Aşk İçin Üzülmedim Körü Körüne

Gece Gündüz
A A

Aşk İçin Üzülmedim Körü Körüne

Market poşetleriyle bakkal Niyazi’nin önünden geçmezdik. İki sokak öteden dolaşarak eve gitmeyi kısa zamanda öğrendik. Her Allah’ın günü pencereden dışarıya bakan küçük kızın, tekerlekli sandalyeye muhtaç olduğunu da unutmazdık. Evinin önünden bisikletle geçmeyi aklımızdan bile geçirmezdik. Bazen canı çekmesin diye yürürken bile yalandan zorlandığımı falan göstermeye çalışırdım. Pek muhterem, çok şahane insanlar değildik ama yine de birbirimizi sever, sayardık. Gerçi yaptıklarımızın sevgi ya da saygı kapsamında olduğunu da o yıllarda bilmezdik, bilemezdik. Küçük insan olmanın “bizce”sinin yaşandığı o günlerde ortaya çıkan tüm vaziyetlere bakışımız da bundan ibaretti. Sahip olduklarımızla da mutluyduk aslında. Bizlere yettiklerine olan inancımız, iman seviyesindeydi.

Mahallenin en sonunda oturan Murat kadar hayalperest değildim mesela. Her ne kadar okumamış bir insan olmasına rağmen çok zengin bir yaşam arzu ederdi bizim Çingene Murat. Zaten Çingene olduğu için de benden başka arkadaşı yoktu ya mahallede. Annem, “Sakın Çingenenin oğluyla sürtme bir daha!” diye tembih etse de her sokağa çıktığımda Murat vardı yanımda. Bir de Nuray tabii… Nuray ile mutlu bir hayal kurmam yetiyordu her gecemde. Ondan daha fazlasını düşünmek de istemezdim zaten. Yine mahalle içinde, küçük bir ev ve mutlu bir aile hayali kurmayı severdim. İki veya en fazla üç çocuk olsa yeter bize. Bir de ufak bir kedi olabilir. Nuray, çocuklarının sağlını düşündüğü için izin vermeyebilirdi aslında bu hayalime. Çok da sorun değil benim için. Annemlere yakın bir ev olmasına izin verirse yeter benim için.

Küçük mahallemde kurduğum hayallerimin hiçbirisi gerçekleşmemişti. Yıllarca sevgili gibi gezip tozduğum Nuray ile olmadık işte. Zengin bir yakışıklıyla evlendi sonrasında. Güzel bir villada yaşadığını duydum kahveci Selim’den. Sonrasında iki tane de erkek çocuk vermiş kocasına. Bir nevi ölümsüz olmuş diyorlardı mahallenin en dedikoducu kadınları laf arasında. Nuray gittikten sonra ise hayatımda çok değişiklik olmadı. Çok da sevmemiştim sonuçta. Herkese gereken değeri vermenin en iyi sonucu da buydu. Ne demiş büyük şair, “Çok sahiplenmeyince çok ait de olmazsın.” Kısacası ben de bağlanmamıştım Nuray’a öyle körü körüne. “İlla birlikte ölelim.” diye beylik lafları falan da etmedim hiçbir günümde…

Muhammed Murat

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...