Siyah Beyaz Bir Kayboluş Hikayesi – Bölüm3

Gece Gündüz
A A

Siyah Beyaz Bir Kayboluş Hikayesi – Bölüm3

Sokayım kalabalığına, metropolüne, taşına, toprağına… Canımı vereyim Ankara’mın ayazına kurak yazına, sakin sokaklarına, samimi insanlarına… Tutturmuşlar bir pazartesi sendromu. Kimsenin Pazar günü fazladan çalışanları düşündüğü yok. Bir de etrafta herkes siyah-beyaz Beşiktaş formaları ile sokaklarda geziyor. Bana çarpanların tek tek boğazından sıkıp, burnunun üzerine bir yumruk atasım var. Yumruğumun ardından yere düşen arkadaşlarını gören diğer insanları da teker teker, hatta ikişer üçer yumruk atıp yere seresim var.

Hızlı hızlı adımlarla Beşiktaş sokaklarından çıkmaya çalışıyorum. Her adımımda daha da sinirleniyorum. 40’lı yaşlarında, huysuz, deneyimli bir adamım. Yıllardır Ankara’da bir reklam ajansında, binlerce slogan, yüzlerce reklam filminin yaratıcısıyım. Ama şimdilerde ajansta 20’li yaşlarda bir çocuk var ve nedense sürekli O’nun sloganlarını kullanıyoruz. Geçtiğimiz hafta bir uçak firmasının Sevgiler Günü kampanyasına slogan ararken hemen atladı “Sevgililer Günü’nde Görüşmek Dileğiyle.” diye. Uçak firması da o kadar beğendi ki gidiş-dönüş bileti hediye ettiler, hem de çift kişilik. Yıllardır maaşım dışında tek bir hediye, tek bir takdir alamadım fikirlerimden. Ama beyimiz yapınca insanların hoşuna gidiyor. O küçük, izbe gecekondusunda ilham perisiyle beraber yaşıyor sanki. Yoksa bütün parlak fikirlere sahip olamaz, olmamalı. Yıllardır bu sektörün içinde ne reklamlar, ne reklamcılar gördüm, hiçbiri bu kadar yaratıcı ve parlak fikirlere sahip değildi. Tabii ki ben hariç. Ben hala en iyisiyim ama O daha pratik ve hızlı. Perili Gecekondu’da oturmanın avantajları olsa gerek.

Peki neden Pazar sabahı İstanbul’dayım? Ajansın en kıdemli personeli olarak uluslararası bir firmanın yöneticileri ile görüşmem lazım. Peki neden Pazar? İşte orasına kocaman bir küfür koyuyorum.

Görüşme saatine yetişmek için daha hızlı yürüyorum. Beşiktaş marşları eşliğinde. Yolun sağından, kartal heykeline doğru dönecekken bütün marşları bastıran, adımları ve zamanı durduran bir ses duyuyorum.

“Annnneeeeeee!!!!!”

Herkes şaşırıyor. Diğer insanlar gibi ben de ne olduğunu anlamak için arkama dönüyorum. İnsanların baktığı yöne doğru bakıyorum.

Annesini kaybetmiş küçük bir kız çocuğu, ağlıyor.

Muhammet Sami Karakaş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...