Eylüle Veda

Gece Gündüz
A A

Eylül ayı hüzünlerle geçti. Büyük aşkları, sıkı dostlukları, umutları, yarınları almaya niyetli gibiydi. Evet, diğer aylar gibi tıpkı; ara ara yaşadığımız olaylara ev sahipliği yapan diğer 11 ay gibi. Ama bu eylül, acımasız, bencil… Geçip giderken peşinde sürükledi koca dünyayı, güzel anıları. Üstelik belki de diğer aylarda telafisi olmayacak sızılar bıraktı bizlere. Bu eylül, yeminler ettirdi, yeminler bozdurdu. Hüzün, bir mevsimi olsa sonbahar olurdu; hüzün, bir ay olsa eylül olurdu.

Ağaçlar yapraklarını bir bir dökerken; yemyeşil renkler yerini sarıya bırakırken; hırkaları, kazakları sakladığımız yerlerden çıkartırken… Eylül dedi ki: “Alacağımı aldım, yaraladım, ümitsizliğe düşürdüm.” Eylülün son gecesi, balkondan selamladım gidişini, içimden sitem ederek. Yaşadığımız her duygunun bir ömrü var; mutluluk, aşk, acı, keder… Kimisi saatler, kimisi günler, kimisi yıllar, kimisi de bir ömre bedel süren duygular. Kişiyi oluşturan, karakterini belirleyen duygular. Ben hassas, hayalperest, çoğunlukla mutlu bir kadınım. Nereden geldik bu konuya? Ha, “Eylül…” diyorduk en son! Ya hayat bana acımasız davranmaya başladı ya da eylül ayının kötü bir oyunuydu yaşadıklarım. Nedeni ne olursa olsun. Ödediğim bedellerin, kaybettiğim insanların, duygularımın suçlusu kim? Belki de cevap çok basittir, ben! Bunu defalarca kendime anlatmam lazım. Aklımı inkâr etmeyi alışkanlık hâline getirdim son zamanlarda. Değişmeli, artık bir şeyler yolunda gitmeli; değişmeli, değişmeli, değişmeli, değişmeli, değişmeli, değişmeli, değişmeli…

Besen Merve

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...