Kız İsteyememek

Gece Gündüz
A A

Kız İsteyememek

Yüzük, çikolata, çiçek… Her şey hazır değil mi? Haydi, bana kız istemeye gidiyoruz millet! Yıllardır “Evlen.” diyerek başımın etini yiyen annem ve hiçbir zaman gerçekten evleneceğime inanmayan babam hazırdı salonda. Birisi şık takım elbisesini ayna karşısında düzeltirken diğeri içinden söyleniyordu. Evleneceğim için benden de heyecanlı olan kardeşim ise mesaj verircesine gelinlik giymişti. Annem ile bu konuda bir süre tartıştım ancak pek bir faydası olmadı hâliyle. Zaten konuşmayı da pek beceremezdim aslında. İkna kabiliyetim hiç yok. Hep birlikte çıktık küçük, ahşap evimizden. Kiralık olmasından dolayı da kapıyı hızlı bir şekilde çektim. “Taak!” sesiyle irkildi binanın kolonları. Bina yıkılmadan çıkmamız gerekiyor sanırım buradan. Amerikan filmlerinde bile olmayan aksiyonları yaşıyoruz her gün bu döküntü yerde. Evlenmeden ölmek istemediğim için attım kendimi dışarı. Arabada bekleyen ailemin yanına gidince gördüm kavga ettiklerini. Babam ile annemin çekişmesini dinleyerek bindim arabaya…

Arabayı yine uzak bir yere park edip yürüttü babam bizi. Kız istemek için kapının önüne geldiğimizde terler boşalıyordu hepimizin sırtından. Annemin söylenmesi de sona ermişti. Yorulan gözlerle bakıp kapıyı işaret etti. Bir anda elim zile gitti ve son sesle çıktı kuşun sesi. Açılan kapı ile birlikte hep beraber gülümsedik hayli tuhaf bir şekilde. Hatta bir ara sırıttığımı fark ettim. İstem dışı yaptığım bu hareketten dolayı bir süre kendimden nefret ettim. Tek tek selam vererek girdik içeri. Salona geçtik yavaş adımlar ve yalancı kahkahalar ile. Yan yana oturduk uzun bir koltukta. Oturunca bir anda yere çakıldık sanki. Çok alçakta yapmışlar bu saçma koltuğu. “Kalkmak da çok zor olacak…” diye düşünüp strese girdim bir anda. Herkes bilir ki ben strese girince hemen tuvaletim gelir. “Ancak şimdi hiç sırası değil…” diye düşündüm.

Kahvelerimizin nasıl olacağına dair tüm ayrıntıları verdikten sonra başladı kız isteme törenim. Gelen kahvemi tek bir yudumda içmemden dolayı kararan dilimi çok geç fark ettim. Kahve içme senkronunu da bu yüzden yakalayamadım. Kahveler içilirken babam ile müstakbel kayınpederim gayet iyi anlaştılar sanırım. Uzun uzun sohbet ediyorlar. Annem ise sinsi bir bakış attı sevdiğime. “İnşallah tatsızlık çıkarmaz.” diye dua ediyordum içimden. Babam, klasik deyişle kızı isteyince bir anda soğuk rüzgârlar esti salonda. Bir müddet kimseden ses çıkmadı. Sonra babam tekrar girdi söze ve beni anlatmaya başladı. “Her ne kadar üniversite mezunu olsa da daha iş bulamadı. Beş yıldır yanımda kalfalık yapıyor oğlum. Ancak en kısa zamanda iş bulup kariyerine başla…” Babamın sözünü bir nefeste kesti müstakbel kayınpederim. “İşsiz olması sorun değil efendim. Zaten ortada bir iş olursa muhakkak bulacaktır. Ancak duyduğumuz kadarıyla, annesinin verdiği pazar alışverişinde bile listedekilerin tamamını almıyormuş.”

Ben bu sözle birlikte şok oldum. Yavaşça elimdeki kahve fincanını sehpaya koydum. Cevap vermek istedim ancak sesimin çıkmadığını hissettim. Bir gıcık gibi desem değil, biri tuttu sanki boğazımı. “Yok, canım. Olur mu öyle şey? Her ihtiyacımızı oğlum karşılar bizim…” diyerek söze girdi anneciğim. Müstakbel kayınpederim ise “Akşam yemeğinden sonra iki bardaktan fazla çay da içemiyormuş. Ayrıca neden langırt bile oynayamadığını da merak ediyorum açıkçası?” sözleriyle vuruyordu gözüme sert kroşelerle. Sohbetin giderek sertleşmesiyle ayağa kalkan babam, “Sizin kızınız da daha kadın programlarının hepsini ezbere sayamıyor. Üç tane aldatılan ünlü oyuncuyu bile bilmeyen bir kıza ‘Gelinim.’ demem ben efendi!” diyerek böğürdü adeta. Bir anda ortalık karıştı. Babam sert adımlarla salondan çıkarken elimden tutan annemin sürüklemesiyle ayrıldık kız isteme törenimden. Bir daha da gitmedim işte öyle yerlere. Neden olduğunu sormazsınız sanırım.

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...