İrade Kavramıyla Birlikte Edebi Fikrin Gelişim Süreci

Gece Gündüz
A A

İnsanın başta kendisi olmak üzere, çevresi ve evren ile uzlaşamamasını sağlayan en önemli husus irade sahibi olmasından kaynaklanmaktadır. Gerek felsefi anlamda gerekse edebiyata yansımalarıyla iradenin sahip olduğu güç ve sunduğu farklılıklar, önemli bir etkiye sahiptir. İrade sahibi insan, istediği şeyleri yapma arzusuna sahip olmakla birlikte istemediği şeyleri de yapma sebebini bulmaktadır. Bundan dolayı irade kullanımı, çok daha önemli bir mesele olurken ortaya çıkan sayısız istek ve tercihlerin, irade eksenli olduğu görülmektedir. İnsanda iradenin olmaması durumunda, çevre ve toplumsal düzen içinde çok daha sakin bir hayat yaşaması kaçınılmaz olacaktı. Ancak bununla birlikte bireysel bir insan yaşamından bahsetmek söz konusu olmayacaktı. Hemen hemen her insanın aynı hususları yerine getirmesi ve yaşam alanı açısından sorunsuz olmasını taşıyan iradesizlik, öznel olmanın yolunu da kapatmış olacaktı.

İrade-Acı İlişkisi
Gerek düşünce hayatında gerekse edebi eser anlamında iradenin tercihleri rol oynamaktadır. İrade sahibi olan insanoğlunun ortaya çıkardığı fikirlerin ortak noktasını, düşünürler ıstırap olarak açıklamaktadır. Gerek din gerekse fikirsel tüm hususlar, acı sonucunda gerçekleşmiştir. Keyfine düşkün veya rahat bir hayat yaşayan insanların eser koyabilmeleri de bu açıdan olanaksız olarak görülmektedir. Nurettin Topçu’nun da belirttiği gibi iradeyle birlikte ortaya çıkan ıstıraplarla insan gelişimi sağlanmaktadır. Belli bir seviyenin üstüne çıkılması sonucu erişilen fikirsel değişimler veya bedensel-fizyolojik, çevre-toplum değişimleri de bu yolla meydana gelmektedir. Antik Yunan veya Roma’da yaşanan baskılar neticesinde ortaya yeni fikirlerin çıktığı görülmekle birlikte fikir adamlarına karşı ortaya konan sert politikalar da fikirlerin gelişiminde rol oynamaktadır. Aynı zamanda Yahudilik sonrasında ortaya konan Hıristiyanlık ve İslam’ın yayılması da ıstırap neticesinde ortaya konulmaktadır.

Oscar Wilde, Goethe ve Rousseau gibi isimlerin de ifade ettiği gibi; dünya yapısı gereği insanlar, ıstırap çekerek aşama kaydetmeye devam etmektedir. Bu durumun sona ermesiyle birlikte gelişim süreci de sona ermektedir. İrade sahibi kişilerin, ortaya koyabileceği hususları araması için belli bir sıkıntı, sorun, problem, baskı olması gerekli olurken bu durum, sadece fiziksel de olmayabilmektedir. Çoğunluk itibariyle fikirsel anlamdaki baskı ve sıkıntıların ortaya çıkmasıyla çekilen acıdan, irade kullanılarak yeni gelişimler meydana gelmektedir. Fransız İhtilâli’ne doğru gidilen yolda ortaya çıkan tüm problemler neticesinde, farklı fikirler ve özgürlükler ele alınmıştır. 1870 sonrasında yıkıma uğrayan Fransa’da yine felsefi akımlar etkili olurken Dünya Savaşı sonrasında ise Almanya’da Heidegger başta olmak üzere, önemli fikir adamları ortaya çıkmıştır. Ancak görülmektedir ki 1. Dünya Savaşı sonrası dönemde Fransa’da önemli gelişmelerin ağır darbe almasında keyfi yaşam belirleyici olmaktadır.

Türk Edebiyatında Acı
Bugün en çok okunan yazarlar arasında olan Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Nazım Hikmet gibi insanların yaşamlarına bakıldığında acı, ıstırap gibi hususlar önemli bir yer tutmaktadır. Aynı zamanda gerek fikir gerekse fiziksel anlamda yaratılan baskı neticesinde ortaya konan fikirlerde, çok daha farklı hususların gelişilmesini beraberinde getirmektedir. Oğuz Atay, Tezer Özlü gibi yazarlarda ise daha ziyade toplumsal boşluktan kaynaklı fikirsel ıstıraplar görülmektedir. Böylelikle diyebiliriz ki: Ülkemiz edebiyatı içinde de iradeyle birlikte ortaya çıkan ıstırap ve acıların, yazarlar üstündeki etkisi su götürmez bir gerçektir.

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...