Bir Dünya Masalı

Gece Gündüz
A A

Bir Dünya Masalı

Ara sokaklarda öğrenmişti böyle futbol oynamayı. Gençliğinde kaldığı küçük dairesinin karşısındaki sahaya her canı sıkıldığında gider, geceye kadar vururdu ayağına gelen topa. Annesinin olmayışı da büyük oranda etkilemişti doğrusu. Her yemek saatinde camdan kafasını çıkartıp “Hemen yemeğe gel,” diyen bir annesi yoktu. Bundan dolayı oynardı gece geç saatlere kadar futbolunu. Akşam ezanında eve gelme adetinin de olmamasından dolayı büyük bir topçu olmayı başarmıştı işte.

Artık hem annesiz hem babasız olmasına karşın boynunu eğmeyeceğini ifade ediyordu herkese. Kendisini yetiştiren mahalleliye minnettar ve bir o kadar da saygılıydı. Ta ki o kaza gününe kadar. Mahallenin tüpçüsü olarak da bilinen Laz Mehmet’in küçük kızına âşıktı ilkokuldan beri. Her gün futbol sahasına gitmeden önce Pakize’yi okula bırakırdı. Her ne kadar yolu çok uzatmış olsa da hiçbir zaman şikâyetçi olmadı. Ne de olsa “sevgilim” diyordu. Okul binasına Pakize’nin girdiğini görmeden de ayrılmıyordu bahçeden. Böyle böyle bitirdiği okulunu Pakize. Önce lise, sonra üniversite. Futbolcu eşi olmanın zorluklarını bilmese de seviyordu yine de. Birçok badirenin üstesinden birlikte gelmişlerdi. Ta ki o kaza gününe kadar.

Şehrin en iyi takımlarından tekliflerin bir bir gelmesiyle fark etmişti Pakize durumu. İçten içe sevgilisinin bu kadar da yükselmesini istemiyordu. Giderek başlamıştı kıskançlıkları. Belki de güzel bir hayat yaşamak istiyordu sevgilisiyle. Hepsi bu. Her gün futbol sahasında saatlerine geçirmesi de canını sıkmaya başladı. Giderek buluşma günleri azaldı önce. Daha sonra saatlerde kısaldı. Sonunda bir haber duydu Pakize mahallenin bakkalından. “Topçu Cemil, İstanbul’a gidecekmiş.” diyordu yaşlı teyzenin yanındaki velet. Başından kaynar sular döküldü Pakize’nin.

“İstanbul’a giderse beni unutur, hayatına başkaları girer.” Pakize’nin aklına bin bir farklı şekilde kurgulanan senaryolar geliyordu. “İzin vermeliyim.” dedi en sonunda. Yeni aldığı arabasına binerek Cemil’in evine doğru gitti. Yanında tanımadığı kişiler ile yürüyordu Cemil. Bir hayli de yerindeydi keyfi. Elinde tuttuğu biletleri fark etti Pakize. Cemil ve arkadaşları önde, Pakize arkada ilerliyorlardı. Işıklardan karşıya geçmek için bekledi Cemil. O sırada fark etti gelen aracın Pakize’ye ait olduğu. Pakize, hızını giderek arttırarak geliyordu Cemil’in üstüne. Çarptığı gibi ilerlerdi yolunda. Bir yandan ağlıyor, bir yandan da Cemil’i ezmenin şokunu yaşıyordu. Hastaneye kaldırılan Cemil’in birçok yerinde kırık vardı. En büyüğü de kalbindeydi.

Aylar sonra ziyarete geldi Cemil’e. Tekerlekli sandalyede çorbasını içirdi önce. Sonra taktı yüzüğü parmağına. “Sen benimsin Cemil’im.” diyordu yaşlı gözlerle. Evlilikleri de sade bir tören ile oldu. Cemil ile Pakize’nin aşkı dilden dile yayıldı.

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...