Hatun Hanım – Bölüm 2

Gece Gündüz
A A

Hatun Hanım – Bölüm 2

İhanetin ardından haftalar geçmesine rağmen Alper olanları unutamıyordu. Bunca zaman çektiği nişanlılık işkencesine mi yanmalıydı, yoksa işkenceyi çekerken aslında bir de aldatılıyor olmasına mı? Hayat gerçekten çok garipti, insanları anlamaksa bir o kadar güç. Neyse ki artık annesi evlenmesi için baskı kurmayı bırakmıştı. Artık planlarını bozacak iş de bulmuyordu. Tabii dayı torunu hariç. Üstüne yapışan son angaryayla mecburen ilgilenmek zorunda kalmıştı.

Haftalar geçerken Alper’in kafasındaki dumanlar da dağılıyordu. Dayı torunu Ömer’le iyi anlaşıyor, ev arkadaşlığı dahi yapıyordu. Hayatına renk getirdi Alper’in. O yoğun iş temposunun arasına tebessümler serpiştirdi. Sevdi bile Ömer’i. Abileriyle arası hiçbir zaman iyi olmadığından yabancıydı akrabalarına. Ömer’e de bu yüzden ön yargılıydı, tanıdıkça kardeşinden ayırmadı. Hayatının yeni neşesi Ömer olmuştu. Farklı bir enerjisi vardı bu çocuğun.

Annesi ve Ömer ile o kadar hemhaldi ki Alper, hayatının son bir yılının ağırlığını atlatmıştı. Kuş gibiydi. Bir hafta mangala gitseler diğer hafta Mogan’da bisiklet binip, balık tutuyorlardı. Bu esnada Ömer’in ağır derslerine de yardımcı oluyordu. Ne de olsa biri taze hukukçu, diğeri de genç bir savcıydı. Ömer’in sınavlarıyla oyalanmaktan ayrı bir keyif alıyordu. Ailenin en küçük çocuğu olduğu için abilik duygusunu hep bastırmıştı. Gönlünü aşka, aklını ilişkilere, kendini de çevresine kapattığı gibi, bu duygu da hep bastırılmıştı. Nereden bilebilirdi ki bastırdığı duyguların teker teker sakladığı yerden kaçacağını…

Adliyenin içinde bir tartışma gördü Alper. Üç kız tartışıyor birkaç arkadaşı da ayırmaya çalışıyordu. Bu tartışmalara çok alışkındı aslında ama kız çığlıkları kulaklarını tırmalıyordu. Koşarak gitti ve bir anda kızların üçünü de savuşturup ayırdı. Olayları dinlemek için teker teker odasına çağırdı hepsini. Biri hariç diğer ikisi aynı konuşuyordu. Aynı evde yaşayan üç kız, ikisi çok yakın, bir tanesi kısa zaman önce aralarına girmiş. Paralarını ve bütün değerli eşyalarını çalmıştı. Kızları kapıda bekleyen polislere teslim etti, olayları kısaca özet geçti ve durumu kendisinin de takip etmek istediğini belirtti.

Eve giderken kendini, o üç kızı düşünmekten alamıyordu. Arabada çalan her şarkıyla farklı farklı düşlere dalıyordu. Tamam, kendini kandırmamalıydı. Sadece birini düşünüyordu. O güzel sesiyle olayları anlatırken, tüm masumiyetiyle “Biz ona güvenmiştik, insan güvenmese en özelini açabilir mi? Biz ona evimizi açtık.” cümlesini tekrarlayışına tebessüm etmişti.

Eve gelip direkt odasına geçti. Kafası ilk defa böyle bir konuyla meşguldü. Tadını çıkaracaktı. Ne de güzel bir kızdı, çok da masum. İsmi neydi? İsmi, neydi ismi? Hatırlayamadı. Derin bir uykuya dalacağını anladı. İsmini hatırlayamadığı güzel sesli masum kızın hayaliyle uyudu.

Ömer, Alper abisinin o sabahki neşesini anlayamasa da hazırladığı kahvaltıyı afiyetle yedi. Gözleri ışıl ışıldı Alper’in. Çok anlamlı bakıyor, tatlı tatlı tebessüm ediyordu. Bir an çekindiyse de, sormadan edemedi Ömer:

– Abi hayırdır, bu sabah pek bir neşelisin.
– Ne var lan halimde? Ben hep neşeliyim. (Şen bir kahkaha patlatır arkasından.)
– Yok abi neşelisin ama bugün gözlerin ayrı parlıyor. Bu halinle çok iyisin, sakın yine yüzünü düşürme.
– Ben çok mu somurtuyorum Ömer?
– Abi kızmayacaksan, biraz öyle.
– Hadi lan oradan. (Ensesine yumuşak bir tokat indirip, bir kahkaha daha attı Alper.)
– Abi bugünkü halin daim olsun inşallah.
– Amin amin. Hadi arabaya.

Ömer’i okuluna bırakıp, ofise geldiğinde hala neşeliydi Alper. İçi kıpır kıpırdı. İsmini hatırlayamadığı kız acaba neredeydi? Ne yapmışlardı, halletmişler miydi mevzuyu? Bunları düşünürken önündeki dosyayı karıştırmaya başladı. Ve bir anda aklına çakılan ve asla unutamayacağı o isim:

GÖKÇE HATUN…

Merve Metin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...