Erken Öldü Babam

Gece Gündüz
A A

Erken Öldü Babam

“Erken öldü.” dedi yaşlı amcanın biri. Hınca hınç kalabalık vardı evimizin salonunda. Paltoyu çıkartan teyze, mutfağa götürdü beni. Arkadaşlarımla sabahtan beri top oynamamdan dolayı acıkmıştım. Hele bir de bir tabak dolusu sarmayı önüme koyduklarında çok sevindim. Hiç kimseye bakmadan yedim hepsini. Sonra helva getirdiler. Tatlıya hayır diyemezdim hiçbir zaman. Onu da yedim afiyetle. “Bir tabak daha ister misin?” diye sormalarını bekledim. Kimseyi göremeyince kalktım masadan. İçeriye geçtim. Annemi aradı gözlerim. İçeriden bir çığlık geldi. Tanıdım hemen sesi. Annemin sesini her yerde tanırdım çünkü. Kapıyı açtığımda yataktan kalkmaya çalışan annem ile yüz yüze geldik. Etrafında tanımadığım teyzeler vardı. Biri eliyle annemi tutarken diğerinin elinde kolonya vardı. Kapıyı üzerime kapattılar birkaç saniye içinde. Omzundan yakalayan amcanın biri “Gel, dışarıya çıkalım.” dedi.

Bahçeye çıktık birlikte. Kapının önündeki asma ağaçlarına baktıktan sonra anladım bir şeyler olduğunu. Uzun uzun konuştuk tanımadığın amcayla. Anlattı bana her şeyi. Hiç öyle filmlerdeki gibi güzel şeylerde değildi anlattıkları. Babamın saldırıda öldüğünü anlatıyordu yaşlı gözlerle. Titreyen elleriyle tutuyordu kollarımdan sıkıca.

Dış kapının karşısındaki kalabalık çekti beni. Yanlarına gittim hiçbir şeyi düşünmeden. Duvardaki garip resimlere bakıyorlardı. Bir tanesini tanıdım hemen. Sağ alt köşedeki bıyıklı adam, babamdı benim. Çok sert olan bakışlarından tanıdım. Çalakalem çizildiği için diğerlerini tanımadım ama arkadaşları mıydı acaba? “Bu şahısları görenler emniyet birimlerine haber vermekle emrolunur.” yazısını zorlanarak okudum. İnsanların bakışları hafiften üzerime doğru kaydı. Vebalı bir kişiymişim gibi hissettirdi koca teyzenin yanımdan kaçışı. Bir anda dağıldı kalabalık etrafımdan. Elimle yokladım çizdikleri babamın yüzüne. Aynısı olmasa da çok benzetmişlerdi doğrusu. Ne işi vardı duvarda bu resmin diye hiç düşünmedim. Sevinmiştim aslında. Uzun zaman sonra görmüştüm babamı.

“Baban öldü.” diyen adam geldi yanıma. Yalancı olduğunu belli eder gibi bakıyordum yüzüne. “Seni gidi yalancı.” diyordum içimden. Elimden tutup eve götürdü hızlıca. Anlattıklarını duymuyordum artık. “Yalancılara güven olmaz.” demişti babam bir gün. Boş boş konuşuyordu yanımda. Hemen annemin yanına gitmek istedim. Yavaşça yaklaştım kimsecikler yokken içeriye. Kısık bir sesle “Babamı gördüm.” dedim. Gözleri açıldı birden. İki eliyle omzumdan tutup çekti kendisine doğru. “Nerede baban?” deyiverdi. Perdeyi çekip cama doğru elimi uzatarak “Karşı duvardaki kâğıtta asılı resmi.” deyince tekrar başladı ağlamaya. Gittikçe yükseldi sesi.

Günlerce asker amcalar geldi evimize. Artık onlar olacakmış başımızda. Babamın nerede olduğunu öğrenmek için her yolu deniyorlar. Belki de bulacaklar ama olsun. Nasıl olsa artık ölmediğini biliyorum. Benim babam ölmemiş aslında. Asker amcalar, paltolu amcaları hep yakalayıp götürdü. Kimsecikler kalmadı artık. Herkesin yardımına ben gidiyorum. Bakkaldan alınacakları alıp evlere teker teker bırakıyorum. Yaşlı dedelerin ilaçlarını da ben götürüyorum. Bir tek bana karışan yok mahallede. Niye mi? Duvardaki kâğıtta resmim yok ki.

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...