Mutlu Muyuz Azizim?

Gece Gündüz
A A

Mutlu Muyuz Azizim?

Küçükken top oynamasını bilmiyor diye kaleye geçirdiğimiz arkadaşlarımız, bizden daha fazla büyümüş. Takım elbiseyle işe giden insanların arasında görülüyorlar. Çok fazla güldükleri söylenemez ama en azından itibarları bizimkinden fazla. Bir de cepleri daha dolu tabii. Nasıl yükseldiklerini sormadım hiçbir zaman. O kadar cesur bir insan olmadığımı sen de biliyorsun. Zaten sorsam bile hafif bir sırıtmayla birlikte “Ne yapacaksın onu ya?” diyeceklerini tahmin edebiliyorum. Önemi yok çünkü artık o meselenin.

Geçen gün birlikte gittiğimiz ihtişamlı bir mekânda yine o kötü sırıtışlarına muhatap oldum. Ceplerinin dolu olmasından dolayı sanırım, araçlarının anahtarlarını masanın üstüne koydular. Tam da benim önüme güzel bir markanın pek kıymetli modelinin anahtarı gelmesin mi? Bir an mutlu oldum. Arabanın benim olduğuna inandırdım kendimi. Sonrasında arabayla neler yapabileceğimi hayal ettim bir süre. Ancak sonrası karanlıktı işte. Karanlıktan korkarım ben, bilirsin. Cüzdandan çıkan kredi kartlarıyla ödenen hesaptan sonra dağıldık o gece.

Mutluların olduğu bir dünyada mutsuzlara çare aranmıyor olması ne kadar garip. Acımasız bir durum aslında. Ancak mutlu olarak yaşamak zorunda da değiliz. O kadar çok mutluluk dağıtılmadığı içindir belki de. Mutlu olmakla gelen güzelliklerin neler olduğunu bilmek çok mu lüks? Onların sahip olduklarından dolayı mutlu olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun. Saatlerce hayatlarındaki sorunları anlatıp durdular. Evlerinde mutlu olmadıkları için başka evlere gidiyorlarmış. Bir de tabii ki iş hayatının sıkıcılığı var. “Zenginler mutsuz aslında.” düşüncesini filan vermek istemiyorum sana. Yıllanmış şarap geyiği yapmam, biliyorsun. Ancak gerçek bu galiba. Belki de içlerinde esen fırtınaların sebebi huzursuzluktur. Huzurlu bedenlerde bulunur mutluluk. Endişe ve kaygı ise hep koca adamlarda vardır. Takım elbisenin içerisine gizlenmiş olmaları da bu yüzdendir. Korktuklarını hissedebiliyorum. Konuşurken titriyor dudakları ve başlıyor şüpheli tavırların sebeb-i hikmeti. Herkesten şüphe duyduklarını anlayabiliyorum. Bakışlarındaki yalanları her seferinde görebiliyorum. Bizler onlar gibi değiliz diye sevinmek geliyor içimden. Yürüyerek eve doğru giderken boş cüzdanımla, gülüyorum her şeye ve herkese. “Bizden mutlusu yok!” diye bağırıyorum içimden. Önüme gelen taşa bir vuruyorum yırtık ayakkabımla… “Goool!” diye koşuyorum trafik lambasına doğru. “Şaka değil. Bizler daha mutlu ve huzurluyuz, azizim.” diyorum; son olarak bir kez daha.

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...