Sevmek, Vazgeçmektir Bazen – II

Gece Gündüz
A A

Sevmek, Vazgeçmektir Bazen – II

Polis arabasına doğru yaklaşan Haluk’un üzerine tükürerek konuşan polis memuru, “Kimliğini göster bakalım, aslan parçası!” diyerek sözlerini sürdürdü. Cüzdanının içinden çıkarttığı kimliği polise uzatarak “Annem, pantolonun içinde unuttuğu için çamaşır makinesinde biraz yıprandı.” diyerek sırıtan bir yüz ifadesi edindi. Televizyonlardan öğrendiği tüm sevimliliği ile tebessümün ötesine geçen Haluk’un zararsız olduğunu anlayan polis memuru, kimliği uzattıktan sonra hızla gaza basarak gitti. Duraktan otobüse binen Haluk ise bölgenin tek hastanesine gitti. Hastanenin kapısından içeri girerken fark etti paçalarının ıslak olduğunu. Ancak hiç aldırış etmedi tabii. Zaten paçaların sırası da değildi şimdi. Sevdiğinin yanında olmak istiyordu sadece. Köşeyi döndükten sonra karşısından gelen hemşirenin bağırtılarıyla inledi koridor. “Beyefendi, bu ıslak paçalarınız ile hastaneye lütfen girmeyiniz. Görevliler, arkadaşı çıkarın lütfen. Burası nezih bir hastane.”

Haluk’un iki koluna giren görevliler, kapıya kadar eşlik etti. “Anasını sattığımın hastanesinde ıslak paçalı gezmek suç mu lan!” diye bağıran Haluk, sinirlerine hâkim olamayıp cama bir yumruk geçirdi. Kanayan elini tutarak hastaneye girince acil servise alındı hemen. Bir yandan acıyan eline bakarken istediğini elde etmenin hazzıyla gülümsüyordu. Bir süre doktorun gelmesi için bozuk yatağın üzerinde oturur vaziyette bekledi. Hemşireler tarafından pansuman yapılmasından sonra taburcu edildi. Ancak işlemin hepsini sigorta karşılamadığından dolayı hastaneden çıkış izni alamadı. “Cebinde kalan son parayla maden suyu almasını biliyorsun.” diye söylendi kendi kendine. O sırada hastanenin çıkış kapısına doğru gelen sevdiğini gördü. Hemen yanına giderek selam çaktı. Filiz’in kızı Tuğçe’ye küçüklükten beri âşık olan Haluk, “Annenin durumu nasıl aşkım?” diyerek söze girdi. “Şu an iyi ama hangi salak böyle bir şey yapar? İnşallah bunun da altından sen çıkmazsın Haluk, yoksa çok fena olur.” sözlerini el işaretleriyle süsledi Tuğçe. Bir anda tuvaleti gelmiş anaokulu öğrencisi gibi hareketler yapmaya başlayan Haluk, elini göstererek “Ben de kaza geçirdim aşkım. Tedavi oldum burada. Tüm gece buradaydım.” Kendini her hareketiyle acındıran Haluk’tan etkilenen Tuğçe’nin kalbi bir anda yumuşadı ve yardımsever kimliğini öne çıkardı. “Çok geçmiş olsun, yardıma ihtiyacın var mı?”

Hemen söze dalan Haluk, “Aşkım, üstümde nakit olmadığı için ödemeyi yapamadım. Bir yardım edersen eve gideyim artık, annem merak eder.” diyerek en derin kuyuya attı kendisini. Yüzünde sıcaklık hissetti, karanlık tünelin içine girdi koşarak bu sözleriyle. Hastane işlemlerinden sonra ücretin ödenmesiyle Haluk “resmen” serbest kaldı. Haluk ile Tuğçe hastane kapısında vedalaşırken bir ses duyuldu derinlerden. Tuğçe’nin babası Necdet’in çıkardığı bu sesle irkildi tüm hastalar. “Neticesine tekme attığımın oğlu!” diyerek Haluk’un üzerine doğru koştu sakallı. Hastane kapısından hızlı bir şekilde çıkmak için hamle yapan Haluk, yavaş açılan otomatik kapıya çarparak sinek gibi yapıştı yere. Sakalları yere kadar sarkan Necdet ile göz göze geldi Haluk…

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...