Komşu Kızı: 18. Yaş Günümü Sizin Evde Kutlayacağım

Gece Gündüz
A A

Komşu Kızı: 18. Yaş Günümü Sizin Evde Kutlayacağım

Sıcak bir 2003 yazı, yaz tatilinin bitmesine 4 gün var. Meteoroloji uzmanlarına göre Ankara’da hava parçalı bulutlu, zaman zaman güneş etkisini gösterecek, sıcaklık sıfırın epey üstünde 36 derece. Ben ve benimle beraber taşlarla kale kurup sokakta maç yapan arkadaşlarıma göre ise sıcaklık insanı kavurup, şeytanı yakmayacak derecede. Meybuz’una yapılan ama dünya kupasını kazanmaktan daha da önemli bir maç. Tuzsuz Bekir’in sağından atıp yine sağından geçtikten sonra Ayı Fuat ve Arap Kazım’ın arasından şutumu çekiyorum. Akıllarda tek bir soru, gol mü? “Gol tabi olum taşa çarpıp içeri girdi” diye bağırıyorum kaleci Kuş Ferhat’a. “Olur mu lan taşın üstünden gitti gol değil” diye bana karşılık veriyor. Topu atan alır kuralını yerine getirmek için topu peşinden küfürler eşliğinde koşuyorum.

Maç kaç kaçtı? 9-7 olur muydu hiç? O kadar gol attıktı? Karı gibi ağlamayın hadi sizin dediğiniz olsundu. Bir gol daha atarsak maç bitiyor ve gidip bakkal Kenan abinin Algida dolabının önünde sıraya girip Meybuz’umuzu kazanmanın haklı gururu içinde Meybuz’larımızı yiyeceğiz. Ağzımızla açmak için biraz çabalayıp, ağzımıza gelen ambalaj parçalarını tükürdükten sonra Kuş Ferhat’ın, Ayı Fuat’ın, Tuzsuz Bekir’in ve diğerlerinin gözlerine baka baka Meybuz’umuzu yiyeceğiz ve “Nasıl koyduk ama!” diye başlayan maç kritiğini yapacağız. En çok da benim uzaktan attığım golü konuşacağız tabii ki. Ronaldinho gibi çalımlayıp Hagi gibi vurmuştum topa. Hagi futbolu bırakmasa Galatasaray bu sene de şampiyon olurdu aslında.

Deli Ayhan bana pası atıyor, topu durdurup kaleye bakmak üzere kafamı kaldırdığımda; mahallemize 1.5 ay önce taşınan Asude’nin, ablası Sude ile birlikte bakkal Kenan abiden çıktığını görüyorum. İlk defa futbol topundan başka bir şey, başka bir olay benim ilgimi daha fazla çekmeye başlıyor. Hayatımın dönüm noktası veya Ayı Fuat’ın röveşatası… Küfürlerin sonunda benim adımı söylediklerini duyuyorum. Öfkeyle üzerime koşan Volkan abi -mahallenin en kral abisi- kaptanlarla yakışmayan bir hareketle beni defansa gönderiyor. Ben Asude’me bakarken Arap Kazım topu benden alıp Tuzsuz Bekir’e atmış, O’nun açtığı ortayla da Ayı Fuat röveşataya kalkıp golü atmış. 9-8. İlk yasaklı meyveyi yiyip insanlığın kaderini değiştiren kadın ırkı; imparatorlukların sonunu getirmekle şanını yürütmeye devam ettikten sonra galiba bizim maçın da kaderini değiştiriyordu. Acaba dinozorların nesli de kadınlar tarafından tüketilmiş olabilir miydi? Amerika bir kadın için Irak’a savaş açmış olabilir miydi? Amcama göre bu olay 3. Dünya Savaşı’nı başlatabilirdi. Koskoca dünya bir kadın için birbirine girer miydi? Kadın güzelse neden olmasındı? Mesela ben senin için savaş başlatabilirim Asude’m. Bütün dünyayı karşıma alırım senin için. Eğer uzaylılar gerçekten varsa onları da karşıma alabilirim. 2 yıl önce 4 Haziran 2001’de Uşak’ta 3 çiftçi tütün dikmeye gittikleri tarlada uzaylıları görüp taşlamışlar. Uzaylı da karşılık verip yükselmiş. Benim sapanım var, hepsine taş atarak seni koruyabilirim Asude’m.

Asude mahallemize yeni taşındı. Annesi ve babası ayrıldıkları için bizim mahalleye taşınmışlar. Biz evlenirsek hiç ayrılmayalım Asude. Ben seni hiç üzmem sen de beni üzme. Asude ve ablası Sude annesiyle birlikte kalacaklarmış. Asude de bizim gibi 6. Sınıfa başlayacakmış. Dedem orta 1 diyor inatla ama ben biliyorum 6.sınıf. Asude de bizim okula kayıt yaptırmış. Acaba sabahçı mısın öğlenci mi Asude? Sabahçı ol, erken kalkmaktan korkma. Erken kalmak insan ömrünü uzatıyormuş, ömrün uzasın ki daha fazla beraber olalım. 5 yıldır Rıdvan’la birlikte aynı sırada oturuyoruz. Sınıfın en zeki iki öğrencisiyiz. Ben daha zekiyim. Bu sene en önde oturup O’nu yanıma almasam, sınıfa ilk geldiğinde benim yanım boş olduğu için benim yanıma otursan… Beraber ders dinlesek, ben senin saçını çeksem de sen beni öğretmene şikayet etmesen… 6.sınıfa başlayınca beslenme çantası götürmeyecekmişiz. Beslenme dersi yokmuş, teneffüslerde yiyecekmişiz ne yiyorsak. Ben teneffüsümü beslenmeye harcayamam, koşa koşa merdivenlerden inip okulun bahçesinde maç yapmaya başlarım. Zaten 5 yıldır da hep aynısını yapıp beslenme çantamdakileri eve giderken annem kızmasın diye yolda yiyorum. Annem yine çantama kek yapıp koyacakmış. Annemin kekleri çok güzel, eve dönerken beraber yeriz kekleri. Ben sana kopya da veririm Asude’m. Zaten bizim sınıfta önce arkadaşının iyi not almasına uğraşırsın sonra kendi notların için dua edersin. Sen benim arkadaşımdan da öte olacaksın; sevdiğim, sevgilim olacaksın. Sen takdir al, ben sınıfı geçeyim yeter. Sonra beraber aynı liseye gideriz. Hiç ayrılmayız. Hatta Rıdvan’da bizimle aynı liseye gelir. Hesap ettim Asude’m, 18 yaşına geldiğimizde liseyi bitirmiş olacağız. 18. Yaş günümü senin evinde kutlayacağım. Annem ve babam da olacak, çiçek ve çikolatalarla geleceğiz. Pastaya gerek yok. Sonra sen bize kahve yapacaksın. TV’de gördüm, kız erkeğin kahvesine tuz katıyor, sen benim kahveme tuz katma olur mu Asude? Kahvelerimizi içtikten sonra babam “Allah’ın emri, Peygamber’in kavliyle” seni bana istesin. Biz de aramızda anlaşalım babana laf düşmesin.

11 Eylül 2001’de Amerika’da Dünya Ticaret Merkezi Kuzey kulesinin 94-98. katlarının arasına çarpan uçak gibi bana çarptın. Arada sadece iki fark var; birincisi kuleler 526.3 metre, ben 1.47 metre boyundayım. İkincisi ise kulelerden biri çarpmadan 102, diğeri ise 56 dakika sonra yıkıldı, sen çarptıktan sonra benim yıkılmam 1 saniye sürmemişti bile.

Gözlerimi açtığımda sırtüstü yerde yatıyordum. Bütün çocuklar başıma toplanmıştı. Başımda bir ağrı, burnumda ise acı bir sızı vardı. “Aaaa burnu kanıyo oğlum”, “Hemen pamuk bulalım”, “Bir şey olmaz oğlum azcık kanar geçer” ve bunun gibi sesler duyuyordum ve de o an anladığım tek şey burnumun kanadığıydı. Volkan abi hafif doğrultup bakkaldan aldıkları pamukla burnuma tampon yapıp, başımı havaya kaldırmamı söyledi. Bakkal Kenan abi elinde Meybuz’la gelip “Buz kalmamış bunu ensesine koyun, azcık gölgede otursun” dedi. Ayı Fuat’ın vurduğu top suratıma çarpmış ve ben yere düşmüşüm. Kalkıp gözlerimi açtığımda sen çoktan gitmiştin Asude’m. 26 Haziranda, 2003 FIFA Konfederasyon Kupası’nın yarı final maçında, Stade de Gerland’da, Kamerun-Kolombiya maçının 71. dakikasında aniden yere yığılan Marc-Vivien Foé; sahada kalp yetmezliğinden milyonlarca kişinin gözü önünde hayata gözlerini yummuştu. Ben de aynı durumda olabilirdim, ölebilirdim ve seni bir daha göremeyebilirdim Asude’m. Ama sen hiçbir şey olmamış gibi oradan uzaklaştın, arkana bile bakmadan… Görmemiş olabilir miydin? Tabii ki görmemiştin, sonuçta bizi izlemiyordun. Hem görsen koşa koşa ve panikle gelirdin değil mi Asude’m?..

Hemen kalenin arkasındaki ağacın gölgesine oturdum. Volkan abinin dediği gibi kafamı havaya kaldırmıştım. Bakkal Kenan abinin enseme koyayım diye verdiği meybuzu yerken maçı izlemeye koyuldum. 10-8 kazandık. Ayı Fuat bu kez kendi kalesine röveşatayla gol atmıştı.

Muhammet Sami Karakaş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...