aradan. İkindi oldu. İnananlara kurtuluş çağrısı yapıldı. Yağmur hafif hafif bırakmaya başladı kendini. Ve bir kuş ordusu daha güç gösterisi yaparak geçti tepelerinden.

Kesti ağlamayı İsmet. Bir sigara daha yaktı.

“Yanlış yaptık Sadi, koparmayacaktık çiçekleri. Sevgililerimize, annelerimize daha güzel hediyeler alabilirdik. Yanlış yaptık, çok yanlış yaptık.”

“Neden abi?” dedi Sadi.

Kafasını sağa sola salladı İsmet. Konuşmadı. Gözlerinden yaşlar süzüldü. Saatler geçti. Akşam oldu. Kıyamet kopabilirdi, kopmadı. Hava kızıllaştı, soğudu. Yağmur dindi. Rüzgâr, bu kez daha güçlü attı adımlarını. Bir kuş ordusu daha güç gösterisi yaparak geçti tepelerinden. Ve bir sigara daha yaktı İsmet. Duman, çevreledi genç bedenlerini.

“Ya öfkelilerse bize hâlâ? Ya ayaklanırsa çiçekler Sadi; sen bunun ne demek olduğunu biliyor musun?”

Ağladı İsmet, hıçkıra hıçkıra… Hüznünün kokusu yayıldı, ulağını kaybetmiş bir haber gibi… Güçlükle konuştu.

“Ya intikam almaya gelirlerse… Sevgililerimizi, annelerimizi öldürürlerse…” dedi.

“Zaten ölmediler mi abi?” diyemedi Sadi. Onun da gözlerinden yaşlar süzüldü. Beraber ağladılar, dost olduklarının farkına vardılar. Hiç konuşmadılar. Saatler geçti. Gece yarısı oldu. Kalktılar sonra yerlerinden. Yürümeye başladılar. Sabah olmuştu şehre vardıklarında. Bir kuş ordusu daha güç gösterisi yaparak geçti tepelerinden. Ayıplana ayıplana, kurşunlana kurşunlana, ağlaya ağlaya yürüdüler insanların arasından. Ne zaman bir çiçekle karşılaşsalar değiştirdiler yollarını. Ve azat ettiler gözyaşlarını. Her seferinde bir sigara daha yaktı İsmet. Duman çevreledi genç bedenlerini.

“Ya ayaklanırsa çiçekler, ey insanlar?” dedi İsmet.

“Siz bunun ne demek olduğunu biliyor musunuz?”

Mustafa Aplay

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...