46’lık Defter

Gece Gündüz
A A

“Merdivenleri çıkıyordum. Merdivenlere çapraz bakan bir kulübe var. Kapısı biraz gıcırdar buranın, o yüzden pek sevmem. Merdivenleri tam çıkarken kulübenin kapısı açıldı; bu ses, başka bir şeyin sesi olamazdı. Evet, hoşlanmadığım bir ses olduğu için zaman kaybetmeden kapıya doğru döndüm. Dikkatlice kapıya doğru bakıyordum. Kapıdan, kirpikleri oldukça uzun birisi çıktı; saçları karışmış bir kıvırcıklık içinde, gözleri parıldayarak kapıyı tamamen açtı. Dudakları… Dudaklarını beğenmemiştim! Yavaşça kulübenin yanındaki banka doğru ilerledi. Oturdu ve etrafına bakmaya başladı.”

“Merdivenleri çıkmak için önüme döndüm. Dört basamak çıktım ve durdum. Basamakları koşarak geri indim; yanına vardım. ‘Oturabilir miyim?’ dedim, biraz kısık bir ses tonuyla. ‘Tabii.’ dedi. Ağır ağır oturacağım yere geldim, yavaşça oturdum. ‘Sana bir şey anlatacağım.’ dedim. ‘Olur.’ dedi. Sıkılmış, birileri ile muhabbet etmek isteyen biri gibi duruyordu.”

“Konuşmaya başladım. ‘Geçenlerde bir toplantıya gittim.’ dedim ve ekledim: ‘Toplantı çok güzeldi; insanlar fikirlerini özgürce dile getirdiler. Kimse birbirine saygısızlık etmedi. Bu saygı çerçevesi içinde gelişen toplantıda herkes konuşmasına rağmen bir kişi dikkatimi çekti…’ Biraz şaşırmıştı. ‘Acaba niye bunu anlatıyor?’ diye düşündü sanırım. Sonra bir anda konu ile bağlantısı olduğu hâlde yokmuş gibi görünen bir şeyler anlatmaya başladım. ‘Geçenlerde bir tiyatro oyununa gittim.’ dedim. Yine şaşırmıştı. ‘Tiyatro oyunu çok güzeldi.’ diye ekledim. Hatta akabinde ‘Evet, evet gerçekten güzeldi.’ diye kendimi onayladım. Sonra, ‘Ekip olarak iyi olmalarına rağmen aralarında biri dikkatimi çekti.’ dedim. Şaşkınlığını gizleyemiyordu…”

“Devam ettim ve geçenlerde gittiğim bir konferans olduğundan bahsettim. Çok fazla insanla tanıştığımı fakat bu insanlar içinden bir tanesinin dikkatimi çektiğini belirttim. Sustum, sustu. Şaşkınlığı, yüzüne gülümseme olarak düşmüştü. Gülüyordu, gülüyordum. Uzun bir gülümsemeden sonra ‘Bu merdivenleri her gün çıkıyorum, burada bir sürü insan gördüm fakat biri dikkatimi çekti!’ dedim ve sustum. O da sustu. Bir şeyler mi anlamıştı? Sanmıyorum… ‘Konuşma, hararetli hararetli devam etti.’ demek isterdim lakin fazlasıyla sönüktü! Yine sustuğumuz bir an ‘Konuşmamızdan rahatsızlık duyuyor musun?’ diye sordum. ‘Hayır.’ dedi. ‘Peki, rahatsızlık duyacak biri var mı?’ diye sordum. ‘Yani…’ cevabı geldi. Bu nasıl bir cevaptı? İçimden ‘Sorun değil la!’ diye geçirdim. Sonra, durmak istemez tavrım yüzünden ‘Görüşürüz.’ dedim ve yanından kalktım…”

***

Defteri kapattım. Yorucu bir günün ardından ne kadar da güzel gitmişti 46’lık birinin kitabı…

“Yanımda olan insanları çok seviyorum. Onlara daima, ‘Onun defterini kapatamıyorum. Her fırsatta bir yaprak yırtacağım, umarım defterde yaprak kalmaz.’ diyordum. Haksızdım. Oturdum, ağladım. Hem de öyle az değil, çok çok ağladım…”

Kendime “Daha fazla okumamalıyım, haydi bırak artık!” diyene kadar defterin bittiğini fark ettim. Son birkaç sayfa kalmıştı. Son birkaç sayfada yazanlar ise garip şifreler gibiydi.

DB-TB-CY, AÇ-MYS-STK-EK-YE, CA-EGK, AA, ESK-BT-EK, MTH-EÇ”

Anlamlarını bir tek o bilebilirdi. Ama soru şu: “O nerede idi?”

Uyudum. Sabah kalktım, defteri elime aldım. Sayfalar boştu. Nasıl olurdu? Eğer boş ise ya peki benim dün okuduklarım…

İbrahim Miraç Kurtulmuş

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...