Neler Söylüyorsun Nalan

Gece Gündüz
A A

Neler Söylüyorsun Nalan

“Gitme demiyorum sevgilim, hobi olarak gene git…”
Bahadır Cüneyt Yalçın

Kentte yağmur günlerdir durmak bilmiyordu. Sular her zamanki gibi yokuş aşağı akıyordu. Küçük çocuklar camdan dışarı bakıyordu. Arap bacı ölmüştü. Ali, Ayşe’yi seviyordu ama bu bambaşka bir hikayeydi.

Öylesine bir salonda, öylesine bir mağazadan alınmış öylesine bir koltukta, öylesine iki insan yan yana oturuyordu. Bu öylesine iki insan, Nalan ile Bahtiyar, birbirlerini ölesiye seviyordu. Ne Nalan eskiden olduğu gibi başını Bahtiyar’ın dizlerine koyup koltuğa uzanmış ne de Bahtiyar eskiden olduğu gibi başını dizine koyup koltuğa uzanmış Nalan’ın saçlarını okşuyordu. Aralarında hemen hemen 15 santimetrelik bir boşluk vardı. Koltuğun iki ucuna kaçabilecekleri kadar kaçmışlardı. Ya koltuk bu kadar küçüktü ya da ikisinden biri veya her ikisi de kilo almıştı. Aralarındaki 15 santimetrelik mesafe, bir düzlem üzerine aktarılmış dünya haritasındaki Amerika ve Rusya arasındaki mesafe kadar uzaktı. Ama Rusya, Amerika’ya yakındı.

Nalan sarı ve kıvır kıvır saçlarının arkasına gizlediği dünya üzerindeki en güzel bir çift gözle kafasını sola çevirip pencereden dışarı bakıyordu. Bahtiyar da gözünü kapalı televizyona dikmiş, zamanla iyice seyrekleşen saçlarını iki elinin arasına almıştı. En son beş dakika önce konuşan ikili şimdi sessiz sessiz etrafa bakıyordu.

“Neler söylüyorsun Nalan? Ne demek mutsuzum?” dedi Bahtiyar iki elinin arasına aldığı kafasını sağa sola çevirmeden.

Güzel gözlerinden bir damla yaş süzüldü Nalan’ın. Şimdi bıcır bıcır sesine gözyaşı kaçmıştı. Gözyaşı kaçan bıcır bıcır sesiyle zor da olsa konuştu Nalan.

“Ben gidiyorum.”

Sonucunu bildiği test sonuçları eline geçmiş bir adam gibiydi Bahtiyar. Kısa zamanda öleceğini öğrenmişti. Yağmur damlalarının ıslattığı pencerelere bakıp, gözyaşını yutkundu ıslatmasın diye yanaklarını.

Üç kollu avizenin ikisinde ampul takılıydı ve bir tanesi yanıyor bir tanesi de yanıp sönüyordu. Sonra tekrar yanıp tekrar sönüyordu. Bu eylem her gerçekleştiğinde seyrekleşen saçlarından dolayı kafası parlıyordu Bahtiyar’ın. Salon biraz dağınıktı. Koltuğun önünde duran cam sehpada bir kitap duruyordu. “Ben Vedaları Beceremem.”

Belli ki vedaları beceremeyen iki kişi daha vardı. Sağanak yağışlı gözlerini Bahtiyar’a çevirip sordu “Gitme demeyecek misin?”

Şimdi gözyaşlarını bir kere daha yutkundu Bahtiyar. Sonra biraz öksürüp sesini düzeltti. “Gitme desem bir şey değişecek mi?” dedi Bahtiyar. Bildiği sorunun cevabını bekleyen bir öğrenci gibi.

“Yoruldum.” dedi Nalan. Yorulmamak elde değildi. Yıllardır neler yaşamamıştı ki ikisi. Nalan haklıydı. İnsanlar yorulurdu. Esas olan dinlenince geçecek miydi?

“Bir yorgunluk kahvesi yapsam?” dedi Bahtiyar. “Hem 40 yıl hatırı vardır. Senin ben de bir ömür hakkın var. Yavaş yavaş ödemiş olurum borcumu.” diye de devam etti “Erkekler ağlamaz” raconuna uyarak.

Nalan kararlıydı. Bu sefer kesin gidecekti. Aslında bu ev zaten Nalan’ın eviydi. Ne zaman canı isterse, ne zaman kızarsa evden çıkar giderdi. Ne zamanda gelmek isterse kapının kilidini açar eve girerdi. Bahtiyar’ın evde olup olmamasının bir önemi yoktu. Çünkü Bahtiyar elbet o kapıdan içeri girecekti. Bahtiyar’ın yanından biri veya birilerinin de olmasının bir önemi yoktu. Nalan gelince Bahtiyar’ın gözü kimseyi görmeyecekti.

“Artık uzatmayalım.” dedi Nalan. “Bizim hikayemizde beraber ölmek yokmuş.”

“Beraber öleceğiz diye bir şey yok Nalan. Ben senin kollarında ölmeye razıyım.” dedi Bahtiyar.

Nalan’ın kızaran gözleri hala güzeldi. Bir de gamzelerine dolan gözyaşları var ki ne yapsın Bahtiyar?

Kafasını iki yana salladı Nalan. Aslında matematik çok basitti. İki kişilik bir hikayede iki tane kaybeden varsa kazanan yoktur.

Cebinden çıkardığı anahtarları cam sehpaya bıraktı Bahtiyar. Ayağa kalkıp arkasını döndü.

“Ben yatmaya gidiyorum Nalan. İstediğin zaman kapıyı açıp gidebilirsin.”

Nalan’ın kalbi buna dayanacak güçte miydi? Başka zaman olsa gidebilirdi ama şimdi? Masanın üzerindeki tek kişilik Norveç bileti bir tesadüf müydü? Bahtiyar bu biletten neden kendisine bahsetmemişti? Yoksa O’nu yine terk edeceğini hissetmiş miydi?

“Eğer olur da kalmak istersen yanıma yatabilirsin. Söz senin tarafında yatmayacağım.”

Bahtiyar arkasına bakmadan yatak odasına girdi. Bu bir restleşmek miydi? Bahtiyar hayatı boyunca o kadar cesur bir adam olamamıştı. Peki ya Nalan? Nalan cesur bir kadındı. Ne istediğini bilen ama ne zaman istediğini bilmeyen bir kadındı. O arada yanan ampul patladı. Diğer ampul hala yanıp sönmeye devam ediyordu. Nalan ayağa kalktı. O sırada evin yakınlarında bir yerlere yıldırım düştü ve salon kapkaranlık oldu. Nalan kalkarken anahtarı almış mıydı? O sırada ampul sönmüştü.

Muhammet Sami Karakaş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...