Tabut Farkı

Gece Gündüz
A A

Tabut Farkı

Oldum olası sevmediğim bir şeydir trenle yolculuklar. Çok uzun saatler yapılan yolculuklardan sonra bir yere varamadığının simgesiydi bana göre. Yeni bir tren yolculuğu için biletimi alarak yürüdüm. Gideceğim yere yalnızca demir yoluyla gidilebilmesinden dolayı bir hayli sıkkındı canım. Trene yönelerek hiçbir yere bakmadan koltuğuma oturdum. Bir hayli süre bekledikten sonra nihayet hareket saati gelmişti. Ancak tren içindeki tavırlarda bundan esinti bile yoktu. Çantamdan çıkardığım biletteki hareket saatine tereddüt ederek bir kez daha baktım. Evet, doğruydu işte. Niye hiçbir hareket yoktu ki? Birkaç dakika sonra yavaşça hareket etti tren. Yine beni şaşırtmayan bir tarza sahipti. Birkaç ağaç geçtikten sonra bir başka istasyonda durduk. Biraz sonra tekrar hareket edip ilerlesek de durmalara devam etme çizgimizden asla taviz vermiyorduk. Bir yanda göğe yükselen dumanlar, diğer tarafta insanların tüm seslerini bastıran seslerle saatlerce yolculuk ettik. 30 yıldır görmediğim annemin ölüm haberini almasaydım beni hiçbir güç bindiremezdi buna, sayıklamalarıyla bir hayli zaman geçirdim. En sonunda varacağım yere gelmemizle birlikte yüzümde hafif bıkkınlıkla bir tebessüm oluşuverdi. İşkenceden kurtulan bir garip tavşan gibi indim trenden.

Ufak çantamla birlikte hastanenin yolunu tuttum. Günler öncesinden kalan kraker ve bisküvileri ağzıma atarak girdim kapıdan içeri. Oldukça kötü ve bir o kadar da eski hastane kapısından girer girmez karşıladılar beni. Güvenlik görevlisi, elinde tuttuğu aletle önce beni, sonra da çantamı bir güzel kontrol etti. Ardından danışman olarak yazılı yerde boş boş gevezelik eden kadının yardımıyla morg bölümüne indim. İki kişinin yardımıyla annemi teşhis etmem söylendi. 30 yıldır görmediğim annemi! “Acaba hatırlayabilir miyim ki annemi?” diye düşünmeye başladım. “İnsan annesini tanıyamaz mı canım? Tanırım elbette…” diyemedim bu soruya. Biraz ürkek bir şekilde hazırlanarak morg bölümünden annemin yanına geçtik. Fırından ekmek çıkarır gibi gösterdiler annemi. Birkaç dakika öylece bakakaldım. “Bu mu anneniz hanımefendi?” sorusunu bir hayli yüksek sesle sormuş olacak ki irkildim. Tuhaf bir şekilde görevliye baktıktan sonra kafamı tekrar anneme çevirdim. Gençliğine göre bir hayli kilo almış sanırım. Yüzü de haliyle değişmiş. Burnu bu kadar büyük müydü ya? Elmacık kemiklerini de sanki aldırmış gibi duruyor? Botoks filan mı yaptırıyordu acaba? Burnu böyle değildi ki aslında? Yüzlerce soruyla mücadele dönemim başlamıştı o anda. Kimsenin olmadığı hissiyle içimden dedikodular yaparak annemin yüzü hakkında bir şeyler hatırlamaya çalıştım.

Görevlinin devamlı olarak konuştuğunu ise çok sonradan algıladım. En sonunda aceleyle sorulan soruların kulaklarımı rahatsız etmesi üzerine “Evet, bu annem…” diyerek konuyu kapattım. Ardından işlemler başlatıldı. İmzalar atıldı, görüşmeler olumlu geçti. İş başvurusunda hissettiğim dakikaların sonunda annemin defin işlemleri de gerçekleşti. Kimsesiz kalan bir ölüyü daha yakınlarına teslim etmenin mutluluğunu hastane çalışanlarının gözlerinde gördüm. Birkaç görevli, bir tane boşta olan imam ile birlikte doğru mezarlığa gittik. İkindi namazını bir süre bekledikten sonra yakın camide cenaze namazını kılıp güzel annemi, yüreği temiz insanlarla toprağın içine indiriverdik. Çok zorlamama rağmen gözümden yaş gelmemesinden dolayı bazı ihtiyarların dedikodu yapmaya başladıklarını da fark ettim. Ancak hiç bulaşmak istemedim. İnsanların dağılmasıyla birlikte çantamın en dibinde kalan telefonumun güzel melodisi duyuldu. Yavaş bir şekilde çıkarıp kulağıma götürdüğüm telefondaki güzel sesli kadın, “Pakize Hanım, bugün içinde hastanemize gelip vefat eden annenizin işlemlerini yaptıracağınızı söylemiştiniz. Bizler sizi bekliyoruz da gelebilecek misiniz?” O günden beri annem diye başka bir kişiyi defnettiğimi kimseye söylemedim. Ancak merak ettiğim tek şey ise o gün defnettiğim kadının anneme neden bu kadar çok benzediğiydi…

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...