Siyah Beyaz Bir Kayboluş Hikayesi – Bölüm4

Gece Gündüz
A A

Siyah Beyaz Bir Kayboluş Hikayesi – Bölüm4

İnsanların bacaklarına çarpa çarpa ilerliyorum. Her dört adımımda yanından geçtiğim kişilerden biri saçlarımı okşuyor. Tam olarak dört adımdan emin değilim ama dört yaşındayım ve sadece dörde kadar saymayı biliyorum. Daha önce ezberlediğim yollardan tereddüt etmeden yürüyorum. Şarkı söyleyen kalabalık Beşiktaşlıların arasından geçiyorum. Daha önce birkaç defa gördüğüm kartal heykelinin yanına gidiyorum. Annem elinden tutup yürürken yaptığımız gibi sırtımı kartal heykeline dönüp dümdüz yürüyorum.

Büyük ihtimalle evdeki kalabalık benim yokluğumu fark edip, bağıra çağıra beni aramaya çıkmıştır şimdiye kadar. Ev o kadar kalabalıktı ki dayanamadım ve kapıyı açıp çıktım. Elimden tutan olmadığı için yüksek basamakları ağır ağır inerken epey korku yaşadım. Şimdi ise kuşlar gibi hürüm. İstediğim yere gitmek için kimsenin elinden çekmiyorum. Nereye gitmek istersem oraya gidiyorum. Ve sırtımı kartal heykeline dönüp dümdüz sokakta yürüyorum.

Bugün ilk defa evimiz bu kadar kalabalıktı. Bugün ilk defa evimde durmak istemedim. Bugün ilk defa tek başıma sokağa çıktım. İlk defa kırmızı duran adamlı ışıkta karşıdan karşıya geçtim. İlk defa elimi kolumu sallaya sallaya yollarda yürüyorum. Bugün ilk defa babamı ağlarken gördüm. Babam bana sarılıp ağlıyordu. Kocaman öpüyordu yanaklarımdan ama gözlerinden yüzüne süzülen yaşlar da yüzümü ıslatıyordu. Babamı ağlarken gördüğüm zaman babaların da ağladığını anladım. Tek ağlayan ben değildim. Peki babam neden ağlıyordu? Neden evdeki tanıdığım ve tanımadığım yüzlerden hep yaşlar süzülüyordu? Neden babam hüngür hüngür ağlıyordu? Neden yıpranmış, parçalanmış ve yorgundu?

Kartal heykeline arkamı dönüp yürürken yolun karşısındaki oyuncakçıyı görüyorum ve daha da hızlanıyorum. Yolun karşısına geçip oyuncakçıyı açan oyuncakçıyı görüyorum. Olduğum yerde oyuncakçının önünde duruyorum. Dudaklarım titremeye başlıyor. İçime bir karanlık doğuyor. Ellerimi kimsenin tutmadığını fark ediyorum.

Bugün, ilk defa uyandığımda odamın kapısı kilitliydi. Bugün ilk defa uyandığımda annemi değil babamı gördüm. Bugün ilk defa babamı gözyaşları içinde gördüm. İlk defa uyandığımda anneme sarılmadım. Sarılamadım.

Dişlerimi sıkıyorum. Sonra da parmaklarımı. Başımı gökyüzüne kaldırınca gözyaşlarım dökülmeye başlıyor. Olabildiğince içten, olabildiğince çaresiz, yapayalnız ve kimsesiz bir çığlık atıyorum.

“Annnneeeeeee!!!!!”

Herkes şaşırıyor. Bir anda bütün bakışları üzerimde hissediyorum. İnsanların bakışlarına aldırış etmeden daha yüksek sesle ve daha ağlak gözlerle bağırıyorum.

“Annnneeeeeee!!!!!”

Annesini kaybetmiş küçük bir kız çocuğuyum, ağlıyorum.

Muhammet Sami Karakaş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...