Muhabbet Tadında

Gece Gündüz
A A

Muhabbet Tadında

Günlükler, ah günlükler… İnsanı alır götürür de toparlatmaz kendini. Dağılırsın, nereden geldiğini şaşırırsın. Daha dün değil miydi sanki yaşadıkların? Değilmiş işte, okudukça anlar insan.

Dün elime üniversitenin ilk yıllarında yazmaya başladığım, ara ara yazdığım bir günlüğüm geçti. Hey gidi! İnsanı meğer en çok kendi hatıraları ağlatırmış. Üstünden asır geçmiş gibiydi yaşananların. Oysaki, nereden baksan üç buçuk sene öncesinde yazmayı bırakmışım.

Sevincim, hüznüm, heyecanım, velhâsıl çocukluğumla konuştum ben. Neler söyledi inanamadım. Öyle masummuşum ki. En yakın arkadaşımın büyük sırrına vasıl olmuşum. Ne erdem ama! Lise sondayken bir büyüğüm, “Bugününüzün kıymetini bilin” demişti. İnsan büyüdükçe en başta masumiyetini kaybedermiş. Anlamamışız o zaman. Zaten, bir musibet bin nasihatten boşuna yeğ olmamış ya. İşte öyle bir iç geçirmişlik.

Her nasihat bir pişmanlıktan doğmuştur bence. Yoksa, neden en çok nasihat edenimiz en tecrübelimiz olsundu ki? Bugün kaçımız en yakın ya da en uzak geçmişimize gidip, orada yaptığımız hatayı düzeltip geri gelmek istemeyiz ki? Kendi yaptığımız hataları, başkalarının hayatını kurtarmak adına yapmamalarını söyleyebilecek cesareti olmayan var mı hayatta, merak ederim doğrusu. Herkes kendi doğrusunu yaşıyor ve herkes kendi hayatının pişmanlıklarıyla tecrübeleniyor. Bu yüzdendir işte, bize göre yanlış olanın başkasına hayat vermesi. Bizim doğrularımızın da başkasına yaramaması. Farklı hayatlar, farklı insanlar, farklı inanç ve düşünceler tecrübeleri başkalaştırıyor.

Ha, konuyu kaçırdım. Günlük diyorduk. Evet, günlük. İyi ki yazmışım ve neden arada yazmışım dediğim, hem pişmanlığım hem de iyikim. İşte, biraz bunu düşünmek lazım olsa gerek. İnsan aynı konu hakkında bile iki farklı duygu yaşarken, başkasının duygusunu anlayıp ona nasihat etmek ne kadar vicdan rahatlatıcı olsa da, kendimizi ele vermekten başka bir işe yaramaz nezdimde. Onun yerine hayat tecrübelerimizi anlatmalıyız arkadan gelenlere. Günlüklerimizin özel olmayan kısımlarını vermeliyiz onlara. Aynı hatayı yapmalarını istemiyorsak, ya hikayeleştirmeliyiz yaşadıklarımızı ya da susup yaralarını sararlarken karşıdan tebessüm ederek cesaret vermeliyiz onlara.

Velhâsıl-ı kelâm, günlük tutmak ne kadar güzelse, bir güzeli de kendi pişmanlıklarımız ve iyikilerimizi de not etmek. Böyle böyle kendimizi bulup en çok kendimiz oluruz belki. Kim bilir…

Merve Metin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...