Siyah Bağcık

Gece Gündüz
A A

Siyah Bağcık

Bir kapı sesi geldi. Sonunda gitti galiba. Sonunda bütün kabuslarım bitti. Böyle kolay gidebileceğine inanmamıştım. Rahat bırakabileceği ihtimali, fazla olağanüstü ve güzeldi. Ama şimdi sanırım özgürlük denen şey, başıma geldi.

Hole doğru yürüdüm. Ev, temizlik yapıldıktan hemen sonraki o deterjan kokusuyla sarılıydı. Sanırım o gitse de evi uzun bir müddet temizlemeyeceğimi biliyordu. Ama asıl sorun, benim pislikten öleceğimden mi evin kokmasından endişelendiğinden mi temizlik yaptığıydı. Bunu hiçbir zaman öğrenemeyecektim. Mutfağa geldiğimde ocağın üstünde sıcak bir yemek gördüm. Fazla haşlanmış ve lapa olmuş, beyaz bir yemekti. Temizliği anlayamamam normal, evet ama yemeği niçin yaptığı apaçıktı. Onun sebebiyet verdiği bir şey olsun istemedi. Aç kalacaksam bu, onun beni yemeksiz bırakmasından değil, öğünlerimi düzene koymamamdan olacaktı. Zeki kadındı.

Salondaki turuncu eski kanepeye oturdum. Hafif ıslaktı. Sudan, iyice sıkılmadan alınan bir bezle alelacele temizlenmişti. Ne kadar düşünsem de tek bir söz etmeden gitmesini anlayamıyordum. Anlaşamadığımızı hatta beni sevmediğini biliyordum ama en azından sürekli yatıyorum diye söylendiği günlerden biri olmalıydı bu da. Sahi sabah nasıl gitti? Olayların oluşunu takip etmem gerekirdi. Hızlıca yatak odasına gittim. Evi silmiş fakat yatağını toplayamamıştı galiba(!) Yaklaştım. Saçları dökülmüştü yatağın üstüne. Benim yüzümden fazla stres yapıyor olmalıydı. Yorganı yere düşürmüştü. Yastığı ıslaktı. Bunlar, gece uyuyamadığını göstermez mi? Ertesi gün ne yapacağını düşündü. İşin içinden çıkamıyordu. Korkuyordu belki. Gittiğinde özleyeceğini mi düşündü acaba? Sevmesen de birine yıllarca bakıyor olmak, ona alışmayı kaçınılmaz hale getirirdi. Ağladı bence. Yastığını ıslatacak hatta ıslaklığı sabaha kadar kuruyamayacak gibi ağladı. Bunun, beni özleyeceği için olduğunu sanmıyorum. O adamı seviyordu.

Dolabını açık bırakmış. Babamın ona aldığı kırmızı elbise asılı duruyordu. Yanına alması saçmalık olurdu, doğru. Elbiseyi askıdan çıkardım. Giyindim. En sinir olduğum şeylerden biri de bu kadınla bedenlerimizin aynı olmasıydı. Onda durduğu gibi durmayan bu elbiseyi utanmadan giyindim, evet… Yatak odasından çıkar çıkmaz banyoya girdim. Çöp kutusunun kapağı açık kalmıştı. Yerlerde tuhaf şekilli sabunlar vardı. Temizlik yaptığından şimdi şimdi şüphe ediyordum. Lavabonun üstündeki tarağı aldım. Saçlarımı taradım. Uzun ve siyahtılar. Ona benziyordum, babamdan daha çok ona. Kırmızı bir ruj aldım elime. Parmağıma sürüp dudaklarıma yaydım iyice. Pembe tozlara sürdüğüm pufu, yanaklarımda dolaştırdım. Gülümsedim. Yapmacıktı.

Ocaktaki yemeği beyaz bir porselene boşalttım. Üstüne bir parça dereotu attım. Böylesi elbiseme daha çok uyuyordu. Çatal koydum, kaşık ve bir bardak. Dolaptan meyve suyunu ve soğuk suyu çıkarttım. Sofra kurmak, yalnızken kolay ve sıkıcıydı. Bir şey unutmuştum. Kilere varıp dolapta tek başına duran siyah bağcıklı topukluları giyindim. Şimdi olmuştum işte. Kendi kendime yemek ısmarlayacaktım.

Holden mutfağa doğru yürürken kapı çaldı. Açtım. Geri gelmişti. Yanında gri parlak bavulu ve siyah çizmeleri vardı. Siyah saçlarını arkadan gevşekçe bağlamıştı. Mavi boyundan bağlamalı bir elbisesi, turkuaz pabuçları vardı. Gözleri kızarmıştı. Ağlayarak yürüdüğü, akan rimelinden belli oluyordu. Nefes nefeseydi, asansörü kullanmamıştı. Yüzüme baktı. Baştan aşağı şekilsiz vücudumu süzdü. Eve girdi. Yanıma yaklaştı. Eğilip ayakkabılarımın bağlarını çözdü. O an, ayakkabıdan ziyade hayatımı koparıyor gibiydi benden. Tek kelime etmedim. Hıçkırmadan ıslandı yanaklarım. Benden çıkardığı ayakkabıları kendi ayağına giydi. Çıplak kalmıştım. Çırılçıplak… Yalınayak… Yüzüme geldi. Yanaklarımdan öptü sessizce. Sonunda konuşuyordu işte. Benden aldığıyla ama beni sevmediğini kabul etmeyerek… Çıktı gitti. Koşuyordu. “Peşinden gelmeyeceğim…” dedim içimden. “Öleceğimi bilsem de seni aramayacağım. Sevmek, sevilmek senin de hakkındı, biliyorum. O sebeple gitmeni affedebilirim ama bağcıklarımı benden almanı; korkarım, unutamayacağım…”

Merve Çetin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...