Vahiylendin

Gece Gündüz
A A

Açtım bu gece seni hatırlatan şarkıları, bizim çektiğimiz filmimizi izliyorum. “Bu yazımda gözlemlerim olacak.” diyorum; insanları izliyorum, gülüyorum, şaşırıyorum, seviniyorum, not alıyorum ama bir bakıyorum, yazdıklarım yine sensin… Neyse ki kontrolüm altında her şey.

Geçenlerde sigara içmek için çıktım, yangın merdivenine oturup iki kafamı da dinliyorum. Üç kişi var. Soğuktan korunmak için montları giymişler ama üşüyen ellerle benim gibi sigara içiyorlardı. Biri sordu diğerine “Bir ilişkiden beklentiniz nedir?” İkinci durdu, soluklandı; belli ki yarası vardı, darbeleri yutmuştu 80’ler gibi; “Bilmiyorum…” dedi. Üçüncü “Bence,” dedi: “Hani bir yol vardır ya yolda tek başınasındır; yükün ve sorumlulukların vardır; bir süre sonra yorulursun ve bu yükün altında ezilirsin. O anda hayatına biri girer ve huzur dolarsın; o yükü seninle o yolda taşır; beklentim bu.”

Gözlerim doldu ve dedim ki: “Ben hep taşıyan oldum anasını satayım.” Kalktım gittim. Ben ne bekledim? Galiba sevilmeyi. Çok merak ettim nasıl seviyorsun diye. Gerçekten nasıl seviyorsun, nasıl sevgiyle bakıyorsun diye çok merak ettim, bekledim. Tüm gece kızların beklentisini düşündüm. Beynim yerinde ama aklım yok; bir cümlenin yanına bir tane daha; sonra diğer kişiliğim çok alakasız biçimde “Yarın ne giyeceğim?” dedi ve güldüm sonra. Diğeri de “Şimdi yükümü paylaşsaydım o bilirdi.” dedi, kahkaha attım.

Neyse size Tanrının yolladığı mesajları anlatacağım. Çok başarılı ve zamanlaması çok iyiydi. Karalar bağlamış şekilde işten çıktım, otobüse bindim. Melek 1; 60 yaşlarında bir “dede” elini, düşüncesini onaylamayan bir şekilde demire vurdu hafifçe 3 kere… Kulaklığı çıkardım, “Buyurun.” dedim. “Yok kızım, sana değil; kafam susmuyor ya ona cevap verdim.” dedi. Güldüm; “Doğrudur, aynıyız.” dedim. “Eee, hazır muhabbet açılmışken dersler nasıl?” diye soruverdi can alıcı noktadan. Muhabbet uzadı, hangi bölüm falan derken 60’lı dede bir anda “Where there’s a will there’s a way.” dedi. İçimden “Vay be…” dedim, “Dedeme bak…”

Sonrasında “Başarılar.” deyip göz kırptı ve otobüsten indi ve karalarım hafif aklandı gibi… “Hedeflerine odaklan.” dedi, göçtü resmen. Oturdum dedenin yerine, yanımdaki teyze: Melek 2. “Gördün mü dedemi, İngilizce bile biliyor.” dedi. Gülümsedim. Büyüklerle muhabbet etmeyi seviyor olsam gerek ki başladık muhabbete yine. Toplum, siyaset, gençlik, üniversite derken inmeden bana, “Çok şey yaşadım ama keşke daha çok yaşasaydım; yazsaydım, okusaydım, gezseydim, sevseydim…Yaşa gönlünce!” dedi ve indi.

Sanırım bunun üstüne Tanrım bana yukardan göz kırpıp “Hadi bakayım aldın mesajı, yürü paşam!” dedi. Aldım resim kalemini, resim kursuna yazıldım. Karalar bağlamayı bırakıp karalamaya başladım. İlk günden çivi suratlı bir adam çizdim ve ona, onu yazacağıma dair söz verdim ve buradasın…

Meryem Kasap

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...