Hatun Hanım – Bölüm 1

Gece Gündüz
A A

Hatun Hanım – Bölüm 1

Oldum olası angarya işlerden hoşlanmazdı. Plansızlık hiç ona göre değildi. Haftalık yapacaklarını kabataslak olarak planlar, küçük aksilikleri çok umursamadan uygulardı. Hayat bu, her şey gelebilirdi başına. Kesin kuralları sevmezdi, beşerdi sonuçta. Kim şaşmadı ki bugüne dek. En basitinden annesi. Her kınadığının başına gelmesinden sonra hayata küsmemiş miydi? Ah annesi… Laftan anlamaz, dik kafalı ama bir o kadar evlatlarına aşık. Neyse, konu bu değil. Şimdi kim gidecek de dayısının kızının küçük oğlunu üniversiteye yazdıracaktı. Kim demişti ona bilmediği şehri tercih etsin diye…

İyi insandı Alper. Biraz hırçındıysa da, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmaz, birini kırmaktan çok korkardı. Ah bir de annesi olup olmadık yerlerde, istemediği işleri üzerine kilitlemese hiç de şikâyetçi değil hayatından. Ah annesi… Şaşkın, sevimli, hayatı görmüş geçirmiş ve insanları ciddiye almayan kadın. Haftalık planının vazgeçilmezi olan anne ziyaretini daha kısa sürelerde yapmayı çok istiyor ama planlarını bozacağından dolayı hiç cesaret edemiyordu. Her hafta illa ki yapılacak bir iş bulurdu. Dayısının kızının küçük oğlu da bu angaryalardan biri işte.

Ankara’da hava limanına ulaşmak için saatlerini harcıyor insan. Alper de iş yerinden erken çıkıp, trafiğe kalmadan ulaşmak için bir çabadır harcadı işte. Ümitköy’den Pursaklar’a ulaşmak, Ankara İstanbul arası seyir etmekten daha zor iş çıkış saatlerinde. Küfür etmeden ilerlemek de oldukça zahmet istiyor. Ha gayret, bu yolun da sonu vardır elbet.

– Merhaba Alper amca. Yordum seni de ama annemler işte. İlle de uçakla git diye direttiler.
– (Dayımın torunu bana niye amca diyor lan? 28 yaşındayım ben.) Yoo, olur öyle dert etme, hoş geldin.

Zoraki bir tebessümden sonra arabaya bindiler ve annesine gidene kadar çocuğun sorduğu birkaç soru haricinde tek kelime etmediler. Bölümünü dahi bilmiyordu, bu yeğen görünümlü dayı torununun. Hoş meraksız adamdır Alper, söylemezlerse ölene dek merak etmez.

Çocuğu, annesine bıraktı. Ertesi gün de işleri halledip uçağa bindirecekti. Neyse ki çocuk efendi birine benziyor da yormayacaktı. Eh, şimdi de geldik en zor işe. Zoraki nişanlıya 3 günlük rapor verilecek. Hazır olduğu an arayıp, hal hatırdan sonra fırçasını yiyip, yüzüğü atmasını bekleyecekti.

– Alo.
– Serap, nasılsın.
– İyi, sen.
– İyi işte ya. Haberleşemedik de bir arayayım dedim.
(Ne de olsa bu da Alper’in görevlerinden biriydi ve haftada 3 kez arardı.)
– Hmm iyi yaptın tabi. Aslında merak etmemiştim ama hala bir nişanlımın olduğunu öğrenmiş oldum.
– (Yahu hem annemin zoruyla nişanlandım hem de trip yiyorum. Ah bu benim gençliğim!) Kusura bakma yoğundum. Malum annemin de her hafta illa ki bir angaryası çıkar. Bu hafta da kardeşinin torununun işleri vardı. Halledelim derken seni ihmal ettim.
– Olur öyle. Hallettiniz mi bari?
– Evet.
– Alper, seninle konuşmam gereken bir konu var.
– Nedir?
– Yarın akşam 7’de beni evden al, bir çay içelim. Telefonda konuşmak uygun değil.
– Tamam.

Alper ilk defa bir konuyu merak etmişti. Garip geldi ve sabırsızlandı. Acaba kendisiyle ilgili olduğu için miydi bu heyecan? Yarın akşam zor olacak galiba. Hadi hayırlısı.

Akşamı zor etse de bir şekilde vakit gelmişti artık. Saat tam 7’de kapıdaydı, ne de olsa dakik bir insan. Serap’ın gecikeceğini bile bile tam vaktinde giderdi her zaman. Hayret ilk defa Serap da tam vaktinde indi. Bu hiç hayır değil. Bismillah! Arabaya biner binmez gazladı Alper. Bir an önce konuyu öğrenmek istiyordu ve tek kelime edemedi. Gidecekleri mekâna vardılar da rahatladı. Serap suyundan bir yudum içti ve konuşmaya başladı:

– Alper, ben çok uzatmak istemiyorum. Biliyorum zaten benimle annenin isteğiyle nişanlandın ve bu sebepten olsa gerek beni sevemedin.
– Estağfurullah serap, öyle bir durum yok. Böyle düşünme.
– Biliyorum Alper. Beni kırmamak için elinden geleni yaptın. Çok teşekkür ederim. Fakat; evlenecek iki insanın heyecanını tek başıma sırtlamak gerçekten çok zordu. Gözlerinde her duyguyu gördüğüm ama sevgiyi göremediğim bir insanla evlenecek olmak beni epey yıprattı. Ve ben bu süreçte bir hataya sürüklendim.
– Serap özür dilerim. Sana böyle şeyler yaşattığım için çok üzgünüm.
– Yoo Alper beni dinle lütfen. Kesme de lafımı tamamlayabileyim.

Alper Serap’ın yüzüğü atacağı günü iple çekiyordu ama hiç bu konuşmayı beklemiyordu. Serap iyi kızdır da, istediği olmayınca çirkefleşir. Alper de vicdan azabı çekmeden hayatına devam ederdi. Bu konuşma işleri bozdu. Vicdan azabı çekmektense evlenmek en mantıklı iş olacak herhalde.

– Alper senin de bildiğin üzere bu ilişki yürümeyecek. Uzun zamandır seninle nasıl konuşacağımı bilemedim. Süreç fazlasıyla uzadı. Evlilik için fazlasıyla hazırlık yaptım. Evimi, çeyizimi düzdüm. Her şey tamam. Tek bir eksik var, daha doğrusu fazlalık. Parmağımdaki bu yüzük. Beni yarım yamalak da olsa esaret altında tutan bu yüzüğü de çıkardım mı, her şey tamam olacak.
– Anlamadım, çeyizini düzdün. Ama ayrılık için konuşuyorsun.
– Evet Alper. Ben evleniyorum.

Bu kız kafayı yemiş olmalıydı. Neler oluyordu yahu.

– Serap, yüzüğü çıkarmaktan bahsediyorsun ama evl….
– Sözümü kesmezsen öğreneceksin.
Serap bu arada yüzüğünü çıkarıp masaya bırakmıştı. Sözünü sürekli kestiği için Alper’e biraz sinirlenmişti.
– Devam ediyorum. Ben evleniyorum Alper. Dört aydır bir başkasıyla birlikteyim. Bütün hazırlıklar tamam. Tayinimi dahi istedim. Ailemin böyle bir duruma rıza göstermeyeceğini bildiğim için de buradan uzaklaşmaya karar verdim. Umarım beni biraz olsun anlarsın.

Alper sevmediği biriyle yaklaşık bir yıldır nişanlıydı. Evlenmeyi hiç istemediyse dei sadakatinden asla ödün vermemişti. Karakteri müsaade etmezdi zaten. Anlayamıyordu bunu. Evet, üzmüş olabilirdi. Ayrılmak yerine neden aldatmak? Aklı almıyordu bir türlü. Sinirlendi, yumruğunu sıktı. Biraz sakinleşmeyi bekliyordu. Fakat, Serap susmuyordu. Evi tuttukları şehri, evleneceği adamı anlatıp duruyordu. Serap’ın yüzüğünü masadan aldı ve suratına attı.

– Yeter! Bana beni nasıl boynuzladığını anlatmaya mı geldin? Bugüne kadar sana bir tek saygısızlık dahi yapmadım. Beni şiddet uygulamaya zorlama. Vurayım mı kızım seni? Bunu mu istiyorsun illa? Çek git hemen buradan. Adi kadın!

Serap eşyalarını toparlayıp, koşar adım uzaklaştı oradan. Korkmuştu Alper’den. Ne de olsa Karadeniz damarı. Sağı solu belli olmaz, oracıkta öldürüverirdi.

Merve Metin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...