Hatun Hanım – Bölüm 4

Gece Gündüz
A A

Hatun Hanım – Bölüm 4

Gökçe evin kapısını hızlıca açıp arkasına bakmadan odasına ilerliyordu. Nihal’e çok kızgındı. Her ne kadar kendisi de durumu anlayamasa da, Alper’i azarlamasını katiyen hazmedemiyordu. Ne yani, bize o kadar yardımcı olan birine olayın ne olduğunu, nasıl olduğunu ve neden davalık olduklarını anlatmanın neresi kötü olabilirdi. Tamam, korumak istiyor ama neden hayatına bu kadar müdahale ediyordu ki? Gökçe içindeki öfkeyi ilk defa dışarıya bu kadar hissettirdiğini fark edince, durdu ve kendisini sessizce izleyen Nihal’e baktı.

– Neden Nihal? Hayatım boyunca neden hep birilerinin beni koruyup kollaması gerek, ben tek başıma hep yanlış mı yapıyorum?

Nihal, Gökçe’nin böyle bir çıkış yapacağını düşünemediğinden afalladı. Gökçe ne kadar narinse, Nihal de inadına hırçındı. Tartışacaklarını düşündüğünden hep kendini savunmaya odakladı ama biriciğinin hiçbir zaman tartışma yanlısı olmadığını unutuvermişti. Onun kalbi kırık ve özgüvensiz ses tonunu duyunca kendine geldi.

– Birtanem, olur mu hiç öyle şey? Sen tek başına ne zorluklarla mücadele ettin. Biliyorum daha nicesiyle de edersin. Ben seni kendi koruma kalkanımın içine aldığımı düşünmüştüm. Kırılıp, üzülebileceğini bu konunun böylesine kötüye gideceğini bilseydim asla tepki göstermezdim.
– Hayır, anlamıyorum. Beni neden korumak istedin ki? Nasıl bir tehlike vardı benim göremediğim?
– Bilmiyorum. Ama o adamın sana olan ilgisinin kötüye çıkmasından korktum.
– O adamın!
– Yani, savcı Alper işte…
– Nihal, biz insanlara saygılı değil miyiz? Bize hiçbir zararı olmayan birinin yüzüne tepkiler veriyoruz, arkasından o adam deyip geçiştiriyoruz. Bize ne yaptı o adam, gerçekten anlayamıyorum.
– Beni iten bir yapısı var. Anlayamadığım bir şekilde itici geliyor bana. Bize bu kadar yardımcı olmak istemesi ilk başlarda çok normaldi ama bu kadarı fazla geldi.
– Fazla gelen ne peki?
– Yani, sana olan ilgisi iştee…
– Bana net bir ilgisi mi vardı? Ben göremedim çünkü…
– Yok muydu?
– Var mıydı?
– Vardı.

Bir anda gülmelerine engel olamadılar ve iki dost birbirine sarılıp bir süre öyle kaldılar. Neden sonra Nihal kendine geldi. Artık Gökçe’yi sıkıştırma zamanı gelmişti.

– Söyle bakalım Hatun hanım, bu ilgiye neden hiç kıl kondurmuyorsun?
– Amaaaan Nihal ya, ne alakası var.
– Kızım, ben senin gözünü kırpışından anlarım neler olup bittiğini. Beni kandırma dökül bakalım. (Sinsi bir gülüşle bakıyordu Nihal.)
– Ya, bilmiyorum. Senin tersine beni kendine çeken garip bir güç var sanki. Önce bir abi gibi sandım ama değil. Değil işte… Ne olduğunu ben de bilmiyorum. Bakışları içimi delip, yüreğime işliyor Nihal. Daha önce kimsenin ulaşamadığı derinliğe ulaşıyor. Attığı her adımın bir mânâsı var gibi, ses tonu hep arkasında başka başka düşünceleri saklıyor gibi, nabzı sanki dudaklarındaki tebessümünde atıyor. Böyle… Dahasını anlat deme, dile dökülenler bu kadar.
– Ya sen? Senin yüreğin nasıl karşılıyor bu nazarın böylesine işlemesini?
– …
– Aşık oldun sen. (Nihal biraz heyecanlı, biraz da tedirgin yükseltiyor sesini.)
– Bilmiyorum.
– Canım benim neyi bilmiyorsun?
– Senin korkularının aynısını taşıyorum Nihal. Bakışları yüreğime işliyor da, ya geri kalan hayatı? O korkutuyor. Biliyorsun ben evlilikten döndüm.
– Korkularını biliyorum. Zaten bu yüzden korkuyorum ya…
– Bir yıkımı daha kaldıramam. Adımlarımı sağlam atmak istiyorum. Kendimden uzaklaştırmadan ama bir o kadar da yakınlaştırmadan, aşık olmadan ve etmeden… Çok karışığım.
– Bunun bir yolunu buluruz. Ama önce benim yaptığım eşekliği affettirmemiz lazım. Var mısın?
– (Gülümsüyor Gökçe bu çocuk ruhlu deliye. Uzatıyor elini.) Varım.

– – – – – –

Alper beklemediği bu tepkiden sonra kendini toparlamak için Ömer’i aradı. Biraz hava alacak, belki dertleşecek ya da hiç konuşmadan Ömer’in yoldaşlığına sığınacaktı. Ömer evde olduğunu söyledi. Arabayı evin önüne bırakıp, yürümeye karar verdi. Bu sırada Ömer de hazırlanmış olurdu.

Ömer aşağıda Alper’in sıkıntılı olduğunu fark etti. Görevi anlamıştı. Susacak, yürüyecek ve dinlemesi gerekirse dinleyecekti. Birkaç aydır tanışıyor olsalar da, çözmesi kolaydı Alper’i. Hızlı hızlı yürüyorlardı. Bir menzil belirlememiş olmalarına rağmen, Dikmen vadisine doğru tırmanıyorlardı. Ankara’nın ayazı vuruyordu iliklerine. Ömer titrese de Alper’de tık yoktu. Düşünüyor ve anlamaya çalışıyordu. Ne yapmıştı ki? Bir saygısızlık? Hayır. Yanlış bir kelime, cümle, vs.? Hayır. Peki neden böyle bir tepki görmüştü ki? Yardımcı olmak istemiş ve biraz da sevdasının yüzüne saniyelerden biraz daha uzun bakmayı umut etmişti. Belki de hata buydu. Acaba yardımcı olmak istemesinin altında masum da olsa bir menfaat taşımamalı mıydı? Evet, kesinlikle. Mahkemeden çıkar çıkmaz bu samimiyet nedir yani? Elbetteki sinirleri gerilmiştir, ertelenen mahkemenin sonrasında pür neşe odaya davet etmek de ne ola ki. Ahhh insanoğlu işte, tek taraflı bakıyor olaylara. Keşke affettirebilse kendini. Ama nasıl? Bu sırada Ömer’e döndü, ona da sormalıydı.

– Ömer.
– Efendim Alper abi.
– Kadınlar, kızdıkları erkekleri nasıl affeder?
– (Ömer gülümsedi.) Kadının vasfına göre değişir abi. Anne, bacı, arkadaşın gönlünü almak kolaydır. Ama gönül meselesiyse, aslında zor görünür de değildir. Unutmamak lazım ki, orada affetmek için can atan ve bir adım bekleyen bir kadın var. Samimi, içten bir pişmanlık yeterlidir bence abi.
– Yine kitap gibisin Ömer. Bu hangi ezberden böyle?
– Ezber değil abi, tecrübe diyelim.
– Hmmm, nereden geliyor bu tecrübe.
– Memleketten, dedi Ömer. Kısa bir iç geçirişle.
– Hayırdır. Bitti mi?
– Hayır abi. Allah izin verirse sonumuz evlilik olur ama mesafeler uzun.
– Anladım Ömer’im. Kafam bir dağılsın, bu konuyu detaylı konuşalım.
– Tamam abi.

Yürüyüşe kaldıkları yerden devam ettiler. Alper aldığı cevabı beğendi ama nasıl uygulayacaktı ki? Tamam ev adresi, cep telefonu vardı belgelerde ve tabii olarak hafızasında. Af dilemek için bunları kullanması hoş olmazdı. Sonuçta onların bilgisi dahilinde alınmamış bilgiler daha da can sıkıcı sonuçlar doğurabilirdi. Bir yol bulmalıydı. Bunun için kafasını toparlaması şarttı. Peki neden vadiye geldiler? Bu da mı tesadüftü? Gökçe ve Nihal’in de buralarda oturuyor olmasının etkisi olamaz mıydı. Kendisine itiraf etmek istemese de Alper, aşık olmuş ve her yolu onu görmek için adımlıyordu.

Merve Metin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...