Hayalperest

Gece Gündüz
A A

Hayalperest

Odam… Odası… O nasıl? Ne hissediyorum ben böyle? Ya da aynadaki ahmaklığın gerekçesi nedir? Kafamdaki ve ben boğuşurken bir ara veriyorum ve evet, sanırım biraz nefes almalıyım. O da ancak buradan çıkmakla olabilir. Ne kadar ilerleyebilirim, bir düşünelim. Hole yönelmek en zahmetsizi gibi geliyor. Ah hayır… Bu en ahmakça olanı.

Tamam, iyice netleştirelim artık. Eve geldim. Anahtarlığa cebimi boşalttım. Bir duş alıp uzanmıştım en son. Ne beni içmeden böyle mayhoşlaştırmış olabilir?

Kapıyı açtığımdan itibaren beynim bulanıyor. Gözlerim iyice bıraktı kendini. Ellerimi koyacak bir yer bulamıyorum. Hoş, ayaktayım; havada asılı kalmaları dengemi sağlayacaktır. Ama bu… Tadı da… Sakın o kelimeyi söyleme! Hayır, sakın… Bu koku… Al işte… Yeniden başlıyoruz. Bu, durduramayacağım bir döngü haline geliyor her seferinde. Anlam veremiyor oluşum, beni olduğumdan daha… Daha zayıf gösteriyor.

En sonunda elime bir kadeh alıp çöküyorum o eski kanepeye.
Hani güzel güzel kitap okuduğun üzerinde…

Kendi kendime konuşuyor buluyorum kendimi sonra. Aklımdan hiç geçirmediğim mevzularla alakadar oluyorum. Dağıtmak deniyormuşçasına…

Hani dağıtıyorum ya, hani anlam veremiyorum ya yokluğuna kızmayışıma…
Öldürüyor beni.

Tek bir şeyi sorup duruyorum kendime. “Bu ev… Vaktiyle babamın didinip uğraştığı bu üç odalı, nasıl böyle kısa bir sürede benden çok senin olmuş?” diyorum. Her yeri… Her köşesi…

Küçük Türk mutfağında ellerin…
Şarap rengi duvarlarında seviştiğin entarin…
Yün halılarında küçük parmaklarının teri… Nasıl sahiplenmiş evimi böyle?

Kafamı bile kaldıramıyorum yürürken. En çok yüzünü görmeye tahammülü yok adımlarımın.

Şarkı söyleyişlerin geliyor hatırıma. İnce, kısık ama emin… Her sözünü itinayla vurgulayarak korkmadan söylemekti seninki. Tebessüm eksilmiyor yüzümden. “Bir sese ancak böylesi hayranlık duyabilir bir kalp,” diyorum.
Öyle duyuyorum.

“Burada olsaydı iki hasbihâl ederdik.” deyişlerin olurdu kimi yazarlar için. Gözlerine bakınca konuşamadığımı bilir, uzaktan seslenirdin o sebeple bana şiirlerini. O vakitler hep Nastenka’yı* hatırlatırdı bana edaların. Yalnız hayalperest olurdum ben de.

“Bir korku içindeyim şimdi. Tam bir düş ama ben düşte bile gün gelip de bir kadınla konuşacağımı tahmin edemezdim.”*

Şimdi kalkıp gitsem bir, oturup kalsam ayrı bir dert bana bu ev.
Hatta ben de…
Kendime…
Senin olmuş her yer.
Hepsi senin olmuş.
Hatta ben de…
Kendim(de)…

*bkz. Beyaz Geceler/Fyodor Dostoyevski

Merve Çetin

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...